İBRAHİM FAİK BAYAV
Rahman Suresi 17: ”rabbü‘l-maşrikayni ve rabbü‘l-mağribayni”.
Bu ifade Türkçeye ”iki doğunun ve iki batının rabbi” şeklinde çevriliyor. Öyle çevrilince, zihinlerde ”iki doğu ve iki batı ne demek” sorusu oluşuyor. Alimler, açıklama yapmaya çalııyorlar elbet. Lakin açıklamalar ikna edici oluyor mu, o belli değil.
Arapça terim olarak;
MAŞRIK اَلْمَشْرِقَ Suudi Arabistan’ın doğu yönünü…
MAĞRİB اَلْمَغْرِبَ ise Suudi Arabistan’ın batı yönünü tanımlıyor.
İki terim de iki yönde bulunan ülkeler için kullanılıyor.
Biz, Türkçe’de DOĞU ÜLKELERİ ve BATI ÜLKELERİ şeklinde ifade kullandığımızda bu ifade, coğrafi terim olarak, Londra üzerinden geçen ‘0’ sıfır meridyenin doğusu ve batısı alarak anlaşılıyor. Peki ayette zikredilen İKİ DOĞU ve İKİ BATI ne demek oluyor? ‘maşrık’ ve ‘mağrib’ kelimelerini irdeleyelim.
MAŞRIK; Zarf sözcük olarak, şark tarafında gece bitiminde güneşin ortaya çıktığı alandır… Arapça Türkçe lügatte EL-MAŞRIK maddesinde Arap Yarımada’sının doğusunda bulunan ülkeler dikkate veriliyor. O zaman ‘maşrıkayn’ doğu tarafında bulunan iki ülkedir veya coğrafi iki bölgedir.
MAĞRİB; zarf sözcük olarak, garb tarafında gündüzün bitiminde güneşin kaybolduğu alandır. Bu iki alan, Mekke ve Medine toplumunun etkilendiği alandır. Bu iki alanın haricindeki alanlar, zarf terim olan MAĞRİB alanına dahil olmaz. Aynı lügatte EL-MAĞRİB, batı tarafı olarak gösterilirken, ‘bilad-mağrib’ kelimesinin batı yönünde bulunan ülkeler olduğu belirtiliyor. O zaman ‘mağribeyn’ mekke ve Medine’nin batısında kalan iki ülke veya coğrafi iki bölge oluyor.
Mağrib zarf isminin türediği ‘ğarabe’ fiili bir ferde ya da bir guruba uzaklaşıp kaybolma hareketini yaptırıyor. Yani o tarafa yol tutanın -karanlıkta kalınacağından- iki ülkenin ötesinde belirlenecek hedef belli değil. Maşrık ise, iki ülkenin ötesinde ülkeler görülmesini, oralardan nasiplenilmesini, ve oraların toplumlarıyla ilişki kurulmasının mümkün olduğunu ima ediyor.
Rahman Suresi 18: ”Fe bi eyyü alai rabbüküma tükezziban”. Bu ifade ile o her iki yöne gidecek insanlar uyarılıyor.
Rahman Suresi 19: ”Merece el-bahreyni yeltekıyan”.
Bu ifade Türkçeye çevrilince, iki denizi salıverdi; birbirine kavuşurlar, ifadesi çıkıyor. Hatta bazı mealciler, iki deniz için, ‘kucaklaşırlar’ şeklinde benzetme yapıyorlar.
Bizim, Kur’an aşığı bazı sofilerimiz, bu ayette zikredilen iki denizi, Atlas Okyanus’unda bir birine karışmayan iki akıntı sanıyorlar. Halbu ki, ayet deniz içindeki bir birine karışmayan iki akıntıyı değil arada BERZAH bulunan iki denizi, birbirine kavuşur ama birbirine karışmaz şeklinde anlatıyor. Sözcükleri irdeleyelim:
Bahreyn: اَلْبَحْرَيْنِ Bu isim kelime birbirine yakın iki denizi işaret eder.
Mesela, Türkiye’de Karadeniz ile Marmara Denizi iki denizdir. Lakin bu iki deniz, ayette işaret edilene uymuyor.
Mesela, Mısır’da Akdeniz ile Kızıldeniz iki denizdir. Tamam… Bu iki deniz ayette işaret edilene uyuyor.
‘Yeltekıyan’: Bu fiil kelime, ‘iltika’ mastarından iki şeye veya iki kişiye karşılaşma hareketini yaptırır. Kişiler veya şeylar karşılatığında belki kucaklaşıyordur. Lakin karşılaşma hareketi tesadüfen değildir.
‘Merece’: يَلْتَقِيَانِ Bu fiil kelime bir şeyi diğer şeye katma hareketini yaptırıyor.
Mealciler, ayet ifadesine ”salındılar… kavuşurlar” anlamı verdiklerine göre, iki denizden biri diğerine yaklaşacak demektir. Bakalım nasıl yaklaşacak?..
Rahman Suresi 20: ”Beynehüma berzehun la yebğıyan”.
Bu ifade, iki deniz arasında BERZAH bulunduğunu bildiriyor. BERZAH nedir?
Berzah; بَرْزَخٌ -İnanç terimi olarak- ıstılahta, dünya ile ahıret arasındaki mezardır.
Berzah, بَرْزَخٌ bu ayette, coğrafi iki ayrı kara parçasının birleştiği yer olarak işaret ediliyor.
‘La yebğıyan’ للَا يَبْغِيَانِ kelimesi’, bu sebeple iki denizden biri diğerine taşkınlık yapamadığını belirtiyor. İyi ama… taşkınlık yapamıyorsa birbirine kavuşamayacaktır ki… kucaklaşamayacaktır ki… Öyleyse berzah kaldırılmalıdır.
Yüzyıllar sonra öyle de oldu… İki deniz arasındaki berzah kaldırıldı. Peki nasıl kaldırıldı?..
1859 yılında, Said Paşa’dan imtiyaz alan Fransa, Akdeniz ile Kızıldeniz arasındaki berzahta inşaata başladı. On bir yıl sonra 17 Kasım 1869 yılında iki deniz birbiriyle buluştu, Ama birbirine karışmadı.
Rahman Suresi 21: ”Fe bi eyyi alai rabbiküma tükezziban”. Bu kelime, iki denizin kavuşmasıyla… insanlara ulaşım kolaylığıyla gelen nimet için uyarıyor.
Şu soru akla gelebilir: Ayet, başka iki deniz için açılmış kanalı işaret etmiş olamaz mı? Olabilir tabi ki… Şu anda, böyle bir kanal Ege Denizi ile İyonya Denizi arasında bulunuyor. Baltık Denizi ile Kuzey Denizi arasında da var. Karadeniz ile Marmara denizi arasında da kanal açma planı yapılmış. Çin Denizi ile Andaman denizi arasında da benzer kanal açılabilir. İki deniz birbiriyle kucaklaşabilir.
İbrahim Faik Bayav
(19.07.2025 09:40)