02 Kasım 2026 Pazartesi
Omuz Yırtıklarında Erken Tanı ve Tedavi Önemli
Vesvese Ve Dolmuşa Gelmek Üzerine
15 Ekim Dünya Beyaz Baston Güvenlik Günü
Sokağa İtilen Çocuklar Problemleriyle Büyüyor
GENÇLİK GELECEĞİN TOHUMUDUR
ASM Çalışanları Sistemin Günah Keçisi mi?
İSMAİL KÜÇÜKÖZEN
KozanBilgi.Net Haber Müdürü
Yıllardır yazıyorum…
Siyasiler ve yetkililer ister dikkate alsınlar, ister almasınlar; ben yine yazmaya, gördüğümü ve vatandaşın yaşadığı sıkıntıları dile getirmeye devam edeceğim.
Çünkü Saimbeyli’nin kurtuluşunun 106. yılında da ilçede yine ADLİYE yok!
Hani bir söz vardır:
“Alan da memnun, satan da memnun.”
İşte bu meselede de sanki tam olarak böyle bir durum yaşanıyor.
Acaba yerel siyasetçilerimiz istemesini mi bilmiyorlar, yoksa vatandaşın yaşadığı bu sıkıntıları ilgili makamlara yeterince mi anlatmıyorlar?
Bunu gerçekten merak ediyorum.

Saimbeyli’nin en uzak köylerinden, örneğin Çerelan’dan bir vatandaş düşünün…
Bir mahkeme işi için Feke’ye gitmek zorunda.
Adliye işlemi için gidecek, kimlik işlemi için gidecek, başka resmi bir iş için gidecek…
Her seferinde ulaşım problemi karşısında kalıyor.
Çoğu zaman özel araç tutmak zorunda.
Peki, Saimbeylili vatandaşın bir günlük bu yolculuğunun maliyetini kim karşılıyor?
Burada özellikle ilçedeki iktidar partisi yetkililerine sesleniyorum:
Bir zahmet siz hesaplayıverin bakalım!
Vatandaşın cebinden çıkan parayı, kaybettiği zamanı, çektiği sıkıntıyı ve yaşadığı mağduriyeti bir hesaplayın.
Belki o zaman Saimbeyli’ye bir adliyenin ne kadar gerekli olduğu daha iyi anlaşılır.
Neyse…
Konuyu daha fazla dağıtmadan gelelim Saimbeyli’mizin 106. kurtuluş yılı etkinliklerine…

14 Ekim Çarşamba günü başlayan ve dört gün boyunca devam eden kurtuluş etkinlikleri, her günü dolu dolu geçen programlarla gerçekleştirildi.
Öncelikle Kozan’da bulunan Saimbey Bey’in kabri başında dualar edildi, kabre çiçekler bırakıldı.

Ardından Saimbeyli’ye geçilerek kutlamalara burada devam edildi.
Fener alayı düzenlendi.
Şehitlik ziyaret edildi, şehitlerimiz dualarla anıldı ve kabirlerine çiçekler bırakıldı.
Akşam gerçekleştirilen konserde ise Ahmet Selçuk İlkan sahne aldı.

Konser gerçekten muhteşemdi.
Sarıçam Belediye Başkanı Bilal Uludağ, Karaisalı Belediye Başkanı Bekir Şimşek, Feke Belediye Başkanı Cömert Özen ve Prof. Dr. Yusuf Delikoca da konseri izleyenler arasındaydı.
Ancak benim gözlemlerim arasında dikkat çeken başka bir ayrıntı daha vardı.

Saimbeyli Belediye Meclis üyelerinden yalnızca iki kişinin etkinliklere katılım sağladığını gördük.
Bunlar Muhammet Bayram ve Fatih Yıldırım idi.
Meclis toplantılarında birlik ve beraberlik görüntüsü veren değerli meclis üyelerimiz, maalesef bu kez sınıfta kaldılar diye düşünüyorum.
Elbette herkesin özel sebepleri olabilir.
Ancak söz konusu olan ilçenin kurtuluş bayramıysa, vatandaşın ve ilçenin en önemli günlerinden biriyse, insan ister istemez daha geniş bir katılım bekliyor.

Pazar günü Hükümet Konağı önünde çelenklerin sunulması, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından, hava şartları nedeniyle tören alanı kapalı pazar yerine alındı.

Burada günün anlam ve önemine binaen tarih öğretmeni Serdar Tokkamış bir konuşma yaptı.
Ardından Türkiye Gazi ve Şehit Aileleri Vakfı Başkanı Vahap Şener anlamlı ve duygu yüklü bir konuşma gerçekleştirdi.

İnanıyorum ki, bu konuşma sırasında kendisini Türk hisseden, asil Türk kanı taşıyan herkes duygulanmıştır.

Daha sonra Saimbeyli Belediye Başkanı Mahmut Dal, günün anlam ve önemine ilişkin konuşmasını yaptı ve protokol ile misafirlere hoş geldiniz dedi.
Başkan Dal, bu kez karşısındaki kalabalığı görünce, daha önceki konuşmasına atıfta bulunarak Saimbeylilere “Niye gelmediniz?” diye sitem etmedi.
Son konuşmayı ise Saimbeyli Kaymakamı Nursen Yüce Hanımefendi yaptı.

Konuşmaların ardından öğrencilerin folklor gösterileri, çeşitli illerden gelen Kuvayi Milliye çetelerinin gösterileri ve diğer etkinliklerle program devam etti.
Ve gelelim yine benim asıl dikkat çekmek istediğim noktaya…

Saimbeyli’yi ve Saimbeylileri güya çok seven siyasiler…
Cumhur İttifakı milletvekilleri…
Yeni Parti milletvekilleri…
CHP milletvekilleri…
Bu önemli günde Saimbeyli’de yoktular.
Her zaman olduğu gibi gene teğet geçtiler!
Ama seçim zamanı geldiğinde işler değişiyor.
Vatandaşın gözlerinin içine bakarak onları ikna etmek için ne methiyeler diziliyor, ne vaatler veriliyor…
Seçim zamanı Saimbeyli hatırlanıyor.
Peki ya Saimbeyli’nin kurtuluşunun 106. yılında?
Neden hatırlanmıyor?
Neden Saimbeyli’nin en önemli günlerinden birinde vatandaşının yanında olunmuyor?

Siyasi olarak ise Saimbeylililerin hemşerisi olan, iki dönem Adana Milletvekilliği yapan ve önceki dönem AK Parti Adana İl Başkanlığı görevinde bulunan sevgili Tamer Dağlı, etkinliklere katılarak hemşerileriyle buluştu.
Vatandaşlarla kaynaştı, sohbet etti ve onların en mutlu günlerinde yanlarında bulundu.
Kendisini bu anlamlı katılımından dolayı ayrıca kutluyorum.
Çünkü siyaset sadece seçim zamanı vatandaşın kapısını çalmak değildir.
Siyaset, vatandaşın iyi gününde de kötü gününde de yanında olabilmektir.

İşte bütün bu güzel etkinliklerin ardından yine aynı soruya geliyoruz:
Saimbeyli’nin adliyesi ne olacak?
Ve bu konuda, bu yılki kurtuluş etkinliklerinde de siyasilerden Saimbeylilere bir müjde gelmedi.
Biz de Saimbeylili olarak yine boynumuzu büktük.
Belki gelecek yıl…
Belki 2027’de…
Belki de seçimler kapıya dayandığında…

Kim bilir?
Ben yine yazmaya devam edeceğim.
Çünkü bu mesele benim için siyasi bir mesele değil.
Bu mesele Saimbeyli’nin ve Saimbeyli vatandaşının meselesidir.
İlçenin sokakları güzelleşsin, çehresi değişsin, yatırımlar artsın, vatandaşın ihtiyaçları giderilsin.
Elbette bunların hepsini isteriz.
Ama bir ilçenin vatandaşının temel adli hizmetlere ulaşabilmesi de en az bunlar kadar önemlidir.
2027 yılında yapılacak kurtuluş etkinliklerinin daha geniş, daha görkemli ve daha fazla siyasi katılımla gerçekleşmesini temenni ediyorum.

Ve elbette o gün geldiğinde, umarım sadece siyasetçilerin değil, Saimbeyli’nin adliye müjdesinin de gündeme geldiğini görürüz.
Çünkü Saimbeyli bunu hak ediyor.
Saimbeyli insanı bunu hak ediyor.
Şimdilik söyleyecek fazla bir şey yok.

Ne yapalım…
VATAN SAĞOLSUN!
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
Bu vesileyle sevgiyi hak edenleri en kalbi ve en kemali duygularımla selamlıyor, tüm okuyucularıma keyifli okumalar diliyorum.
Hoşça kalın…
İSMAİL KÜÇÜKÖZEN
KozanBilgi.Net Haber Müdürü
Bu hafta köşe yazımıza; lafta değil, özde ve anadan doğma bir Saimbeyli sevdalısını konuk ediyoruz. Saimbeyli denildiğinde siyaseti anında askıya alabilen onurlu bir şahsiyetten; herkesin derdine koşan, imkânsızlıklar içindeki köylüler için imkânları zorlayan, telefon kap duvar olmayan, kim ararsa arasın yoğun bile olsa mutlaka geri dönen ve Saimbeyli’ye hizmet gelecekse en kalitelisini getirmek için çırpınan bir isimden, yani Bölge Koordinatörü Mağfer Yıldırım’dan bahsediyorum.
Öteden beri biliriz ki Anadolu’nun küçük ama yüreği büyük ilçelerinde siyasi rüzgârlar çoğu zaman sert eser. Farklı kulvarlardan gelen insanlar, farklı dünya görüşleri ve siyasi gelenekler araya kalın duvarlar örer. Ancak öyle isimler vardır ki onlar için makamların, rozetlerin ve siyasi etiketlerin hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Onların pusulasında tek bir yön bulunur: Memleket sevdası.

İşte bu nadide portrelerin Adana’daki, özellikle de Toroslar’ın zorlu ve bir o kadar da cefakâr ilçesi Saimbeyli’deki en somut karşılığıdır sevgili Mağfer Yıldırım.
Mağfer Yıldırım, yıllardır süregelen sosyal demokrat çizgisiyle tanınır. Evli, iki kız ve bir erkek çocuk babası olan Yıldırım, merhum Saimbeyli Eski Belediye Başkanı Buğur Yıldırım’ın da yeğenidir. Anlayacağınız; sosyal demokratlık onda bir aile mirasıdır.

Ancak bu çizgi, onun hayatında sadece bir parti simgesi değil; halkla iç içe olma, emeğe saygı duyma ve halkın dertleriyle hemhâl olma felsefesidir. Yıldırım, iki dönemdir Adana Büyükşehir Belediyesi’nin Saimbeyli Bölge Koordinatörlüğü görevini büyük bir özveriyle yürütmektedir.
Koordinatörlük gibi zorlu bir görev, farklı siyasi iradelerin ve beklentilerin merkezinde durmayı gerektirir. Büyükşehir Belediyesi’nin imkânlarını ilçenin en ücra köşesindeki vatandaşa ulaştırmak, köprü olmak, dert dinlemek ve çözüm üretmek… Mağfer Yıldırım bu hassas dengeyi yıllardır başarıyla yönetiyor. Neden mi? Çünkü onun kılavuzu siyasi çıkar değil; halka hizmet ve Saimbeyli sevdasıdır.

Geçtiğimiz günlerde Saimbeyli’de yaşanan ve tüm ilçeye örnek olması gereken bir buluşma, Mağfer Yıldırım’ın karakterini bir kez daha gözler önüne serdi.
AK Partili Saimbeyli Belediye Başkanı Sayın Mahmut Dal, kış kapıya dayanmadan mahallelerin eksiklerini tespit etmek ve ortak akılla çözüm üretmek üzere mahalle muhtarlarıyla kritik bir toplantı gerçekleştirdi. Bu toplantının davetlileri arasında Sevgili Mağfer Yıldırım da vardı.
Toplantının en özel ve manidar anı, Yıldırım’ın mikrofonu eline alarak konuşmaya başladığı andı. Siyasi kulislerin ve kutuplaşmanın sıradanlaştırıldığı günümüz siyaset ikliminde, Mağfer Yıldırım’ın şu cümleleri adeta bir manifesto niteliğindeydi:
“Değerli Başkanım ve Muhtarlarım; bu konunun siyasetle alakası yok, konu Saimbeyli! İlçeme kim bir çivi çakıyor, bir katkı sunuyorsa saygı duyarlar ve ellerinden öperim.”
Bu sözler, basit bir iyi niyet temennisinden çok öte; yılların birikimiyle olgunlaşmış bir devlet adamı bilincinin, memleket aşkının ve erdemin dışa vurumudur. Siyasi aidiyetleri korurken, konu memleket olduğunda tüm duvarları yıkabilme cesaretidir. İşte Mağfer Yıldırım budur.

Mağfer Yıldırım, aynı toplantıda Saimbeyli Belediye Başkanı Mahmut Dal’a dönerek ilçeye gelecek her türlü hizmette birlikte hareket etme çağrısında bulundu. Büyükşehir ile ilçe belediyesinin koordinasyonunu siyasi rekabete kurban etmek yerine bir “hizmet yarışına” dönüştüren bu yaklaşım, Saimbeyli halkında da büyük bir memnuniyet yarattı.
Çünkü Saimbeyli halkı hizmetin kadrini kıymetini bilir. Kışın çetin şartlarını yaşayan, dağları ve coğrafi zorluklarıyla mücadele eden bu coğrafya; siyasi kavgaları değil, el ele vermiş, omuz omuza çalışan yöneticileri görmeyi hak ediyor.
Bugünkü Saimbeyli’de insanlar sokakta yürürken siyasi görüşlerine göre değil, insani duruşlarına göre selamlaşıyorlarsa, bunda Mağfer Yıldırım gibi uzlaşmacı, yapıcı ve barışçıl isimlerin payı çok büyüktür. O, kimin kapısını çaldığına bakmaksızın hizmet götüren, sorun çözmek için geceyi gündüze katan bir koordinatördür.
Yazımızın başındaki tespiti yineleyecek olursak; Mağfer Yıldırım, Saimbeyli halkına hizmet kimden gelirse gelsin baş tacı edecek kadar bir memleket âşığıdır. Siyasi kimliğini halkın refahının önüne asla koymamış, her daim köprüleri kuran taraf olmuştur.
Kışın soğuk günlerine girerken Saimbeyli’de yakılan bu birlik ve beraberlik ateşi, en çok da yürekleri ısıtıyor. Sayın Mahmut Dal’ın muhtarlarla başlattığı bu istişare kültürüne Mağfer Yıldırım’ın kattığı bu kucaklayıcı vizyon, umarız tüm yerel yönetimlere örnek olur.
İyi ki varsın Mağfer Yıldırım. Saimbeyli seninle ve senin gibi memleket sevdalılarıyla daha güçlü, daha umutlu…
Başka bir konuda, başka bir yazıda buluşmak üzere hoşça kalın. En samimi duygularımla…
İSMAİL KÜÇÜKÖZEN
KozanBilgi.Net Haber Müdürü
Evet, bu günlerde Adana coştukça coşuyor, kalabalık fora! Adana, günlerdir Türkiye’nin dört bir yanından gelen gastronomi meraklılarının akınına uğruyor. Sokaklarımız kebap dumanlarıyla, tepsilerde pişen yöresel yemeklerin kokusuyla şenlenmiş durumda. Bir tarafta Pozantı’nın, Aladağ’ın, Karaisalı’nın, Feke’nin, Saimbeyli’nin ve Tufanbeyli’nin dağ köylerinden gelen üreticilerin el emeği göz nuru doğal ürünleri tezgâhları süslerken; diğer tarafta merkezden ve dışarıdan gelen binlerce insan bu eşsiz lezzet buluşmasının, deyim yerindeyse adeta tadını çıkarıyor.
Fakat unutmayalım ki her büyük organizasyon, beraberinde bazı riskleri ve fırsatçılara verilebilecek açık kapıları da getirir. Yıllardır emniyet güçlerimizin ve zabıta ekiplerimizin Adana’da ve çevre ilçelerinde kaçak et kesimine karşı yürüttüğü amansız mücadele biliniyor. Ne yazık ki bu işi meslek haline getirmiş bazı vicdansızlar; yasak olmasına ve güvenlik güçlerinin sıkı takibine rağmen piyasaya merdiven altı, sağlıksız ve kaçak et sürmekten vazgeçmiyor.
Sevgili vatandaşlarımız, unutmayalım ki kalabalıklar sahtekârlar için “bulanık hava” demektir. Atalarımız ne güzel söylemiş: “Kurt bulanık havayı sever.” İşte tam da bu devasa festival kalabalığı, denetimlerin yoğunluktan dolayı anlık olarak aksayabileceğini düşünen kaçak et kesicileri için en riskli dönemlerden biridir. Normal zamanlarda sıkı denetimlere takılan bu kişiler, festivalin yarattığı sirkülasyonu ve et tüketimindeki patlamayı fırsat bilerek ucuz ya da menşei belirsiz etleri piyasaya sürmeye yeltenebilirler. Adana kebabı gibi dünyanın en lezzetli markasını gölgelemek isteyen bu tür merdiven altı zihniyetlere karşı son derece uyanık olmalıyız.
Burada vatandaşlarımıza düşen görev, öncelikle güvenli tüketim bilinciyle hareket etmektir. Bu muazzam festivalde sağlığımızı riske atmamak ve lezzetin tadını gönül rahatlığıyla çıkarabilmek için şu noktalara mutlaka dikkat etmeliyiz:
Güvenilir ve Bilinen Noktaları Tercih Edelim: Seyyar, merdiven altı ya da tabelası, ruhsatı belirsiz, anlık kurulan denetimsiz tezgâhlar yerine; Adana’nın köklü, kendini kanıtlamış, belediyelerin denetimindeki resmi alanlarda ve bilindik esnaflarda et ve kebap tüketelim.
Aman Fiyata Dikkat Edelim: Bugün kaliteli bir Adana kebabının maliyeti bellidir. Piyasa ortalamasının çok altında, şüpheli ucuzlukta satılan et ürünlerine karşı mesafeli olalım. Biliyorsunuz, “Ucuz etin yahnisi yavan olur” gerçeğini unutmayın.
En İyisi İlçelerimizin Doğal Ürünlerine Yönelin: Festival alanında ilçelerimizin kadın kooperatiflerinin ve yerli üreticilerinin sunduğu coğrafi işaretli, güvenilir, doğal peynir, pekmez, salça, sumak, reçel ve el emeği ürünleri gönül rahatlığıyla tercih edebilirsiniz. Size tavsiyem; Feke, Saimbeyli, Tufanbeyli, Aladağ, Pozantı ve Karaisalı ilçelerimizin kadın üretim kooperatifleri festivalde ilçelerinin adıyla stant açtılar; kışlık ürünlerinizi buralardan temin etmeniz en doğrusudur.
Şüpheli Durumları İhbar Edin: Gözünü para hırsı bürümüş kişilerin sağlığımızla oynamasına fırsat vermeyelim. En ufak bir şüphe durumunda veya hijyen kurallarına uyulmadığını gördüğünüzde, derhal telefonunuzla Alo 174 Gıda Hattı‘na, zabıtaya veya polis ekiplerine bildirin.
Unutmayalım ki Adana Lezzet Festivali; emeğin, misafirperverliğin ve adaletli üretimin buluştuğu yerdir. Bu güzel tablonun gıda tacirleri ve vicdansızlar tarafından lekelenmesine izin vermeyelim.
Sağlıkla, huzurla ve afiyetle kalın! Keyifli okumalar diliyorum…
İSMAİL KÜÇÜKÖZEN
KozanBilgi.Net Haber Müdürü
Evet, bugün de Ülkücü Hareketin Saimbeyli’deki adeta neferi, anadan Ülkü eri olarak doğmuş bir isimden bahsedeceğim. Saimbeyli’nin en ücra köşesinde babası Veli Ağabey, rahmetli Alparslan Türkeş Beyefendi’nin adını andığında; o henüz belki de ana kucağında yeni doğmuş, sömelek belenmiş bir bebekti. Fazla uzatmadan MHP Saimbeyli Belediye Meclis Üyesi, Aksaçlı Abdullah AKBOĞA Reis’ten bahsedeceğim.

Siyaset denilen mefhum; günümüzde ne yazık ki sıklıkla çıkarların, anlık rüzgârların ve hesapçı yaklaşımların labirentinde kaybolur. Oysa bazı isimler vardır ki onlar için siyaset bir kariyer kapısı değil; adanmış bir ömrün, babadan oğula devredilen kutlu bir sancağın ve inancın adıdır. İşte Adana’nın muazzam coğrafyasının sert ama bir o kadar da mert yüzü Saimbeyli’de, bu tanımın eksiksiz karşılığı olan bir isim var: Sevgili Abdullah AKBOĞA.

Yukarıda belirttim ya; “anadan doğma” sözüyle bahsettim, adeta topraktan gelen Ülkü ve babasından kalan miras diyorum. Bir insanı anlamak için köklerine bakmak lazım. Abdullah AKBOĞA, sadece bugünün siyasetçisi değil; Başbuğ Alparslan Türkeş’in “Dokuz Işık” doktrininin, çileli ama bir o kadar şerefli yollarının ilk yolcularından, “Türkeşçi” bir babanın evladıdır. Ocağın tozunu yutarak, haksızlığa karşı durmayı, vatan sevgisinin lafla değil ancak üretimle ve sadakatle ispat edileceğini evvela o baba ocağında öğrenmiştir.

Babadan oğula geçen bu asil miras, sadece siyasi bir aidiyet değil; “Önce ülkem ve milletim” diyen bir karakter inşasıdır. AKBOĞA ailesinin, Baba Veli Ağabey ile birlikte sergilediği asırlık duruş; fırtınalı siyaset denizinde yönünü kaybetmeyen adeta bir kutup yıldızı gibidir.

Saimbeyli’nin en ücra ve yüksek yerinde siyaseti ve geçim kaynağını birlikte yürüten, üretirken de siyaseti bölgede toprakla uğraşan köylüler arasında bir bağ olarak kuran bir isimdir. Siyaseti sadece salonlarda, kürsülerde icra edilen bir sanat olarak görenler, unutmayın ki halkın gerçek gündeminden uzaktırlar. Abdullah AKBOĞA ise elini sadece sıkılan ellerle değil, doğrudan toprağın ve sabanın demiriyle buluşturanlardandır.

Saimbeyli’nin zorlu coğrafyasında, köyünde hayvancılıkla ve tarımla uğraşan AKBOĞA; alnının teriyle rızkını kazanan üreticinin, çiftçinin halinden en iyi anlayanlardandır. Bölgedeki üreten çiftçi ve hayvancılıkla uğraşan köylü vatandaşların sıkıntılarına çözüm yolu bulmak için konuyu meclise taşımakta, çözüm için kendi proje ve düşüncelerini aktarmaktadır.

O, tarlada izi olmayanın harmanda sözü olamayacağını çok iyi bilir. Üretmenin, toprağa sadık kalmanın ve ekonomik bağımsızlığın milli bir duruş olduğunun şuurundadır. Ankara’nın ya da büyükşehirlerin konforundan uzakta, dağın başındaki köyünde hem toprağını eken hem de davasının bekçiliğini yapan bu mütevazı duruş, gerçek Ülkücülerin en saf halidir.

Vatandaşın istek ve sıkıntılarını gerekli mercilere ulaştırmak için mecliste görev alması gerekiyordu. Kararını verdi ve MHP Meclis Üyeliği adaylığı ile hizmet sevdası başladı. Bugün Milliyetçi Hareket Partisi’nin Saimbeyli Belediye Meclis Üyesi olarak görev yapan Abdullah AKBOĞA, üstlendiği sorumluluğun ağırlığının farkındadır. Partisinin yereldeki vizyonunu, halka dokunan projelerini ve fedakâr çalışmalarını en ön safta omuzlamaktadır. Meclis kürsüsünde Saimbeyli’nin hak ve menfaatlerini savunurken arkasında halkın gücü, yüreğinde ise Rahmetli Başbuğ’un izinden yürümenin verdiği o sarsılmaz cesaret vardır.

O, makamın mevkii sahibine değer kattığına değil, insanın makama değer katması gerektiğine inananlardandır. Bu yüzden Saimbeyli’nin her mahallesinde, her yaylasında izi, her hemşerisinin gönlünde Abdullah AKBOĞA’nın ayrı bir yeri vardır. Unutmayın ki tarih; kibirli olanları değil, toprağına ve davasına sadık kalıp sessizce büyük işler başaranları yazar. Abdullah AKBOĞA, Türkeşçi geleneğin bugünkü nefesi, Toroslar’ın bileği bükülmez yiğidi ve üreten Türkiye idealinin adeta Saimbeyli’deki timsalidir.
Köklerinden kopmadan, davasından sapmadan, halkıyla iç içe sürdürdüğü bu kutlu yürüyüşte yolu da bahtı da açık olsun. Saimbeyli böyle evlatlarıyla daha güçlü, Türk Milliyetçiliği bu sadık neferlerle geleceğe emin adımlarla yürüyor.
Bu güzel yazımla Saimbeyli sevdalısı Abdullah AKBOĞA Reis’i memnun edebildiysem ne mutlu bana. Bundan sonraki yazımda bir başka Saimbeyli sevdalısı kardeşimi değerlendirmek üzere buluşmak dileğiyle, en kemali duygularımla herkese sevgi ve muhabbetlerimi iletiyorum. Kalın sağlıcakla…
İSMAİL KÜÇÜKÖZEN
KozanBilgi.Net Haber Müdürü
Bu hafta sütunlarımızda yine çok özel bir dostumuzu, bir memleket sevdalısını misafir ediyoruz. AK Parti’nin kuruluşundan bu yana “REİS” sevdasıyla yola çıkan, partinin başta Kadın Kolları Başkanlığı olmak üzere her kademesinde fedakârca görev yapan ve son olarak Cumhur İttifakı’ndan Saimbeyli Belediye Meclis Üyeliğine seçilen Şemsi SARAÇ ablamızı konuk ettik.
Şemsi Abla’yı da, kıymetli eşi Hasan ağabeyimizi de AK Parti’nin kuruluş yıllarından beri yakından tanırım. Geçimlerini alnının teriyle, ailece tarımla uğraşarak sağlayan, emek verdiğinde toprağın karşılığını veren kiraz bahçeleriyle hem üretip hem de helal rızkının peşinde koşan örnek bir ailedir onlar. Şirin ilçemiz Saimbeyli’ye gelin geldikten sonra burayı öz vatanı belleyen Şemsi Abla; evinde iyi bir anne, çevresinde ise herkesin sığınacağı güvenli bir liman, hakiki bir abla olmuştur.

Bizim Anadolu’nun küçük ve sıcak ilçelerinde bazı özel isimler vardır; onlar sadece bir siyasetçi, bir meclis üyesi ya da bir kamu görevlisi değildirler. Şehrin hafızası, vicdanı ve en önemlisi “güvenli limanı” olurlar. Adana’nın o muazzam coğrafyasında, yüce dağların arasına saklanmış tarihi ve sıcakkanlı ilçesi Saimbeyli’de bu tarife birebir uyan çok özel bir isimdir Saimbeyli’nin gelini, Giresunlu Şemsi SARAÇ Abla.

“Kadere bak, kadere…” diye başlayan o derin hayat gerçeği, onun hikâyesinde Giresun Şebinkarahisar’dan Saimbeyli’ye uzanan bir gönül köprüsü kurmuştur. Giresun’un o serin, yeşil ikliminde doğup büyüyen Şemsi Hanım’ın hayatının dönüm noktası, kaderin onu Saimbeyli sevdalısı Hasan SARAÇ ile buluşturmasıyla başlar. Hasan Bey’in askerliği vesilesiyle kesişen yollar, sadece iki genci değil, iki farklı coğrafyayı ve kültürü de aynı yürekte harmanlar.

Araya giren yıllara, hayatın tüm koşturmacasına ve yüküne rağmen Hasan ve Şemsi SARAÇ çiftinin birbirlerine olan sevdası ve saygısı, evliliklerinin ilk günkü tazeliğini dünkü gibi korumaktadır. Hani eskiler der ya “birbirlerine sevdalılar” diye… Onlarınki kelimenin tam anlamıyla karşılıklı hürmet üzerine kurulu, örnek bir Anadolu evliliğidir. Bu mutlu yuva; iki kız ve bir erkek evlatla daha da taçlanmış, bereketlenmiştir.

Siyasete ve Şemsi Abla’nın duruşuna gelecek olursak… Bilirsiniz, siyaset uzun soluklu, istikrar ve yüksek fedakârlık gerektiren çetin bir yoldur. Şemsi SARAÇ Abla, AK Parti’nin kurulduğu ilk günden itibaren teşkilatın her kademesinde, özellikle de Kadın Kollarında bir arı gibi durmaksızın çalışmıştır. Hiçbir zaman görevden kaçmayan, sorumluluk bilincini daima ön planda tutan bu fedakâr Anadolu kadını, partili partisiz her kesimin takdirini ve sevgisini kazanmıştır.

Bugün geldiği noktada ise Saimbeyli Belediyesi’nin tek kadın meclis üyesi olarak tarihe geçmekte; kadınların yerel yönetimlerdeki sesini, gücünü ve zarafetini tek başına, alnının akıyla temsil etmektedir.
Katıldığım belediye meclis toplantılarında bizzat şahit olduğum bir tablo vardır: Daha salondan içeri adım atarken meclis üyelerinin gözleri hemen Şemsi SARAÇ Abla’yı arar. O salonun, Belediye Başkanı da dâhil olmak üzere istisnasız “Herkesin ABLASI”dır.

Şemsi SARAÇ salona girdiğinde atmosfer değişir. O, sadece bir meclis üyesi olarak değil, hakiki bir abla ağırlığıyla yerini alır. Konuşmaya başladığında siyasi görüşü ne olursa olsun herkes susar ve dikkatle dinler. Çünkü bilirler ki onun kurduğu her cümlenin özünde memleket sevdası, insan sevgisi ve samimiyet vardır.
Belediye bürokratlarıyla kurduğu diyalog da bu karşılıklı saygı ikliminin en somut göstergesidir. Bürokratların kendisine duyduğu derin hürmet, Şemsi Abla’nın halkın derdiyle dertlenen inatçı ama bir o kadar da zarif duruşunun bir mükâfatıdır. Vatandaşın ya da ilçenin çözülmesi gereken en ufak bir meselesi olduğunda, kanunlar çerçevesinde o kapıların hemen aralanması ve işlerin tatlılıkla çözüme kavuşması, onun Saimbeyli’deki itibarının ve güvenilirliğinin en net kanıtıdır.

Kimi insanlar unvanlarıyla anılır, kimi insanlar ise taşıdığı unvanlara değer katar. Şemsi SARAÇ, Saimbeyli’de üstlendiği tüm sıfatların hakkını fazlasıyla veren, yüreği insan sevgisiyle dolu bir vefa timsalidir.
İyi ki varsın Şemsi Abla… Giresun’un eşsiz doğasını Saimbeyli’nin sıcaklığıyla buluşturan güzel yüreğine selam olsun.

Umarım bu özel yazımız, Şemsi Ablamızın kıymetli hatırasına ve memlekete verdiği büyük emeğe layık bir vefa duruşu olabilmiştir. Başka bir yazımızda yeniden buluşmak dileğiyle; sevgiyi ve saygıyı hak eden tüm okurlarımıza en kemali duygularımla sağlıklı, huzurlu ve bereketli haftalar dilerim.
Kalın sağlıcakla…