İBRAHİM FAİK BAYAV
Maide Suresi 117 Birinci cümle:
”Ma kultü lehüm illa ma emerteni bihi en eabüdü allahe rabbi ve rabbeküm”. Yani İsa diyor ki; ”Onlara senin bana emrettiğinin haricinde bir şey demedim. Allah benim de rabbimdir, sizin de rabbinizdir; ona kulluk edin, dedim”.
Ayetteki ”Allah, rabbi ve rabbeküm” اللّه رَبّى و رَبَّكُمْ ifadesi, toplumun ‘Allah’ ve ‘rabb’ kelimelerini henüz kavrayamadığını gösteriyor. Acaba toplum bireyleri Etrüks mitelojjisinin etkisinde miydiler? Belki de bu etki, İsa’yı ‘ilah’ mertebesine çıkarmalarına sebeb oluyordu.
‘En abüdü allahe‘ اَنْ اَعْبُدُوا اَللّهَ kelimesi, toplum bireylerinin yönünü Allah’a döndürme anlamını taşır; İsa, Allah’ın gücünü yansıtma görevi almıştır. Yani İsa, Allah’tan gelen emir ve tavsiyelere uyulmasını, onun hükmüne boyun eğilmesini istemiştir.
Maide Suresi 117 İkinci cümle:
”Ve küntü aleyhim şehiden madümtü fihim”. Yani, İsa diyor ki; ”Ben onların arasında bulunduğum sürece… emredileni söyledim”.
Emredilenler, Tevrat’ın içindeki hükümlerdir.
Önceki ayetlerde, Hazreti İsa’nın olağanüstü görünen davranışları anlatılmıştı. Biz Müslümanlar o duruma ‘mucize’ diyoruz. Olağanüstü haller onun alimlik vasfından geliyordu. Lakin bu ayet ifadesi, İsa’daki ilmin de emredildiği şekilde kullanıldığını belirtiyor. Bu şu demektir: İlmin cüzlerinin kullanılması şarta bağlı olacaktır.
Maide Suresi 117 Üçüncü cümle:
”Felemma teveffeyteni künte ente er-rakıbe aleyhim”. Yani…
Bu ifade Türkçeye ”ne zaman ki beni içlerinden aldın gözetici sen oldun” şeklinde çevriliyor.
Mealciler, ‘felemma teveffeyteni’ فَلَمّا تَوَفَّيْتَنى kelimesine ”vefat ettirince” anlamı veriyorlar. Neden?..
‘Vefat’ terimi Türkçe’de ‘ölüm’ olayının karşılığı olarak kullanılıyor.
İsa, ecel geldiğinde elbette vefat edecekti… ya da ölecekti. Lakin bu ayette ‘teveffa’ kelimesi biyolojik ölümü anlatmıyor.
‘Teveffeyteni’ kelimesini irdeleyelim:
Üç harfli ‘vefeye’ وَفَىَ fiili, herhangi bir kimseye sözünü ve vaadini yerine getirme hareketini yaptırıyor.
‘Teveffa’ تَوَفّى fiili, ancak, güç sahibi birine ait oluyor ve o güç sahibine, kişiye verdiği yetkiyi tamamlama ve sonlandırma hareketini yaptırıyor. Hazreti İsa’nın ”teveffeyteni” demesi, bana verdiğin görevi sonlandırdın, anlamına geliyor.
”künte ente er-rakıbe aleyhim” كُنْتَ اَنْتَ اَلرَّقِبَ عَلَيْهِمْ kelimesi onların üzerinde gözetici sen oldun, şeklinde Türkçeye çevriliyor. Böyle çevrilince, ben varken gözetici bendim, görevim bitti gözetici sen oldun, anlamını veriyor. Sanki halef-selef ilişkisi!!!.. Ayet ifadesi sözcük karşılığı şeklinde Tükçeye çevrildiğinde, İnsanların zihninde İsa ile Allah’ı denk gösteren sakat bir anlam ortaya çıkıyor.
Mealciler, ayet ifadelerini Türkçeye çevirirken oluşacak anlamlara dikkat etseler iyi olur.
Maide Suresi 117 Dördüncü cümle:
”Ve ente ala külli şeyin şehidün”. Bu ifade, Hazreti İsa’nın Allah’ı nasıl bildiğini belirtiyor. Her an her yerde hazır; toplumun her ferdinin yaşantısıyla ilgili. Kendisinden gizlenilmesi ve saklanılması mümkün olmayan güç. Bu güç, toplum bireylerine zatıyla aynen görünmez.
İbrahim Faik Bayav
(23.05.2025 10:30)