SELMA ERDAL
29 Temmuz 2026 günü sanal-yanal-genel basında yer alan duyumlara göre; Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu parti siyasetini bırakmış. Ayrıca Gelecek Partisi de feshedilmiş.
Ama biz onun sözlerini, eylemlerini unuttuk mu ya da unutur muyuz? Asla! Unutmadık, unutmayacağız da!
Kim kime ihanet ediyor, acaba kim daha hıyanet; kamusal alanda gezip duran siyaset adamları ve madamları arasında… Şu bir gerçek ki kimileri parti kurma çabasında… Kimileri de onlara öfkeli… Nedense hiç sormuyorlar yurttaşa; acaba onların duygu durumları nereli ya da kimden yana? Ama biz unutmadık, unutmayacağız dünde kalanları, söylenen yalanları, gerçekleştirilen talanları…
Örneğin; Ahmet Davutoğlu’nun “Bizden habersiz Ortadoğu’da yaprak kıpırdamaz” sözlerini ve Suriye sorununu nasıl da başımıza sardırdığını… Bununla birlikte zevcesi “üfürükçü” hekim Sare Davutoğlu’nun da “Aşı çocuklarımızı domuzlaştırıyor, maymunlaştırıyor” içerikli çocukların aşılanmasına karşı çıkan sözlerini, üstelik de bu çağda… Tıp okumuş ama nisanın kafası takılıp kalmış Cahiliyye devrinde; ilginç!
Ve Davutoğlu’nun başka sözlerini; unutmadık, unutmayacağız da…
Daha açık bir deyişle; gençler ve evlilik üzerine söylemiş olduğu “15-20 yaş aralığında tüm gençlerimize evlilik eğitimi vereceğiz. Tüm gençlerimizi en uygun eşlendirme sürecine alacağız ve her genci en geç 25 yaşına kadar evlendireceğiz. Evlendirdiğimiz gençlerimize iş vereceğiz. Kadınlar ev hanımı olarak devletten 3000 TL maaş alacaktır.” diye kasıla, kasıla söylediği veciz sözlerini de unutmadık, unutmayacağız.
Ve hiç gözden kaçırmadık; tam da lise ve yüksek öğrenim çağlarında gençlere evlilik önerdiğini… Düşünen, bilen, öğrenen değil; çiftleşen bir toplumsal yapı amaçladığını hiç ama hiç unutmadık, unutmayacağız da…
Henüz 2014 yılında söylediği bu sözlerden sonra, daha da artan işsizlik oranlarıyla birlikte; gençlerin ne eğitim, ne iş, ne evlilik olanaklarına kavuşamadıkları gerçeği karşısında, Davutoğlu’nun siyaset arenasında yeniden boy göstermeğe kalkışmasına da ne desek bilemedik?
Belli ki birileri tarafından kendisine görev verildi; demekten başka söyleyecek söz bulamadık.
Duyurduğuna göre feshedilmiş partisi DEVA… Belki de anlamıştır ki kendisi de tüm söylemleri de hava, cıva…
Lafla peynir gemisi de yürütülmediğine göre… Akıllılık mı yoksa kurnazlık mı edip de çekilmiş kenara…
Ama biat etmeye karar verip de katılırsa tez günde AKP’ye…
Şaşırır mıyız? ASLA!
Yine ormanların yanıyor; çaresiz mi kaldın Türkiye?
29 Temmuz ve 30 Temmuz günleri; görsel, yazılı ve sanal basında yer alan duyumlar arasında ORMAN YANGINLARI var. Türkiye’nin tüm kıyılarında yangın; Bursa, Yalova, Balıkesir, İzmir, Aydın, Muğla ve Antalya yanıyor.
Genellikle de deniz manzaralı tepelerdeki ormanlıklar, zeytinlikler ve Akdeniz ile Ege için de makilikler sanki hain bir el tarafından ateşe veriliyor. Makilik tanımlamasına gelince de sanki makilik denilirse önemsenmeyecek, sanki yanan çalı, çırpı, fundalık… Oysa Ege ve Akdeniz’in bitki örtüsü/ormanı/yeşil alanı makilik… Marmara ve Karadeniz’deki gibi koca, koca ağaçlar olunca mı değerli oluyor yeşil alan, mera ve ormanlık? Her yıl aynı acı yaşanıyor bu ülkede; özkaynaklarımızın en değerlisi ormanlar; yakılıyor, maden alanlarına dönüştürülüyor, yapılaşma için talan ediliyor. Ne desek boş; her yaz yangın, yine yangın… Sanki yangınlar imara uygun arsa üretimi için acımasızca, sorumsuzca gerçekleştirilen bir uygulama… Bir kaç yıl sonra en az 5 yıldızlı oteller dikilecek yakılan alanlara ağaç yerine… Sonuç; vatan hainliği, sonuç tam bir vicdansızlık!
Yeni Bir Siyasal Partin Daha mı Oldu Türkiye?
Özgür Özel diyor ki:
“Bağış çok önemli çünkü hiç paramız yok. Bütün para butlanda kaldı. Biz buraya tam takır kuru bakır geldik.”
Özgür Özel televizyon programlarında da anlatıyor “milyonlar akıyor” diye…
Ve Yeni Parti cephesinde beklenti şöyle:
Özel IBAN numarası verecek (partisi devletten yardım alamadığı için), paralar hesaba yağmur gibi yağacak, sonra da gelsin bir soruşturma bu hesap numarasına…
Sanki 6 Şubat Depremi döneminde de böyle bir şeyler olmuştu anımsadığım kadarıyla…
Her ne ise…
Bu gidişle yastık altındaki altınlara sıra gelmeyecek; rahat uyuyun bayanlar!
Bu arada merak ediyorum; acaba CHP’den Yeni Parti’ye geçenlerle…
Kayserili’nin eski eşeği boyayıp yeni diye pazarlayıp satması arasında ne fark var?
Anlatsınlar da bilelim; “yeni” olan ne imiş, bizler de öğrenelim.
Günün son sözü bağlamında Nazım’ın dizelerinde suç unsuruna rastlandı desem…
“Ölüm
bir ipte sallanan bir ölü.
Bu ölüme bir türlü
razı olmuyor gönlüm.
Fakat
emin ol ki, sevgili,
zavallı bir çingenenin
kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli
geçirecekse eğer
ipi boğazıma,
mavi gözlerimde korkuyu görmek için
boşuna bakacaklar
Nazım’a!”
Yukarıda yazıldığı, dolayısıyla da okunduğu gibi Nazım’ın KARIMA MEKTUP başlıklı dizelerinde suç unsuruna rastlandı; Çingene’ye ROMAN demediği için desem, desem ve sonra da gülsem, gülsem şu acınılası durumlarımıza… Nasıl olur acaba?
Selma Erdal; Didim, 30 Temmuz 2026