İBRAHİM FAİK BAYAV
Cuma Suresi’nin 5’nci ayetinin sonunda ”Allah zalim kavme yol göstermez’ şeklinde uyarı var. Bu uyarıyı okuyan veya duyan insan, ”zalim Kavim kimdir?..” diye soracaktır. Merak da edecektir ”kavmin zalim olduğu nasıl anlaşılır?” diye. Cuma Suresi’yi okuyanlar bu meinde, ‘yehud’ ismini gördüklerinde, yol gösterilmeyecek olan zalimlerin sadece, Yahudi milleti içinde olduğunu sanabilirler. Aslında ayet geniş kapsamlıdır; her milletin içinde ‘zalim’ olarak anılan gruplar veya hizipler vardır. Onlar hüdaya erecek bir yol bulamadıkları gibi, hüdaya ermek isteyenlerin de önünde engel oluştururlar. Ayeti cümlelere ayırıp irdeleyelim:
Cuma Suresi beşinci ayet. BİRİNCİ CÜMLE: ”Meselü ellezine humilü et-tevrate; sümme lem yehmilüha… ke meseli el-hımari yehmilü esfaran”.
Ayetin bu cümlesi şunu anlatıyor: Bazı kimseler, Tevratı üzerlerinde taşıyorlarmış. Sonra,… (‘Sonra’ denmesi, Hazreti Muhammed ortaya çıktıktan sonra anlamında olmalı) Tevrat’ı üzerlerinde taşımayı bırakmışlar. Tevrat’ı taşıyıp bırakan kimselere, üzerinde değerli kitap taşıyan eşek, benzetmesi yapıldığı, bu ayet ifadesiyle belirtilmiş oluyor.
Tevrat, bir millete yol gösteren, saadete ulaştıracak olan ilim kitabıdır. İsrailoğulları’nın önderi olan Hazreti Musa’ya gönderilmiştir. Hazreti Muhammed gelmeden önce… henüz İslamlaşmayan Medine’de, sadece bir taife, Tevrat’ı sahipleniyordu; ve o taife, üzerine yol göstericilik yükümlülüğünü almış gibi görünüyordu. Tabi bu kişiler halk nezdinde itibar kazanıyorlardı. Lakin, Hazreti Muhammed Medine’de İslamlığı oluşturmaya başlayınca tuhaf bir şey olmuş, Tevrat kitabını üzerlerinde taşıyarak itibar kazananlar, o kitabı üzerlerinde taşımaktan vaz geçmişler… İşte o zaman ayetteki benzetmeye maruz kalmışlar. Demek ki, o taife bireyleri Tevrat kitabını üzerlerinde taşımaya devam etmeleri gerekiyordu.
Ayetteki ‘esfar’ اَسْفَارًا kelimesi Arapça Türkçe lügatte, Tevrat’ın kısımlarına verilen ad olarak gösteriliyor. Tevrat’ın her kısmı, ayrı bir kitap olarak mı taşınıyordu acaba? Peki, o kişilerin eşeğe benzetilmesinin sebebi ne idi? Eşek, üzerine konan değerli kitab konduğunda sadece taşır, ama, taşıdığı şeyin değerini bilmez ve anlamaz.
İKİNCİ CÜMLE: ”Bise meselü’l-kavmi. ellezine kezzebü bi ayatillahi”.
Bu ayet ifadesi, değerli kitap olan Tevrat’ı üzerlerinde taşırken, taşımaktan vaz geçmelerini, ‘kötü’ olarak tanımlıyor. ‘Kötü davranış’ diyor. Hatta, içindeki, Allah’ın ayetti sayılan hükümler de tekzip edilmiş, yalanlanmış oluyor.
Tevrat’ı üzerlerinde taşımaktan vazgeçen o kimseler Tevrat’ın yanlış kitap olduğunu mu farkettiler acaba?.. Yoksa, Hazreti Muhammed, Tevrat’tan bazı ayetleri okuyup, halkın nezdindeki itibarlarını sapır sapır dökmeye mi başlamıştı? Tabi, Hazreti Muhammed’in yaşadığı zamanının Medine’sinden ve taifesinden bahsediyoruz.
‘Ellezine kezzebü‘ اَلَّذينَ كَذَّبُوا kelimesi, tekzip eden, anlatılanın doğru olmadığını söyleyenler grubu, topluluğu, hatta cemaat veya cemiyet mensupları demektir. Bir grup veya taifenin, ya da etkin bir cemiyetin, gerçeği toplumdan gizlemesi, gizleyemediklerinde tahrif etmesi, ‘zalim’ sıfatını almalarına yetiyor. Ayet, o kimselerin, Hazreti Muhammed’in dile getirdiği gerçeği yalanladıklarını belirtiyor. Halbuki Hazreti Muhammed, anlattıklarını Tevrat ayetlerine dayandırıyordu.
Günümüzde, Türkiye’deki Yahudi fikir adamları, Tevrat kitabını anlaşılır hale getirip yayınlamışlar ve kamu oyuna sunmuşlar. Türkiye’de hiç bir fert, Tevrat’ın içinde yazılanları anlamak için Yahudi ilimadamlarına veya hahamlarına danışmaya ihtiyaç duymaz. Tevrat’ın Türkçe yazımı gayet nettir; Okur ve gerçeği öğrenir.
Başta, ”Allah zalim kavme yol göstermez” uyarısı yazılmıştı.
‘Kavme’z-zalimin’ اَلْقَوْمَ الظَّالِمينَ (zalimlerin cemiyeti ya da zalimlerin cemaati) durduk yerde söylenmiyor. Zalim topluluk, -cemaat veya cemiyet olarak- her ülkenin içinde vardır. Gerçeği bilmeyen insanların üzerinde etkili olurlar, batıla yönlendirirler. Kutsal değerleri kullanmak isterler. Ve belki de kullanırlar. Taassup ehlini -inanç ekseninden- avlarlar.
”Cuma Suresi metninde ‘Yehud’ kelimesini görenler, zalimlerin sadece Yahudi milleti içinde çıktığını sanmasınlar” dedik. Cuma Suresi’ndeki konu bir gerçeği belirtirken, her zamanın her milleti için örneklik yapar. Mesela; Müslüman bilinen Türkiye’de politik ve ekonomik amaçlı cemiyetler, kural belirten kitapçıkları, işlerine gelmediğinde kamuoyundan gizliyorlar… Gizlemediklerinde kitapçık içindeki hükümleri tahrif ediyorlar.
O kitapçıktaki hükümleri o kişilere hatırlatan birileri ortaya çıktığında ne mi oluyor?
Hiç!.. Dedikleri dedik, çaldıkları düdük, oluyor. Torba içinde getirdikleri varak ile kitapçık içindeki hükmü ortadan kaldırıyorlar.
İbrahim Faik Bayav
(04.09.2026 09:15)