11 Ekim 2026 Pazar
İnşaat sektöründe durgunluk sürüyor
Vesvese Ve Dolmuşa Gelmek Üzerine
İnsanları Kaybetme Korkusuyla Kendinizden Vazgeçmeyin
Sokağa İtilen Çocuklar Problemleriyle Büyüyor
GENÇLİK GELECEĞİN TOHUMUDUR
ASM Çalışanları Sistemin Günah Keçisi mi?
İSMAİL KÜÇÜKÖZEN
KozanBilgi.Net Haber Müdürü
Evet, bu günlerde Adana coştukça coşuyor, kalabalık fora! Adana, günlerdir Türkiye’nin dört bir yanından gelen gastronomi meraklılarının akınına uğruyor. Sokaklarımız kebap dumanlarıyla, tepsilerde pişen yöresel yemeklerin kokusuyla şenlenmiş durumda. Bir tarafta Pozantı’nın, Aladağ’ın, Karaisalı’nın, Feke’nin, Saimbeyli’nin ve Tufanbeyli’nin dağ köylerinden gelen üreticilerin el emeği göz nuru doğal ürünleri tezgâhları süslerken; diğer tarafta merkezden ve dışarıdan gelen binlerce insan bu eşsiz lezzet buluşmasının, deyim yerindeyse adeta tadını çıkarıyor.
Fakat unutmayalım ki her büyük organizasyon, beraberinde bazı riskleri ve fırsatçılara verilebilecek açık kapıları da getirir. Yıllardır emniyet güçlerimizin ve zabıta ekiplerimizin Adana’da ve çevre ilçelerinde kaçak et kesimine karşı yürüttüğü amansız mücadele biliniyor. Ne yazık ki bu işi meslek haline getirmiş bazı vicdansızlar; yasak olmasına ve güvenlik güçlerinin sıkı takibine rağmen piyasaya merdiven altı, sağlıksız ve kaçak et sürmekten vazgeçmiyor.
Sevgili vatandaşlarımız, unutmayalım ki kalabalıklar sahtekârlar için “bulanık hava” demektir. Atalarımız ne güzel söylemiş: “Kurt bulanık havayı sever.” İşte tam da bu devasa festival kalabalığı, denetimlerin yoğunluktan dolayı anlık olarak aksayabileceğini düşünen kaçak et kesicileri için en riskli dönemlerden biridir. Normal zamanlarda sıkı denetimlere takılan bu kişiler, festivalin yarattığı sirkülasyonu ve et tüketimindeki patlamayı fırsat bilerek ucuz ya da menşei belirsiz etleri piyasaya sürmeye yeltenebilirler. Adana kebabı gibi dünyanın en lezzetli markasını gölgelemek isteyen bu tür merdiven altı zihniyetlere karşı son derece uyanık olmalıyız.
Burada vatandaşlarımıza düşen görev, öncelikle güvenli tüketim bilinciyle hareket etmektir. Bu muazzam festivalde sağlığımızı riske atmamak ve lezzetin tadını gönül rahatlığıyla çıkarabilmek için şu noktalara mutlaka dikkat etmeliyiz:
Güvenilir ve Bilinen Noktaları Tercih Edelim: Seyyar, merdiven altı ya da tabelası, ruhsatı belirsiz, anlık kurulan denetimsiz tezgâhlar yerine; Adana’nın köklü, kendini kanıtlamış, belediyelerin denetimindeki resmi alanlarda ve bilindik esnaflarda et ve kebap tüketelim.
Aman Fiyata Dikkat Edelim: Bugün kaliteli bir Adana kebabının maliyeti bellidir. Piyasa ortalamasının çok altında, şüpheli ucuzlukta satılan et ürünlerine karşı mesafeli olalım. Biliyorsunuz, “Ucuz etin yahnisi yavan olur” gerçeğini unutmayın.
En İyisi İlçelerimizin Doğal Ürünlerine Yönelin: Festival alanında ilçelerimizin kadın kooperatiflerinin ve yerli üreticilerinin sunduğu coğrafi işaretli, güvenilir, doğal peynir, pekmez, salça, sumak, reçel ve el emeği ürünleri gönül rahatlığıyla tercih edebilirsiniz. Size tavsiyem; Feke, Saimbeyli, Tufanbeyli, Aladağ, Pozantı ve Karaisalı ilçelerimizin kadın üretim kooperatifleri festivalde ilçelerinin adıyla stant açtılar; kışlık ürünlerinizi buralardan temin etmeniz en doğrusudur.
Şüpheli Durumları İhbar Edin: Gözünü para hırsı bürümüş kişilerin sağlığımızla oynamasına fırsat vermeyelim. En ufak bir şüphe durumunda veya hijyen kurallarına uyulmadığını gördüğünüzde, derhal telefonunuzla Alo 174 Gıda Hattı‘na, zabıtaya veya polis ekiplerine bildirin.
Unutmayalım ki Adana Lezzet Festivali; emeğin, misafirperverliğin ve adaletli üretimin buluştuğu yerdir. Bu güzel tablonun gıda tacirleri ve vicdansızlar tarafından lekelenmesine izin vermeyelim.
Sağlıkla, huzurla ve afiyetle kalın! Keyifli okumalar diliyorum…
İSMAİL KÜÇÜKÖZEN
KozanBilgi.Net Haber Müdürü
Evet, bugün de Ülkücü Hareketin Saimbeyli’deki adeta neferi, anadan Ülkü eri olarak doğmuş bir isimden bahsedeceğim. Saimbeyli’nin en ücra köşesinde babası Veli Ağabey, rahmetli Alparslan Türkeş Beyefendi’nin adını andığında; o henüz belki de ana kucağında yeni doğmuş, sömelek belenmiş bir bebekti. Fazla uzatmadan MHP Saimbeyli Belediye Meclis Üyesi, Aksaçlı Abdullah AKBOĞA Reis’ten bahsedeceğim.

Siyaset denilen mefhum; günümüzde ne yazık ki sıklıkla çıkarların, anlık rüzgârların ve hesapçı yaklaşımların labirentinde kaybolur. Oysa bazı isimler vardır ki onlar için siyaset bir kariyer kapısı değil; adanmış bir ömrün, babadan oğula devredilen kutlu bir sancağın ve inancın adıdır. İşte Adana’nın muazzam coğrafyasının sert ama bir o kadar da mert yüzü Saimbeyli’de, bu tanımın eksiksiz karşılığı olan bir isim var: Sevgili Abdullah AKBOĞA.

Yukarıda belirttim ya; “anadan doğma” sözüyle bahsettim, adeta topraktan gelen Ülkü ve babasından kalan miras diyorum. Bir insanı anlamak için köklerine bakmak lazım. Abdullah AKBOĞA, sadece bugünün siyasetçisi değil; Başbuğ Alparslan Türkeş’in “Dokuz Işık” doktrininin, çileli ama bir o kadar şerefli yollarının ilk yolcularından, “Türkeşçi” bir babanın evladıdır. Ocağın tozunu yutarak, haksızlığa karşı durmayı, vatan sevgisinin lafla değil ancak üretimle ve sadakatle ispat edileceğini evvela o baba ocağında öğrenmiştir.

Babadan oğula geçen bu asil miras, sadece siyasi bir aidiyet değil; “Önce ülkem ve milletim” diyen bir karakter inşasıdır. AKBOĞA ailesinin, Baba Veli Ağabey ile birlikte sergilediği asırlık duruş; fırtınalı siyaset denizinde yönünü kaybetmeyen adeta bir kutup yıldızı gibidir.

Saimbeyli’nin en ücra ve yüksek yerinde siyaseti ve geçim kaynağını birlikte yürüten, üretirken de siyaseti bölgede toprakla uğraşan köylüler arasında bir bağ olarak kuran bir isimdir. Siyaseti sadece salonlarda, kürsülerde icra edilen bir sanat olarak görenler, unutmayın ki halkın gerçek gündeminden uzaktırlar. Abdullah AKBOĞA ise elini sadece sıkılan ellerle değil, doğrudan toprağın ve sabanın demiriyle buluşturanlardandır.

Saimbeyli’nin zorlu coğrafyasında, köyünde hayvancılıkla ve tarımla uğraşan AKBOĞA; alnının teriyle rızkını kazanan üreticinin, çiftçinin halinden en iyi anlayanlardandır. Bölgedeki üreten çiftçi ve hayvancılıkla uğraşan köylü vatandaşların sıkıntılarına çözüm yolu bulmak için konuyu meclise taşımakta, çözüm için kendi proje ve düşüncelerini aktarmaktadır.

O, tarlada izi olmayanın harmanda sözü olamayacağını çok iyi bilir. Üretmenin, toprağa sadık kalmanın ve ekonomik bağımsızlığın milli bir duruş olduğunun şuurundadır. Ankara’nın ya da büyükşehirlerin konforundan uzakta, dağın başındaki köyünde hem toprağını eken hem de davasının bekçiliğini yapan bu mütevazı duruş, gerçek Ülkücülerin en saf halidir.

Vatandaşın istek ve sıkıntılarını gerekli mercilere ulaştırmak için mecliste görev alması gerekiyordu. Kararını verdi ve MHP Meclis Üyeliği adaylığı ile hizmet sevdası başladı. Bugün Milliyetçi Hareket Partisi’nin Saimbeyli Belediye Meclis Üyesi olarak görev yapan Abdullah AKBOĞA, üstlendiği sorumluluğun ağırlığının farkındadır. Partisinin yereldeki vizyonunu, halka dokunan projelerini ve fedakâr çalışmalarını en ön safta omuzlamaktadır. Meclis kürsüsünde Saimbeyli’nin hak ve menfaatlerini savunurken arkasında halkın gücü, yüreğinde ise Rahmetli Başbuğ’un izinden yürümenin verdiği o sarsılmaz cesaret vardır.

O, makamın mevkii sahibine değer kattığına değil, insanın makama değer katması gerektiğine inananlardandır. Bu yüzden Saimbeyli’nin her mahallesinde, her yaylasında izi, her hemşerisinin gönlünde Abdullah AKBOĞA’nın ayrı bir yeri vardır. Unutmayın ki tarih; kibirli olanları değil, toprağına ve davasına sadık kalıp sessizce büyük işler başaranları yazar. Abdullah AKBOĞA, Türkeşçi geleneğin bugünkü nefesi, Toroslar’ın bileği bükülmez yiğidi ve üreten Türkiye idealinin adeta Saimbeyli’deki timsalidir.
Köklerinden kopmadan, davasından sapmadan, halkıyla iç içe sürdürdüğü bu kutlu yürüyüşte yolu da bahtı da açık olsun. Saimbeyli böyle evlatlarıyla daha güçlü, Türk Milliyetçiliği bu sadık neferlerle geleceğe emin adımlarla yürüyor.
Bu güzel yazımla Saimbeyli sevdalısı Abdullah AKBOĞA Reis’i memnun edebildiysem ne mutlu bana. Bundan sonraki yazımda bir başka Saimbeyli sevdalısı kardeşimi değerlendirmek üzere buluşmak dileğiyle, en kemali duygularımla herkese sevgi ve muhabbetlerimi iletiyorum. Kalın sağlıcakla…
İSMAİL KÜÇÜKÖZEN
KozanBilgi.Net Haber Müdürü
Bu hafta sütunlarımızda yine çok özel bir dostumuzu, bir memleket sevdalısını misafir ediyoruz. AK Parti’nin kuruluşundan bu yana “REİS” sevdasıyla yola çıkan, partinin başta Kadın Kolları Başkanlığı olmak üzere her kademesinde fedakârca görev yapan ve son olarak Cumhur İttifakı’ndan Saimbeyli Belediye Meclis Üyeliğine seçilen Şemsi SARAÇ ablamızı konuk ettik.
Şemsi Abla’yı da, kıymetli eşi Hasan ağabeyimizi de AK Parti’nin kuruluş yıllarından beri yakından tanırım. Geçimlerini alnının teriyle, ailece tarımla uğraşarak sağlayan, emek verdiğinde toprağın karşılığını veren kiraz bahçeleriyle hem üretip hem de helal rızkının peşinde koşan örnek bir ailedir onlar. Şirin ilçemiz Saimbeyli’ye gelin geldikten sonra burayı öz vatanı belleyen Şemsi Abla; evinde iyi bir anne, çevresinde ise herkesin sığınacağı güvenli bir liman, hakiki bir abla olmuştur.

Bizim Anadolu’nun küçük ve sıcak ilçelerinde bazı özel isimler vardır; onlar sadece bir siyasetçi, bir meclis üyesi ya da bir kamu görevlisi değildirler. Şehrin hafızası, vicdanı ve en önemlisi “güvenli limanı” olurlar. Adana’nın o muazzam coğrafyasında, yüce dağların arasına saklanmış tarihi ve sıcakkanlı ilçesi Saimbeyli’de bu tarife birebir uyan çok özel bir isimdir Saimbeyli’nin gelini, Giresunlu Şemsi SARAÇ Abla.

“Kadere bak, kadere…” diye başlayan o derin hayat gerçeği, onun hikâyesinde Giresun Şebinkarahisar’dan Saimbeyli’ye uzanan bir gönül köprüsü kurmuştur. Giresun’un o serin, yeşil ikliminde doğup büyüyen Şemsi Hanım’ın hayatının dönüm noktası, kaderin onu Saimbeyli sevdalısı Hasan SARAÇ ile buluşturmasıyla başlar. Hasan Bey’in askerliği vesilesiyle kesişen yollar, sadece iki genci değil, iki farklı coğrafyayı ve kültürü de aynı yürekte harmanlar.

Araya giren yıllara, hayatın tüm koşturmacasına ve yüküne rağmen Hasan ve Şemsi SARAÇ çiftinin birbirlerine olan sevdası ve saygısı, evliliklerinin ilk günkü tazeliğini dünkü gibi korumaktadır. Hani eskiler der ya “birbirlerine sevdalılar” diye… Onlarınki kelimenin tam anlamıyla karşılıklı hürmet üzerine kurulu, örnek bir Anadolu evliliğidir. Bu mutlu yuva; iki kız ve bir erkek evlatla daha da taçlanmış, bereketlenmiştir.

Siyasete ve Şemsi Abla’nın duruşuna gelecek olursak… Bilirsiniz, siyaset uzun soluklu, istikrar ve yüksek fedakârlık gerektiren çetin bir yoldur. Şemsi SARAÇ Abla, AK Parti’nin kurulduğu ilk günden itibaren teşkilatın her kademesinde, özellikle de Kadın Kollarında bir arı gibi durmaksızın çalışmıştır. Hiçbir zaman görevden kaçmayan, sorumluluk bilincini daima ön planda tutan bu fedakâr Anadolu kadını, partili partisiz her kesimin takdirini ve sevgisini kazanmıştır.

Bugün geldiği noktada ise Saimbeyli Belediyesi’nin tek kadın meclis üyesi olarak tarihe geçmekte; kadınların yerel yönetimlerdeki sesini, gücünü ve zarafetini tek başına, alnının akıyla temsil etmektedir.
Katıldığım belediye meclis toplantılarında bizzat şahit olduğum bir tablo vardır: Daha salondan içeri adım atarken meclis üyelerinin gözleri hemen Şemsi SARAÇ Abla’yı arar. O salonun, Belediye Başkanı da dâhil olmak üzere istisnasız “Herkesin ABLASI”dır.

Şemsi SARAÇ salona girdiğinde atmosfer değişir. O, sadece bir meclis üyesi olarak değil, hakiki bir abla ağırlığıyla yerini alır. Konuşmaya başladığında siyasi görüşü ne olursa olsun herkes susar ve dikkatle dinler. Çünkü bilirler ki onun kurduğu her cümlenin özünde memleket sevdası, insan sevgisi ve samimiyet vardır.
Belediye bürokratlarıyla kurduğu diyalog da bu karşılıklı saygı ikliminin en somut göstergesidir. Bürokratların kendisine duyduğu derin hürmet, Şemsi Abla’nın halkın derdiyle dertlenen inatçı ama bir o kadar da zarif duruşunun bir mükâfatıdır. Vatandaşın ya da ilçenin çözülmesi gereken en ufak bir meselesi olduğunda, kanunlar çerçevesinde o kapıların hemen aralanması ve işlerin tatlılıkla çözüme kavuşması, onun Saimbeyli’deki itibarının ve güvenilirliğinin en net kanıtıdır.

Kimi insanlar unvanlarıyla anılır, kimi insanlar ise taşıdığı unvanlara değer katar. Şemsi SARAÇ, Saimbeyli’de üstlendiği tüm sıfatların hakkını fazlasıyla veren, yüreği insan sevgisiyle dolu bir vefa timsalidir.
İyi ki varsın Şemsi Abla… Giresun’un eşsiz doğasını Saimbeyli’nin sıcaklığıyla buluşturan güzel yüreğine selam olsun.

Umarım bu özel yazımız, Şemsi Ablamızın kıymetli hatırasına ve memlekete verdiği büyük emeğe layık bir vefa duruşu olabilmiştir. Başka bir yazımızda yeniden buluşmak dileğiyle; sevgiyi ve saygıyı hak eden tüm okurlarımıza en kemali duygularımla sağlıklı, huzurlu ve bereketli haftalar dilerim.
Kalın sağlıcakla…
İSMAİL KÜÇÜKÖZEN
KozanBilgi.Net Haber Müdürü
Bu hafta da gene Saimbeyli’den, küçük yaşından itibaren ortaokul ve lise yıllarında ÜLKÜCÜ Hareketin sarsılmaz kişiliği olan, Bölgesinde ÜLKÜCÜ Hareketin benimsenmesi ve her eve Bu kutsal hareketin girmesi ve tanıtımı için gecesini gündüzüne katan hayvancılıkla ve ticaretle uğraşan Saimbeyli Belediye meclis üyesi Muhammet BAYRAMI Kaleme alıyorum ve değerlendiriyorum. Bu yazımı saate bakıyorum ve gece 23.00. Gecenin bu vaktinde insanı düşündüren, geçmişe ve bugüne dair vefa borcunu hatırlatan bazı isimler vardır.
Saimbeyli’nin dağlarında, yaylalarında, Gökmenler (ELPEN)Mahallesi’nin sokaklarında yankılanan bir isimden bahsediyorum uzun yıllardan bu yana tanıdığım ve ÜLKÜCÜ Hareketten taviz vermeden Ailece yaşam süren sevgili Muhammet BAYRAM REİS’TEN söz ediyorum.

Yukarda da belirttiğim gibi ÜLKÜCÜ Harekete Adanan Bir Ömür dersem bu adanan ömür Muhammet BAYRAMA Aittir ve Muhtarlıktan Teşkilat görevlilerinin ısrarı üzerine Saimbeyli ve Adana Büyük şehir Belediye Meclis üyeliğine atılan adım. Küçük yaşlardan itibaren Ülkücü harekete gönül vermiş, davasını ve inancını bir yaşam felsefesi edinmiş her yiğit gibi Muhammet BAYRAM da Vatan sevgisini ÜLKÜ OCAĞINDAN, toprağından almış birisidir.

Saimbeyli Gökmenler Mahallesi’nde üstlendiği iki dönem muhtarlık göreviyle yerel demokrasinin ve halkla doğrudan temasın en güzel örneklerini sergiledi. Mahallesinin derdiyle dertlenen, köyünün her karış toprağını ve insanını yakından tanıyan yapısı, onun ilerleyen yıllarda üstleneceği daha büyük sorumlulukların da habercisiydi ve yukarda belirttiğim gibi Muhtarlıktan MİLLİYETÇİ HAREKET PARTŞİSİ ilçe teşkilatının isteği üzerine Saimbeyli ve Adana büyük şehir olmak üzere Meclise adımını attı.
Muhammet BAYRAM REİS için Tek Bir Amaç,oda köylüsünün ve kırsal bölge halkının Halkın Refahı. Yukarda belirtim, Yıl 2014 MHP Saimbeyli İlçe Teşkilatı’nın ısrarlı ve haklı talebiyle belediye meclis üyeliğine aday olan Muhammet BAYRAM, hem Saimbeyli İlçe Belediyesi’nde hem de Adana Büyükşehir Belediye Meclisi’nde meclis üyesi olarak seçildi.

Kırsal bölgelerin kaderine terk edilmişliğine razı gelmeyen yapısıyla, iki dönem boyunca Adana Büyükşehir Belediye Meclisi’nde Toroslar’ın, köylerin, ulaşım sıkıntısı çeken yaylaların sesi oldu. Şehir merkezindeki kürsülerden, taşraya doğru uzanan köprülerin en güçlü mimarlarından biri olarak anıldı.
Muhammet BAYRAMIN tek bir isteği var idi oda Vatandaşın Yarasına Merhem Olma Gayreti idi. Siyaseti bir makam veya koltuk mertebesi olarak değil, “halka hizmet hakka hizmettir” düsturuyla yapan Bayram, son dönemde tekrar Saimbeyli İlçe Belediye Meclisi’ne seçilerek bu kutlu yola devam etti. Her meclis toplantısında;
Kırsalın yol, su ve altyapı ihtiyaçlarını, Çiftçinin, üreticinin ve köylünün yaşadığı ekonomik sıkıntıları, Vatandaşın birebir hayatını zorlaştıran her türlü şikâyeti Gündeme taşıdı. Sadece sorunları söylemekle kalmayıp, o sorunların çözüme kavuşması için bürokratik ve siyasi mekanizmaların kapısını aşındırdı ve takipçisi oldu.

Sevgili Muhammet BAYRAMA, şahsını yakınen tanıdığım için Bugüne kadar bölge halkına yapmış olduğu gayretli çalışmalarına karşılık Vefa ve Teşekkürü borç biliyorum. Bugün Saimbeyli’de ve Adana’da Muhammet BAYRAM adı geçiyorsa, bu sadece kazanılmış seçimlerin ya da unvanların bir sonucu değil; yıllara meydan okuyan dürüst çizgisinin, samimiyetinin ve hemşerilerine duyduğu karşılıksız sevginin eseridir.

Kırsalın ezilmemiş sesi, vatandaşın dert ortağı ve meclis kürsüsünün vicdanı olan Muhammet BAYRAMA, memleketine kattığı değerler için teşekkür ediyor; ayrıca kalemime konuk olan bu anlamlı kelimeleri yazmama vesile olan sevgili ÜLKÜ Neferi Muhammet BAYRAMA tekrardan hasetten teşekkür ediyorum. Sevgiyi ve muhabbeti hak edenleri sevgi ve muhabbetle selamlıyorum. Başka bir güzel yazımızda buluşmak üzere şimdilik hoşça kalın…
İSMAİL KÜÇÜKÖZEN
KozanBilgi.Net Haber Müdürü
Eveeet, bugün de bir başka değerli arkadaşımızı kaleme alalım dedim. Bugündü Saimbeyli’de AK Parti’nin her kademesinde görev alan, 2004’te o zaman AK Parti İlçe Başkanı olan ve Saimbeyli Belediye Başkanlığına aday olup kazanan sevgili Belediye Başkanı Mustafa Uyanık ile birlikte hareket edip belediyeyi kazanan ekipte yer alan sevgili Hayri Pektaş’tan söz edeceğim.
Hayri Pektaş belediyeden ayrıldıktan sonra bir ara ilçe teşkilatında yer aldı. Fakat bir ara ilçe başkanı ile fikir ayrılığına düşerek istifa etti ve ayrıldı. Kongre zamanı “İlçe başkanlığına aday oluyorum” dediyse de il başkanlığından gelen uyarı üzerine adaylıktan çekildi. Ancak parti içerisinde hâlâ sözü geçen bir kişi olarak anılmaktadır.

Gelelim Hayri Başkanın bugüne kadar yaptığı siyasi hizmetlerden biraz söz etmeye…
Siyaset denilen mecrada rüzgâr nereden eserse o yöne dönenlerin, koltuğun varlığıyla var olup yokluğuyla silinenlerin sayısı ne yazık ki hiç az değildir. Ancak bir de şartlar ne olursa olsun davasından, inandığı yoldan ve insanlardan kopmayan; siyaseti bir çıkar kapısı değil, bir “hizmet ve vefa” vesilesi görenler vardır.

İşte Adana’nın dağları ve dik yokuşlarıyla meşhur Saimbeyli ilçesinde tam da böyle bir karakter öne çıkıyor: Bu şahsiyet sevgili Hayri Pektaş.
AK Parti’nin kuruluşundan bu yana teşkilatın hemen her kademesinde ter döken Hayri Pektaş, ismini partinin yereldeki hafızasına kazımış bir isimdir. Uzunca yıllar gençlik kollarında omuzladığı sorumluluk, onun gelecekteki siyasi duruşunun da temelini oluşturdu. Saimbeyli Belediyesi’nde ve ardından İtfaiye teşkilatında emek verdiği dönemlerde halkla daima iç içe oldu.

Ancak siyasetin asıl sınavı, rüzgâr tersten esmeye başladığında başlar. Yerel seçimlerde yaşanan kayıpların ardından işinden çıkarılması, nice insanı küstürebilir, evine kapatabilirdi. Oysa Pektaş için dava; makam ve mevkiden ibaret değildi. O, küsmek yerine daha sıkı sarıldı teşkilatına. Uzun süre ilçe başkanlığında seçim işlerinden sorumlu ilçe başkan yardımcılığı gibi kritik görevleri üstlenerek Saimbeyli’de partinin bayrağını yere düşürmedi.
Çalışıp eve, çocuklarına helalinden ekmek götürmek zorunda olduğunun bilincinde olan Sevgili Hayri Pektaş, piyasada yağlı boyacılık yaparak ekmeğini kazandı. Tam da deyim yerindeyse ekmek mücadelesi ile dava bilincini buluşturdu.

Bugün ise Saimbeyli Devlet Hastanesi’nde güvenlik görevlisi olarak rızkını kazanmaya devam eden Hayri Pektaş, hayatın ve ekmek mücadelesinin zorluklarıyla davasını harmanlamayı bilmiş ender figürlerden biridir. Vazifesi ne olursa olsun, siyasi duruşundan ve teşkilatçılık tecrübesinden bir an olsun ödün vermemiştir. Teşkilat terbiyesini iyi bildiği için, bugün bile parti içinde adı geçtiğinde saygıyla anılan, ağırlığı olan bir isimdir.

Saimbeyli siyasetinde yakın zamanda yaşanan yerel seçim süreci, onun tecrübesinin ve siyasi öngörüsünün en somut kanıtı oldu. Seçim sürecinde bağımsız aday olan ve sonrasında AK Parti çatısı altına katılan Belediye Başkanı Sevgili Mahmut Dal’a verdiği açık destek, seçimlerin kaderini belirleyen hamlelerden biri olarak kayda geçti. Birlikte verilen bu mücadelenin zaferle taçlanması ve ardından gelen AK Parti’ye geçiş süreci, Pektaş’ın inandığı yoldaki stratejik duruşunu bir kez daha haklı çıkardı.

Hayri Pektaş, Saimbeyli’de sadece bir parti üyesi ya da eski bir yönetici değil; sadakatin, vefanın ve zoru gördüğünde kaçmak yerine göğüs germenin yaşayan bir timsalidir.

Kalemine, yüreğine ve emeğine sağlık Hayri Pektaş kardeşim! Saimbeyli’nin yokuşlu yollarında yürüyen senin gibi inançlı yürekler, yerelde siyasetin hâlâ insanla, samimiyetle ve vefayla anlam bulduğunun en büyük kanıtıdır. Sevgiyi ve saygıyı hak edenlere en kemali duygularımı sunuyorum.
Bir başka yazı dizisinde buluşmak üzere, kalın sağlıcakla…