" />

Cin Suresi Ayet 8:  Cinler Semayı Nasıl Yoklamışlar? Neler Bulmuşlar?

Cin Suresi Ayet 8:  Cinler Semayı Nasıl Yoklamışlar? Neler Bulmuşlar?

ABONE OL
Mayıs 9, 2026 10:05
Cin Suresi Ayet 8:  Cinler Semayı Nasıl Yoklamışlar? Neler Bulmuşlar?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İBRAHİM FAİK BAYAV

Cin Suresi Ayet 8:  Cinler Semayı Nasıl Yoklamışlar? Neler Bulmuşlar?

Cin Suresi sekizinci ayet şu: ”Ve enna le mesna es-semae fe vecednaha müliet haresen şediden ve şühüben”. Bu ayette ne deniyor?

Cumhuriyet döneminin ilk mealcileri, bu ayeti, ‘Göğe dokunduk, onu kuvvetli bekçiler ve alevlerle dolu bulduk” şeklinde Türkçeye çevirmişler. Sonraki mealciler ise  ‘le mesna es-semae’ kelimesine ‘göğe dokunma’ anlamını uygun görmemişler, bu ifadeye, ‘göğü yokladık’ anlamını vermişler.

Öyle ya!.. Göğün neresine kimler nasıl dokunacaklar? ‘Yokladık’ ifadesi, zihnin ve duyuların harekete geçtiğini belirtir.

Ama, yine de bbiz ayeti irdeleyeceğiz, göğe dokunulmuş mu?.., yoksa, gök yoklanılmış mı?.. anlamaya çalışacağız.

Ama önce şu sorunun cevabını bulalım: ”Ve enna le mesna es-semae…”

وَ اَنَّا لَمَسْنَا اَلسَّمَاءَ sözünü kimler söylemiş? Yani, göğe dokunma ya da göğü yoklama hareketini yapanlar kimler?

Ayetin anlatıldığı biçimden, ‘dokunma’ ya da ‘yoklama’ hareketini önceki ayette ismi geçen cin grubu yapmış gibi anlaşılabilir. Vahiy getiren cebrail yapmış gibi de anlaşılabilir. Biz, bu ayet ile verilmek istenen mesaja odaklanacağız:

Cin Suresi’nin sekizinci ayet ifadesi, -Eğer sema sözcüğünün Türkçe karşılığı gök ise- Hazreti Muhammed’in zamanındaki insanların anlayabileceği bir ifade değil. 20’nci yüz yıla kadar, ulema taifesinin ne anladığı da meçhul. Belki, Hazreti Muhammed bile, vahiyle gelen bu söze şaşırmıştır. -Eğer sema sözcüğünün Türkçe karşılığı gök ise-  Çünkü ayet, o zamana değil, yüzyıllar ötesine işaret ediyor. 20’nci yüzyıldaki olaylar, 20’nci yüzyıl sonunda, ayetin anlaşılabilmesine imkan vermiş.

Yeni mealcilerin, ‘le mesna es-semae’ kelimesine ‘göğü yokladık’ anlamı vermesi, ‘rasat’, ya da ‘radar’ sistemini akla getirir. Radardan gönderilen sinyalle, semanın neresinde ne olduğu, neresinden hangi oranda, tehlike geleceği tespit edilir. Hamdi Yazır’ın açıklamasını dikkate alıp, ‘le mesna es-semae’ kelimesini ‘göğe dokunduk’ şeklinde anlasak, radarla tespit edilen tehlikenin, yapılan ateşleme ile bertaraf edileceği anlamı ortaya çıkar. Bu hareketi yapacak olanlar, elbette ki, (bu zamanda) Mekke ya da Suudi Arabistan haricindeki ‘cin’ adı verilen yabancılar olacaktır.

Ayette ”vecednaha müliet haresen şediden ve şühüben” deniyor.

Yani, semayı yokladıklarında, ‘şühüb’ adı verilecek öyle nesneler bulmuşlar.

‘Harasen şediden’, حَرَسًا شَديدًا şiddetli koruma demek. Zamanımızda her ülkede bulunuyor. (Hava savunma sistemi) Bir de şühüb adı verilen şey var.

‘Şühüb’, شُهُبًا  Parlak nesneler, ya da ateş gibi parlayan nesneler anlamına geliyor. Mealciler, bunun yakıcı şey olduğuna kanaat getiriyorlar.

‘Müliet’ مُلِئَتْ ise, behsedilen nesnelerin depolanmış ve doldurulmuş olduğunu belirtiyor. O zaman soru şu: ‘Şühüb’ adı verilen yakıcı nesneler, yoklanılan göğün neresindeler?

21’nci yüzyıldayız. 25 yıl bitti. İran ile İsrail’in birbirine akıl almaz şekilde saldırmasında, ‘şühüb’ adı verilen nesneler, gök yüzünde kayarlarken görüldü,  Amerika Birleşik Devletleri, ‘Şühüb’ denen yakıcı nesnelerin -rasat ederek- İran’ın neresinde olduğunu bilse de, onlarcası bir arada, gök yüzünden süzülüp üzerlerine gelişini engelleyemiyor. İsrail’in binaları harap ediliyor. O yakıcı nesnelerle, İsrail cehenneme döndü, Birleşik Arap Emirliği’nin, Katar’ın ve Suudi Arabistan’ın binaları ve tesisleri kullanılmaz hale getirildi.

‘Bulduk’ anlamındaki ‘Vecednaha’ وَجَدْنَاهَا fiili, önceki ayette, ”acip bir Kur’an dinledik” diyen cin grubuna ait olacaktır. Bu ifade ile, göğün yoklandığı ve göğün bazı kısımlarında ”haresen şediden ve şühüben” denen nesnelerin bulunduğu zamanda, ‘Kur’an manasına gelen, uyarıcı ve sakındırıcı sözlerin ve fikirlerin olacağına da işaret eder. Konu ‘Cin’ olduğundan, ayetteki konuşan cin grubu, 21’nci yüzyılda, Müslüman ülkelerdeki perişan durumu görüp zulmü benimsemeyen, milletler olacaktır. Lakin, Müslümanlar, İslam’ın ne olduğunu bilmedikleri için, onları, yani Müslüman coğrafya dışındakileri Müslüman bilmezler.

İbrahim Faik Bayav
(08.05.2026 10:50)

www.kozanbilgi.net internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotografların her türlü telif hakkı KozanBilgi.Net'e aittir. İçerikleri kaynak göstererek alabilirsiniz.



Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.