" />

VAY BE… ESKİ AMA ESKİMEYEN O GÜNLER

VAY BE… ESKİ AMA ESKİMEYEN O GÜNLER

ABONE OL
Eylül 28, 2025 16:23
VAY BE… ESKİ AMA ESKİMEYEN O GÜNLER
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İSMAİL KÜÇÜKÖZEN

VAY BE… ESKİ AMA ESKİMEYEN O GÜNLER

İlkokula başlama yıllarım 1966 veya 1967. Ayağımızda kil telinden yapılmış lastik ayakkabılar, üstümüzde siyah önlük, beyaz yaka… Yazın kısa pantolon, kışın uzun kışlık pantolon giyerdik. Ders kitaplarını ise bizden bir üst sınıfa giden mahalledeki ağabeylerden veya ablalardan temin ederdik.

Okul zamanı yaklaştıkça içimizi bir heyecan sarardı. Bir de gitmeden önce “Ne yiyeceğiz?” kaygısı olurdu. Tavşantepe Mahallesi’nin tek bakkalı, rahmetli Yakup Çelik Emmi’ye elimizde bakırdan yapılmış sehen (şimdi adı tabak oldu) ile yoğurt almaya giderdik. Yoğurt alırken içine, o zamanlar lüks sayılan bir yiyecek olan gül reçelinden biraz döktürmeyi de ihmal etmezdik. Vallahi eve gelene kadar da kenarından köşesinden parmakla yemezsek olmazdı!

Şöyle düşünüyorum da… Ne güzel günlermiş o günler. Samimiyet vardı, hoşgörü vardı, güven vardı. Evimizin derme çatma bir mutfağı, bir de rahmetli babam, annem, ablam ve kız kardeşimle birlikte yattığımız bir odamız vardı. Köyden gelen emmi, dayı aynı gün köye dönemezdi; bizde kalmak zorunda kalırlardı ve biz de onları memnuniyetle misafir ederdik.

İnanın, beşinci sınıfı bitirene kadar rahmetli babam, kendine yakın gördüğü bir esnafa tembih ederdi. Ben de o esnafın iş yerinin önünde 25 kuruşa ayakkabı boyardım, yaz tatilinde aylak aylak gezmeyeyim diye. Pek çok ihtiyacımı yaz tatilinde boyadığım ayakkabı parasıyla karşılardım.

Hani Bakkal Yakup Emmi’den yoğurdu ve reçeli sehen ile alırdık ya… Çekirdeği, leblebiyi de bardakla alırdık. Okulda alamayan arkadaşlarla paylaşırdık. O zamanlar kim fakir kim zengin bilmezdik. Filan ailenin eşyaları eski denmezdi, o aile küçülmezdi. Bulgur, çay, şeker, un ödünç istemekten utanmazdık. İstendiğinde kimsenin haberi olmazdı; isteyenle veren arasında kalırdı.

Şimdi o günleri bugünküyle kıyaslamaya kalksam, yan yana getirmek mümkün mü? Komşu komşuyu tanımaz oldu. Komşuluk kültürü adeta baltalandı, yok oldu. Eskiden yayla kültürümüz vardı. Yaylaya gidemeyen aileleri yaylaya misafirliğe davet ederlerdi. Şimdi bakıyorum, kapı komşumuz yaylaya gitmiş, haberimiz olmuyor. Geldiğinde de “Hoş geldin” kültürü bitmiş olduğundan kimse hoş geldin demiyor. Bütün kültürlerimiz yok oldu, heba oldu, tükendi.

Galiba şu “medeniyet” dedikleri canavar ortaya çıktığından beri gelenek, kültür, görgü mahvoldu, yok oldu, tükendi. Allah aşkına, bize ne oldu? Türklüğümüzün örf ve adetleri, gelenekleri nerede kaldı? Ne zaman titreyip kendimize geleceğiz?

Unutmayın sevgili takipçilerim: Kendi kültürümüz, medeniyetimiz, örf ve adetlerimiz bizim özümüzdür. Elin gavurundaki medeniyet denilen canavardan bana ne! Kendi kültürümüzü yaşatalım, yeter.

Keyifli okumalar diliyorum. Sağlıcakla kalın. Sevgiyi hak edenlere sevgilerimle…

www.kozanbilgi.net internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotografların her türlü telif hakkı KozanBilgi.Net'e aittir. İçerikleri kaynak göstererek alabilirsiniz.



Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.