31 Mayıs 2026 Pazar
Osmaniye Turizmle Değerleniyor: Ünlü Belgeselci Barış Kerim Cesur Şehri Karış Karış Fotoğrafladı!
KOZAN'IN KURTULUŞU VE MİLLİ RUH
Sevgi, takvimde işaretli günlere sığdırılacak bir duygu değildir
Çok Sert Ergenlik İsyanı mı Ya da Kontrol Edilebilen Dengeli Bir Ergen mi?
GENÇLİK GELECEĞİN TOHUMUDUR
İRAN SAVAŞI DÜNYA İÇİN BİR FIRSATA DÖNER Mİ?
TÜRKEŞ MANGA
KozanBilgi.Net İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni
Geçtiğimiz hafta Adana Büyükşehir Belediyesi’nin Çukurova Üniversitesi kampüsünde yeni bir itfaiye birimi oluşturduğunu okuyunca, hafızam beni birkaç yıl öncesine götürdü. Hani derler ya, “Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür” (İnsan hafızası unutkanlıkla sakatlanmıştır) diye… Ama biz gazetecilerin hafızası öyle kolay kolay silinmez, silinmemeli.
Zeydan Karalar henüz Büyükşehir Belediye Başkan adayı olduğu dönemdi. Seyhan Belediye Başkanı sıfatıyla bizleri bir basın kahvaltısında ağırlamıştı. Ben de o masada, Gaziköy ve çevre köylerimizin en hayati ihtiyacını dile getirmiş; bölgeye hizmet verecek bir itfaiye birimi kurulmasını bizzat istemiştim. Sayın Karalar o gün her kesin huzurunda, büyük bir memnuniyetle “Söz Türkeş Bey, yapacağım” demişti.
Aradan koca bir beş yıl geçti… O gün verilen sözler, seçim otobüslerinin arkasında bırakılan toz bulutları gibi dağılıp gitti. Biz Gaziköy’de, çevre köylerde muhtelif zamanlarda ölümlü ve büyük maddi hasarlı yangınlara şahit olduk. Canımız yandı, ciğerimiz yandı. Büyükşehir’in itfaiyesi o uzak yollardan silsileyle gelene kadar; yangın bitmiş, ölen ölmüş, zarar eden etmiş oluyor. Geriye ise sadece siyasilerin içi boş lakırtıları kalıyor.
Şimdi birileri çıkıp “Zeydan Başkan cezaevine girdi, o yüzden aksadı” falan demesin. Kimse kimseyi kandırmasın; başkanın ilk beş yılı bu sözü tutmaya yetecek kadar uzun bir süreydi ama o süre boşa geçti. Peki yerine gelen başkan ne yaptı o bu verilen sözleri yapamazmıydı. Bir kere bile ne mesajlarıma ne de telefonuma döndü.
Mesele sadece itfaiye de değil. Yerel yönetimin Gaziköy’e bakış açısını anlamak için devasa projelere gerek yok. Gaziköy Lisesi’ndeki Atatürk büstünün önüne bir zincir takılmasını istediğinizde ya da kırılan iki bankın onarımı için başvurduğunuzda, iki tahta parçası için koca bir eğitim dönemi geçiyor. Basit bir tadilatı bile aylar süren bir bürokrasiye boğan anlayış, Gaziköy’ün yangınına nasıl çare olsun?
Bu millet mevcut iktidardan, ekonomik buhrandan, görmezden gelinmekten çok çekti. Artık yeni bir soluk, yeni bir iktidar anlayışı bekliyor. Ancak CHP’nin, köylerin yolunu bilmeyen milletvekilleriyle, seçimden seçime halkın arasına giren teşkilat yapısıyla bu güveni kazanması imkansız. Köylü, sadece seçim öncesi ilçe başkanını yanına alıp poz veren siyasetçiyi değil; derdine derman olan, verdiği sözün arkasında duran yöneticiyi bekliyor.
Siyasetçiler şunu unutmasın: Gaziköy’ün yanmış evlerinde, sönmüş ocaklarında o tutulmayan sözlerin is izi var. Biz buradayız, buradaydık ve verilen her sözün takipçisi olmaya devam edeceğiz.
Çünkü bizim için Gaziköy sadece bir harita noktası değil; candır, vatandır!
TÜRKEŞ MANGA
KozanBilgi.Net İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni
Yıllarca “garibanın sesi” olduğunu iddia edenlerin, aslında kendi yankılarından başka bir şeyi duymadıklarını izliyoruz bugünlerde. Ekranlarda “paraya para demeyen”, tek bir konserle servetine servet katan sanatçılarımız ve her sezon başı astronomik rakamlara imza atan sporcularımız… Halkın cebinden çıkan paralarla o zirvelere tırmananların, aşağıda kalan milyonların feryadına neden bu kadar sağır kaldığını sormanın vakti geldi de geçiyor bile.
Bu durumun en taze ve can yakıcı örneği Ferdi Tayfur cephesinde yaşanıyor. Şarkılarında acıyı, kederi ve yoksulluğu ilmek ilmek işleyen bir ismin; bugün çocukları ve eski hayat arkadaşları arasında yaşanan o çirkin “marka ve miras kavgası” aslında bir ibret vesikasıdır.
Kendi soyadını bile çocuklarına dava konusu eden bir anlayış, halkın ona yüklediği “Baba” sıfatının neresine sığar?
Onca servet, onca mülk varken; bugün bir ekmeğe muhtaç insanların yaşadığı bu ülkede, o mirası paylaşamayıp birbirine girmek halktan kopuşun en net kanıtıdır.
Halkımız “askıda ekmek” kuyruklarında hayat mücadelesi verirken; dizi bölümü başına on binlerce, bazen yüz binlerce lira alanların gayrimenkul imparatorlukları kurması artık sadece bir başarı hikayesi değil, bir gelir adaletsizliği abidesidir. * Sporcularımız kazandıkları her kuruşu betona, lüks otomobillere ve arsaya yatırırken; memleketin bir köşesinde spor malzemesi bulamayan gençleri görmezden geliyorlar.
Sanatçılarımız hayattayken bir yetimin başını okşamak, bir öğrenciye burs olmak yerine; servetlerini nasıl daha fazla katlayacaklarının hesabını yapıyorlar.
Bülent Ersoy’dan İbrahim Tatlıses’e kadar pek çok ismin mal varlıkları ve bunların etrafındaki tartışmalar sık sık gündeme geliyor. Peki ya halkın bu isimlere verdiği o karşılıksız sevgi? O sevginin karşılığı bu mu olmalıydı?
Hayattayken “ihtiyaç sahibi” dendiğinde kafasını çevirenlerin, öldükten sonra geride bıraktıkları o “devasa dağlar” sadece mirasçılarını birbirine düşürmüyor; aynı zamanda toplumsal adalete olan inancı da sarsıyor.
Sonuç Olarak: > Miras sadece tapu ve banka cüzdanı değildir. Gerçek miras, bu toprakların insanına ne bıraktığınızdır. Öldükten sonra çocuklarınızın mahkemelerde birbirini yediği o mülkler, aslında sizin bu dünyada “insan biriktirmeyi” başaramadığınızın en büyük kanıtıdır. Sanatçı dediğin, halkın dertleriyle dertlenen kişidir; halkın sırtından kazandığını yine halkın yarasına merhem eden kişidir.
Kefenin cebi yok beyler! O hırsla biriktirdiğiniz binalar, birbirine düşürdüğünüz evlatlarınızın elinde sadece birer utanç duvarına dönüşecek.
TÜRKEŞ MANGA
KozanBilgi.Net İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni
İlk dersimi annemin kucağında öğrendim,
Sevgi nedir, vefa nedir onda can buldum.
Hayatın sillesini babamla göğüsledim,
Sabır nedir, güç nedir onda dik durdum.
Anne bir mektepmiş, baba ise bir hoca,
Dünya ise derslerle dolu koca bir oda.
Sizden aldığım ahlak, en büyük miras bana,
Değişmem bu serveti inan ki hiçbir yana.
Siz benim en doğru, en dürüst aynamsınız,
Dertli günlerimde şifalı dünyamsınız.
Gönlümün sultanı, başımın tacısınız,
Siz benim bitmeyen, o kutsal sevdamsınız.
TÜRKEŞ MANGA
KozanBilgi.Net İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni
Bir fotoğraf karesi, iki güzel yüz,
Bakınca içime dolar bin bir türlü hüzün.
Sizle bahardı ömrüm, şimdi ise hep güz,
Söndü ışığı artık şu iki yaşlı gözün.
Annem “üşüme” derdi, babam “dik dur” derdi,
Sizin sözleriniz bana ne büyük güç verirdi.
Şimdi rüzgar esse ruhum hemen ürperdi,
Siz varken tüm korkular önümde erirdi.
Hakkınızı helal edin, ey aziz canlar,
Sizi kaybeden ancak bu büyük derdi anlar.
Dualarım sizinle, her an, her saniye,
Sizsiz yetim kaldı en güzel zamanlar.
TÜRKEŞ MANGA
KozanBilgi.Net İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni
Hikayem yarım kaldı, siz çekilip gidince,
Kiminle paylaşırım sevincimi gönlümce?
Annem derman olurdu derdimi söyleyince,
Babam yol gösterirdi karanlıklar inince.
Şimdi mezar taşınız dert ortağım oldu,
Siz gittiniz, gönlümün çiçekleri hep soldu.
Gözlerim her kapıda sizi arar oldu,
İçimdeki o boşluk özleminizle doldu.
Cennet kokulu annem, yüce dağım babam,
Sizin için her gece yükselir bu feryadım.
Rabbim sizi kavuştursun o en güzel yerlerde,
Sizin adınız kalsın benim en büyük tadım.