TÜRKEŞ MANGA
KozanBilgi.Net İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni
Girdi maliyetlerinin %100 arttığı, doğal afet ve hastalıklar nedeniyle verimin yarı yarıya düştüğü Türkiye’nin tahıl ambarında mısır üreticisi büyük bir çöküşün eşiğinde. Açıklanmayan ya da beklentilerin çok altında kalan taban fiyatlar nedeniyle tüccarın insafına terk edilen çiftçi, şimdi de sanayici-tüccar kıskacıyla karşı karşıya.
Çukurova ve bölge genelinde mısır hasadı devam ederken, tarladaki yangın mutfağa ve cüzdana sıçradı. Geçtiğimiz yıla oranla tohum, gübre, mazot, elektrik ve sulma maliyetleri %100’ün üzerinde artış gösterirken; mısırın dönüm maliyeti 13.000 TL sınırına dayandı. Ancak piyasada konuşulan ve telaffuz edilen 13.000 TL civarındaki alım fiyatları, çiftçinin üretim maliyetini dahi karşılamaktan çok uzak.

Bu yıl sadece yüksek maliyetlerle değil, aynı zamanda aşırı sıcaklar, kuraklık, hastalıklar ve doğal afetlerle de mücadele eden üretici, rekoltede ağır kayıplar yaşadı. Dönüm başına alınan verimin yarı yarıya düşmesi, ürünün birim maliyetini katlarken, elde edilen geliri bitirme noktasına getirdi. Hem rekolte kaybı yaşayan hem de hak ettiği fiyatı bulamayan çiftçi, adeta çift taraflı bir cenderenin içinde sıkışıp kaldı.
Tatmin edici bir taban fiyatın zamanında açıklanmaması veya uygulanan politikaların yetersiz kalması, bölge çiftçisini tüccarların ve büyük alıcıların insafına teslim etti.
Edinilen kulis bilgilerine ve bölgeden gelen iddialara göre; Adana ve çevre illerde faaliyet gösteren nişasta fabrikalarının temsilcileri, bölge tüccarlarıyla gizli toplantılar gerçekleştirerek mısır fiyatlarını yapay bir şekilde aşağı çekme gayretine girdi. Yapılan bu müdahalelerin ardından piyasada mısır fiyatlarının hızla gerilemesi, çiftçinin şüphelerini doğrular nitelikte.
Fiyatları aşağı çekerek üreticinin sırtından haksız kazanç elde etmeye çalışan piyasa aktörlerine seslenen bölge üreticileri, tepkilerini şu sözlerle dile getiriyor:
“Buna alet olan bölge tüccarları ve sanayicileri şunu asla unutmasın: Bu çiftçi size her zaman lazım! Bugün üç-beş kuruş daha fazla kazanmak için üreticiyi ezerseniz, yarın tarlaya mısır ekecek bir tek çiftçi dahi bulamazsınız. O gün geldiğinde ‘Köylü Ahmet’i, Mehmet’i’ çok ararsınız ama iş işten geçmiş olur.”
Piyasada oluşan bu başıboşluğa ve spekülasyonlara karşı yetkililerin sessiz kalmasından derin üzüntü duyan üreticiler, tarım politikalarının acilen gözden geçirilmesini talep ediyor. Çiftçinin tek başına bu büyük sanayi ve sermaye gücüne karşı direnemeyeceğini belirten üreticiler, karar vericilere uyarılarda bulunuyor:
“Bizler belki ferdi olarak sesimizi gür çıkaramayız, hak ettiğimiz değeri tarlada alamayız; ancak kimse unutmasın ki hesap vakti gelecektir. O hesap vakti ve zaman SANDIKTIR ve sandık sanıldığından çok daha yakındır.”

Mısır üreticisinin üretimde kalabilmesi ve önümüzdeki yıl toprağa küsmemesi için acilen şu adımların atılması çağrısında bulunuluyor:
Gerçekçi ve Destekleyici Fiyat: Güncel girdi maliyetleri ve rekolte kayıpları dikkate alınarak acilen telafi edici bir müdahale alım fiyatı ve destekleme primi açıklanmalıdır.
Piyasa Spekülasyonlarına Denetim: Nişasta fabrikaları ve tüccarlar arasındaki fiyat düşürme girişimleri Ticaret Bakanlığı ve Rekabet Kurumu tarafından mercek altına alınmalıdır.
Girdi Desteği ve Borç Erteleme: Afet ve hastalıktan etkilenen çiftçilerin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri’ne olan borçları faizsiz olarak ertelenmeli, mazot ve gübre destekleri nakit olarak hızla ödenmelidir.
Mısır üreticisi şimdi gelecek müjdeli bir haberi değil, hakkı olanın verilmesini ve alın terinin korunmasını bekliyor.