İSMAİL KÜÇÜKÖZEN
KozanBilgi.Net Haber Müdürü
Evet, bugün de Ülkücü Hareketin Saimbeyli’deki adeta neferi, anadan Ülkü eri olarak doğmuş bir isimden bahsedeceğim. Saimbeyli’nin en ücra köşesinde babası Veli Ağabey, rahmetli Alparslan Türkeş Beyefendi’nin adını andığında; o henüz belki de ana kucağında yeni doğmuş, sömelek belenmiş bir bebekti. Fazla uzatmadan MHP Saimbeyli Belediye Meclis Üyesi, Aksaçlı Abdullah AKBOĞA Reis’ten bahsedeceğim.

Siyaset denilen mefhum; günümüzde ne yazık ki sıklıkla çıkarların, anlık rüzgârların ve hesapçı yaklaşımların labirentinde kaybolur. Oysa bazı isimler vardır ki onlar için siyaset bir kariyer kapısı değil; adanmış bir ömrün, babadan oğula devredilen kutlu bir sancağın ve inancın adıdır. İşte Adana’nın muazzam coğrafyasının sert ama bir o kadar da mert yüzü Saimbeyli’de, bu tanımın eksiksiz karşılığı olan bir isim var: Sevgili Abdullah AKBOĞA.

Yukarıda belirttim ya; “anadan doğma” sözüyle bahsettim, adeta topraktan gelen Ülkü ve babasından kalan miras diyorum. Bir insanı anlamak için köklerine bakmak lazım. Abdullah AKBOĞA, sadece bugünün siyasetçisi değil; Başbuğ Alparslan Türkeş’in “Dokuz Işık” doktrininin, çileli ama bir o kadar şerefli yollarının ilk yolcularından, “Türkeşçi” bir babanın evladıdır. Ocağın tozunu yutarak, haksızlığa karşı durmayı, vatan sevgisinin lafla değil ancak üretimle ve sadakatle ispat edileceğini evvela o baba ocağında öğrenmiştir.

Babadan oğula geçen bu asil miras, sadece siyasi bir aidiyet değil; “Önce ülkem ve milletim” diyen bir karakter inşasıdır. AKBOĞA ailesinin, Baba Veli Ağabey ile birlikte sergilediği asırlık duruş; fırtınalı siyaset denizinde yönünü kaybetmeyen adeta bir kutup yıldızı gibidir.

Saimbeyli’nin en ücra ve yüksek yerinde siyaseti ve geçim kaynağını birlikte yürüten, üretirken de siyaseti bölgede toprakla uğraşan köylüler arasında bir bağ olarak kuran bir isimdir. Siyaseti sadece salonlarda, kürsülerde icra edilen bir sanat olarak görenler, unutmayın ki halkın gerçek gündeminden uzaktırlar. Abdullah AKBOĞA ise elini sadece sıkılan ellerle değil, doğrudan toprağın ve sabanın demiriyle buluşturanlardandır.

Saimbeyli’nin zorlu coğrafyasında, köyünde hayvancılıkla ve tarımla uğraşan AKBOĞA; alnının teriyle rızkını kazanan üreticinin, çiftçinin halinden en iyi anlayanlardandır. Bölgedeki üreten çiftçi ve hayvancılıkla uğraşan köylü vatandaşların sıkıntılarına çözüm yolu bulmak için konuyu meclise taşımakta, çözüm için kendi proje ve düşüncelerini aktarmaktadır.

O, tarlada izi olmayanın harmanda sözü olamayacağını çok iyi bilir. Üretmenin, toprağa sadık kalmanın ve ekonomik bağımsızlığın milli bir duruş olduğunun şuurundadır. Ankara’nın ya da büyükşehirlerin konforundan uzakta, dağın başındaki köyünde hem toprağını eken hem de davasının bekçiliğini yapan bu mütevazı duruş, gerçek Ülkücülerin en saf halidir.

Vatandaşın istek ve sıkıntılarını gerekli mercilere ulaştırmak için mecliste görev alması gerekiyordu. Kararını verdi ve MHP Meclis Üyeliği adaylığı ile hizmet sevdası başladı. Bugün Milliyetçi Hareket Partisi’nin Saimbeyli Belediye Meclis Üyesi olarak görev yapan Abdullah AKBOĞA, üstlendiği sorumluluğun ağırlığının farkındadır. Partisinin yereldeki vizyonunu, halka dokunan projelerini ve fedakâr çalışmalarını en ön safta omuzlamaktadır. Meclis kürsüsünde Saimbeyli’nin hak ve menfaatlerini savunurken arkasında halkın gücü, yüreğinde ise Rahmetli Başbuğ’un izinden yürümenin verdiği o sarsılmaz cesaret vardır.

O, makamın mevkii sahibine değer kattığına değil, insanın makama değer katması gerektiğine inananlardandır. Bu yüzden Saimbeyli’nin her mahallesinde, her yaylasında izi, her hemşerisinin gönlünde Abdullah AKBOĞA’nın ayrı bir yeri vardır. Unutmayın ki tarih; kibirli olanları değil, toprağına ve davasına sadık kalıp sessizce büyük işler başaranları yazar. Abdullah AKBOĞA, Türkeşçi geleneğin bugünkü nefesi, Toroslar’ın bileği bükülmez yiğidi ve üreten Türkiye idealinin adeta Saimbeyli’deki timsalidir.
Köklerinden kopmadan, davasından sapmadan, halkıyla iç içe sürdürdüğü bu kutlu yürüyüşte yolu da bahtı da açık olsun. Saimbeyli böyle evlatlarıyla daha güçlü, Türk Milliyetçiliği bu sadık neferlerle geleceğe emin adımlarla yürüyor.
Bu güzel yazımla Saimbeyli sevdalısı Abdullah AKBOĞA Reis’i memnun edebildiysem ne mutlu bana. Bundan sonraki yazımda bir başka Saimbeyli sevdalısı kardeşimi değerlendirmek üzere buluşmak dileğiyle, en kemali duygularımla herkese sevgi ve muhabbetlerimi iletiyorum. Kalın sağlıcakla…