" />

Rahman Suresi 46 – 61: 1. İki Cennet: Anadolu’da… İki Nehir: Dicle ve Fırat… 

Rahman Suresi 46 – 61: 1. İki Cennet: Anadolu’da… İki Nehir: Dicle ve Fırat… 

ABONE OL
Nisan 5, 2026 14:52
Rahman Suresi 46 – 61: 1. İki Cennet: Anadolu’da… İki Nehir: Dicle ve Fırat… 
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İBRAHİM FAİK BAYAV

Rahman Suresi 46 – 61: 1. İki Cennet: Anadolu’da… İki Nehir: Dicle ve Fırat…

Rahman Suresi’nin bu ayetlerinden itibaren, ‘ennet’ adı verilen yerlerin anlatımı başlıyor. Bakalım, Hazreti Muhammed’e inanmış ve tabi olmuş kişlere, cennetin ya da cennetlerin yeri hakkında ne bilgiler veriliyor:

Rahman Suresi 46: ”Ve limen hafe makame rabbihi cennetan”. Yani, Rabbinin makamından korkan kimseler için iki cennet var.

Ayetin duyurulduğu yer Mekke’dir. Ve ayet, yaşanılan o zamanda, o beldede, insanların özlem duydukları iki cenneti var olduğunu haber veriyor. O iki cennete ulaşmanın şartı ise Mekkelilerin, rablerinin makamına karşı dikkatli olmalarıdır. Ayetin kelimelerini irdeleyelim:

‘Makame rabbihi‘ مَقَامَ رَبِّه kelimesi Türkçeye ‘Rabbinin makamı’ veya ‘Rabbinin konumu’ şeklinde çevriliyor.

Şu sorulur: Rabbin, makamı veya konumu diye bir şey olabilir mi?

‘Makam’ مَقَامَ sözcüğü, fiziki anlamda bulunulan yere verilen addır. Mana olarak sahip olunan dereceyi gösterir. Öyleyse ‘makame rabbihi’ ifadesi, mana derecesi sadece Rabb’e ait olan… insanların hiç bir zaman elde edemeyecği dereceyi belirtir.

‘Hafe’ خَافَ fiili, ferde, ‘korkma’ hareketini yaptırır. Ama bu korkma, sorumluğu yerine getirememekten gelen korkmadır. Kural konmuşsa o kurala uyulacaktır. O zaman ‘Makame rabbihi’ ifadesi, Rabb’in kural koyma makamı anlamında oluyor. O zaman ayetin anlamı şöyle oluyor: Rabbinin makamına karşı her kim sorumluluğunu yerine getirirse, iki cennete ulaşma yolu açılacaktır.

Rahman Suresi 47: ”Fe bi eyyi alai rabbiküma tükezziban”. Yani, Rabbinizin haber verdiği iki cennetin hangisini yalan sayabileceksiniz?

Soru: ‘Cennetan’, جَنَّتَانِ o anda var olan iki cennet ise, bu iki cennet nerededir? Ayetin kendilerine duyurulduğu andaki insanlar bu soruyu mutlaka sormuşlardır. Nerede olduğu sonraki ayetlerden tahmin edilebilir:

Rahman Suresi 48 – 53: Bu iki ayet, haber verilen iki cennetin tasvirini şöyle yapıyor:

a) ”Zevata efnanin” ذَوَاتَا اَفْنَانٍ Yani çeşitli türlerin bulunduğu yerler…

”Çeşitli türler”, hem hayvan türleri hem bitki türleridir.

b) ”Fihima aynani tecriyani” فيهِمَا عَيْنَانِ تَجْرِيَانِ Yani, o iki cennette akıp giden iki su kaynağı var…

c) ”fihima min külli fakihetin zevcan” فيهِمَا مِنْ كُلِّ فَاكِهَةٍ زَوْجَانِ Yani, o iki cennette tatlı ve ekşi iki çeşit meyveler var.

Sure’nin geldiği yer Suudi Arabistan’ın çöl bölgesidir. Tüccar ve seyyahların dışında yerleşik halkın, dünyanın başka yerlerinde ne olduğundan haberi yoktur. Hz. Muhammedin dilinden bu ayetleri duyanlar, elbetteki şaşıracaklardı. Merak da edeceklerdi o iki cennet nerede diye. Şimdi, yaşadığımız 21’nci Yüzyılda biz de merak ettik. Acaba o iki cennet nerede?

Akıp giden su kaynağı mısırda var. Adı, Nil. Çıktığı yer ise Tanzanya Viktoria gölü. Mısır’da hayvan ve bitki türleri de var; tatlı ve ekşi  meyveler de yetiştirilir. Lakin ayet iki su kaynağından bahsettiğinden, işaret edilen cennet Mısır’da değil.

Akıp giden iki su kaynağı Irak’ta var: Dicle ve Fırat. Fakat, ‘aynani’ kelimesi işaret edilen o iki cennetin Irak’ta olduğu fikrini vermiyor.

‘Aynani’, iki su kaynağının çıktığı yeri işaret eder. Orası da Anadolu topraklarıdır. Elazığ Dicle nehrinin çıktığı yerdir… Ağrı ve Erzurum ise Fırat nehrinin çıktığı yerdir.

Bu iki su kaynağının bulunduğu ülke, meyve ve tahıl zenginliğine sahip olduğu kadar, küçük ve büyük baş hayvanların yetiştirildiği ülkedir.

Rahman Suresi 54: ”Müttekiine ala füruşin betainüha min istebrakın, ve cena el-cenneteyni danin”.

Bu ayet, ”Onlar, astarları atlastan yataklara yaslanırlar” şeklinde Türkçeye çevriliyor.

‘Atlas’, Türkçe sözlükte ‘ipek’ olarak gösteriliyor. İpek, ‘seten’ adı verilen parlak ve zarif anlamında da olabilir. ‘Füruş’ ise, pamuktan mamul dinlenme eşyalarıdır. Lakin Ayette ‘betainüha min istebrakın’ tamlaması, bahsedilenin ne olduğunu merak ettiriyor.

Arapça Türkçe lügatte ‘istebrak’ اِسْتَبْرَقٍ sözcüğünün Farisi sözcük olduğu belirtilmiş. Sözcük ‘istif-al’ fiil masdarına benziyor. Şu anlam çıkarılır: Tasvir edilen cennet İran taraflarındadır. ‘İstebrak’ kalın ipek atlasa verilen ad imiş.

‘Müttekiin’, مُتَّكِئنَ sıfat isimdir. İstirahat edenler anlamındadır. İstirahat ise her hangi bir çalışmanın neticesidir.

Rahman Suresi 56: ”Fihinne kasıratu‘t-tarf, lem yatmishünne insün kablihüm ve la can”. Bu ayet ifadesinden anlaşılan şu: Bahsedilen iki cennette kasıratu’t-tarf adı verilebilecek şeyler varmış. Onlara daha önce yerleşik ve yabancı insanlar dokunmamış. ‘Kasıratu’t-tarf’ adı verilen şey ne imiş?.. Bakalım:

Kur’an mealcileri,  ‘Kasıratu’t-tarf’ kelimesini, ‘güzeller’, dilberler’, ‘kadınlar’, ‘eşler’ şeklinde anlamışlar. ‘Güzeller’ anlamı verilmesi doğrudur. Mealciler, yazık ki, ‘güzeller’ sözcüğünü de ‘kadınlar’ anlamında kullanmışlar.

‘Tarf’ اَلطَّفِ sözcüğü Arapça Türkçe lügatte, her şeyin kenarına ya da uç tarafına verien ad olarak belirtiliyor. Konu ‘cennet’ ise ‘tarf’ cennetin uç kısmıdır veya cennetin bir tarafıdır.

‘Kasırat’ قَاصِرَاتُ sözcüğü, Mekke toplumunda, rüşt yaşına varmamış kız olarak anlaşılıyormuş. Arabistan çölünde değil de yeşillikli vadilerde dünyaya gelen kızlara ne mutlu. Ama ayette zikredilen ‘kasırat’ teriminin kızlarla kadınlarla ilgisi yok.

‘Kasara’ fiili, birine… ama çalışan birine, meşgul olduğu işten el çekme hareketini yaptırıyor. ‘Kasırat’ o hareketi yapann müennesi oluyor.

‘Kasırat’, bu ayette kullanılmaya elverişli nesnelere verilen addır. Bu nesneler imal edilmişlerdir, belirlenen yer veya konumda alıcılarını beklerler.

‘Lem yatmishünne’ لَمْ يَطْمِثْهُنَّf fiili, imal edilmiş o nesneler henüz yerli veya yabancı kişileririn kullanımına girmemiştir. Yani ilk el ya da sıfır eşya olarak görünürler. Onlara, 58’nci ayet ifadesiyle ‘yakut’ ve ‘vercan’ değeriyle benzetme yapılmıştır.

Rahman Suresi 60: ”Hel cezaü‘l-ihsanin illa ihsanün”. Yani, ihsanın karşılığı ihsandan başka mıdır Rabbin makamı karşısında?..

Rahman Suresi 59 – 61: ”Fe bi eyyi alai rabbiküma tükezziban”. Yani, Rabbinizin haber verdiği nimetlerin hangisini yalan sayabileceksiniz?

İbrahim Faik Bayav
(06.10.2025 09:13)

www.kozanbilgi.net internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotografların her türlü telif hakkı KozanBilgi.Net'e aittir. İçerikleri kaynak göstererek alabilirsiniz.



Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.