İSMAİL KÜÇÜKÖZEN

İSMAİL KÜÇÜKÖZEN

01 Eylül 2026 Salı

Gönüllerin Meclis Üyesi, Saimbeyli’nin Fahri Hızır Eczacısı: Vedat Özder

Gönüllerin Meclis Üyesi, Saimbeyli’nin Fahri Hızır Eczacısı: Vedat Özder
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İSMAİL KÜÇÜKÖZEN
KozanBilgi.Net Haber Müdürü
Türkiye Gazi Ve Şehit Aileleri Vakfı Adana İl Başkan Yardımcısı

Gönüllerin Meclis Üyesi, Saimbeyli’nin Fahri Hızır Eczacısı: Vedat Özder

Bu hafta da yine güzel ve şirin ilçelerimizden Saimbeyli’deyim. Maşallah Saimbeyli’de dostluk, arkadaşlık, ülküdaşlık, insanlık için ne ararsan var; var da var. Yılların dostluğu, arkadaşlığı, ağabey-kardeşliğimiz olan sevgili Vedat Özder’i konu aldım ve bu yazımda yılların birikimini kaleme alayım dedim.

Biliyorsunuz, Anadolu’nun küçük kasabalarında ve ilçelerinde bazı insanlar vardır ki onlara sadece bir unvanla, bir meslekle ya da bir makamla yaklaşmak eksik kalır. Onlar; o coğrafyanın taşında, toprağında, insanının yüreğinde iz bırakmış, hayatın doğal bir parçası hâline gelmiş değerlerdir. Adana’nın muazzam coğrafyasının sarp ve samimi şirin ilçesi Saimbeyli’den bahsettiğimizde, bu tanımın karşılığını eksiksiz veren çok özel bir isim çıkar karşımıza: Eczacı, Milliyetçi Hareket Partisi Saimbeyli ve Adana Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi kıymetli kardeşim, ülküdaşım Vedat Özder.

Saimbeyli’de hayat, haftanın belirli ritimlerine göre akar. İlçenin haftalık pazarının kurulduğu perşembe günleri ise ayrı bir hareketliliğe sahne olur. Adeta perşembe günleri vatandaş için haftanın kalbidir dersem yeridir. Evlerine alacakları ekmeği belki unuturlar ama ilçedeki eczaneyi asla unutmazlar. Köylerden, dağ eteklerinden, komşu yaylalardan gelen vatandaşlar hem pazar alışverişini yapmak hem de ilçedeki işlerini görmek için merkezde buluşurlar.

İşte tam da o gün, Vedat Özder’in eczanesi sıradan bir iş yeri olmaktan çıkar; adeta bir danışma meclisine, bir dert deryasına, bir buluşma noktasına dönüşür. Kapıdan içeri giren yalnızca reçetesiyle gelmez; derdiyle, tasasıyla, çözülmesi gereken bir bürokratik engeliyle ya da sadece hal hatır sormak için gelir. Vedat gardaşımı göremezlerse hemen Hatice Abla’ya “Bizim Vedat nerede?” diye sorup veriler. Vedat Bey, o yoğunlukta bile her bir vatandaşı tek tek dinler. Köylünün kenti, yaşlının kimsesi, darda kalanın sığınağı olmuştur yıllardır. Cüzdanında parası kalmadığı için pazarını yapamayanın alışverişini sessizce sırtlayan, köyüne dönecek vasıtası olmayan vatandaşı kendi arabasıyla kapısına kadar ulaştıran bir aidiyet bilincinden bahsediyoruz. Bu, mesleki sorumluluğun çok ötesinde, insan sevgisiyle yoğrulmuş bir memleket sevdasıdır.

Çünkü ülkücü duruş, adeta her kesimi kucaklayan bir gönül köprüsüdür. Siyasi duruşu itibarıyla ülkücü çizgide yer alan Vedat Özder, bu inancını ve davasını her daim memlekete hizmet etmenin en güzel vesilesi bilmiştir. Ancak onu Saimbeyli’nin gözünde bu kadar özel ve eşsiz kılan asıl unsur, siyasi kimliğinin asla bir ayrışma vesilesi olmamasıdır. Saimbeyli’de partili partisiz, yediden yetmişe herkesin sevgisini ve saygısını kazanmak her harcıâlem siyasetçinin kârı değildir. O, insanları asla siyasi görüşlerine göre ayırmamış; aksine kimin kapısı çalınacaksa, kimin derdine derman olunacaksa partili partisiz demeden herkesin imdadına koşmuştur. Halkın resmi kurumlarla, büyükşehir imkânlarıyla veya ulaşılması zor mercilerle yaşadığı kopuklukta Vedat Özder hep o sağlam köprü olmuştur (adeta rahmetli Eczacı Mehmet Açıkgöz gibi Saimbeyli’nin Lokman Hekimi’dir).

Halkın bu derin sevgisi ve güveni, 2014 yılında yerel siyaset sahnesinde de karşılığını buldu. Bütün siyasi partiler saflarına almak istedi ama o herkese teşekkür ederek sevdasını çektiği Ülkücü Hareket saflarına katılım sağladı. Milliyetçi Hareket Partisi kadrolarından meclis üyeliğine aday oldu. O günden bu yana Ülkücü Hareket saflarında halkına daha geniş bir yelpazede hizmet edebilmek adına hem Saimbeyli Belediye Meclisinde hem de Adana Büyükşehir Belediye Meclisinde halkın sesi olmaya devam ediyor.

Makamın ve koltuğun insanı değiştirdiği bir devirde o hep aynı kalmayı başardı. Eczane tezgâhındaki samimiyeti meclis kürsülerine taşıdı; köylünün tarlasındaki, esnafın dükkânındaki derdi kendi meselesi bildi. Bugün Saimbeyli’de sokakta kime sorarsanız sorun, Vedat Özder ismi anıldığında yüzlerde sıcak bir tebessüm belirir. Çünkü o, bu topraklarda vefanın, karşılıksız hizmetin ve insan sevgisinin yaşayan simgesidir.

Perşembe pazarının kalabalığında yankılanan “Bizim Vedat!” seslenişi, aslında bu coğrafyanın devlete ve insana olan inancının en saf hâlidir. İyi ki varsın “Ülkücü Hızır Eczacı”! Saimbeyli’nin dağları kadar yüce, halkının gönlünde taht kurmuş duruşunla daha nice yıllar bu memlekete ışık olman dileğiyle…

Haftaya başka bir konu hakkındaki köşe yazımda buluşmak üzere, sevgiyi hak edenleri en kemalî duygularımla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla diyor, esenlikler diliyorum.

Devamını Oku

Toroslar’ın Zirvesinde Bir Değişim Hikâyesi: Saimbeyli’de “Her Şey Değişecek” Vakti

Toroslar’ın Zirvesinde Bir Değişim Hikâyesi: Saimbeyli’de “Her Şey Değişecek” Vakti
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İSMAİL KÜÇÜKÖZEN
KozanBilgi.Net Haber Müdürü
Türkiye Gazi Ve Şehit Aileleri Vakfı Adana İl Başkan Yardımcısı

Toroslar’ın Zirvesinde Bir Değişim Hikâyesi: Saimbeyli’de “Her Şey Değişecek” Vakti

Bu hafta da şirin ilçemiz Saimbeyli’deyim ve buralarda gerçekleştirilen değişim ile olmazsa olmazları yazmaya devam ediyorum. Adana’nın, Toroslar’ın koynunda saklı cenneti Saimbeyli, tarihinin en dinamik ve heyecan verici dönüşüm süreçlerinden birini yaşıyor.

Belediyeye mevsimlik işçi olarak giren, ardından mesleğiyle ilgili Gaziantep’te eğitimini tamamlayıp mezun olan; sırasıyla Fen İşleri ve Şehircilik Müdürlüğü görevlerinde bulunan, seçim döneminde ise bağımsız bir adayla yola çıkarak halkın büyük teveccühüyle yarışı göğüsleyen ve sonrasında Adalet ve Kalkınma Partisi çatısı altında hizmetlerine devam eden Saimbeyli Belediye Başkanı Sayın Mahmut Dal, ilk günden itibaren ortaya koyduğu vizyonla ilçenin adeta kaderini yeniden yazıyor. “Bir şey değişmedi, Saimbeyli’nin adeta her şeyi değişecek” sloganıyla yola çıkan Başkan Mahmut Dal, kısa süre zarfında hayata geçirdiği projelerle sadece fiziki yapıyı değil, Saimbeyli’nin sosyal ve ekonomik dokusunu da baştan aşağı yeniliyor.

Ulaşım Hamlesi ve Köy Yollarında Seferberlik

Hizmet maratonunun ilk kıvılcımı, ilçenin can damarı olan yollarda çakıldı:

  • Tırtat Mevkisi ve Koruma Tünelleri: Tırtat mevkisinden başlayarak yol ıslahı ve koruma tünelli yolların yapımı ile ihalesi için adeta Ankara yolunu su yolu yapan Başkan Dal’ın girişimleriyle ihale tamamlandı ve çalışmalara başlandı.

  • Köy Yolları Seferberliği: Zorlu coğrafi koşullar nedeniyle yıllardır ulaşılamayan, hatta imkânsız gözüyle bakılan köy yolları kararlı çalışmalarla birer birer ulaşıma açıldı ve açılmaya devam ediyor.

  • Büyükşehir Uyumu: Yol ve asfalt çalışmalarında Adana Büyükşehir Belediyesi ekipleriyle sergilenen uyumlu çalışma, Saimbeylili vatandaşlar tarafından takdirle karşılanıyor. Vatandaşlar bu dayanışmayı “Demek ki her şey Saimbeyli için el ele” sözleriyle özetliyor.

  • Sosyal ve Ticari Canlanma: Köylerden başlatılan ulaşım hamlesi; merkez ile kırsal arasındaki mesafeyi kısaltmanın yanı sıra pazar, hastane ve eğitim gibi temel hizmetlere güvenli erişim sağladı.

Gençlik Yatırımları ve Spor Kompleksi

Hizmet kervanının en sevindirici duraklarından biri kırsal mahallelerdeki gençler oldu:

  • Halı Saha Projeleri: İmkânların kısıtlı olduğu 7-8 farklı köye kazandırılan modern halı sahalar, gençleri sporla buluşturarak sosyal hayata kazandırdı.

  • Zirvede Spor Kompleksi: Saimbeyli’nin en yüksek tepesine kazandırılan ulaşım yolunun ardından, bölgeye yakışır kapsamlı bir spor kompleksi ve gençlik merkezi için kollar sıvandı.

Sosyal Belediyecilik ve Turizm Adımları

Saimbeyli’de değişim, altyapının yanı sıra sosyal ve kültürel alanlarda da kendini gösteriyor:

  • Doğalgazlı Kara Fırın: İlçe merkezinde kurulan fırın, geleneksel lezzetleri modern teknolojiyle buluşturarak pratik ve hijyenik bir hizmet sundu.

  • “Mavi Kelebek” Restoranı: Atıl durumda bulunan tarihi/kamusal bina, Saimbeyli’nin simgesi olan “Mavi Kelebek” ismiyle nezih bir restorana dönüştürüldü. Yöreye uygun müzikli konseptiyle misafirlerin ağırlanacağı prestijli bir mekân haline getirildi.

  • Otel Restorasyonu: Merkezde bulunan otel kiralanarak belediye eliyle işletilmesi için restorasyon çalışmaları başlatıldı. Bu hamle, ilçenin konaklama ve turizm potansiyeline doğrudan katkı sağlayacak.

  • Sokak Islahı Çalışmaları: İlçenin estetik dokusunu modernize etmek, tarihi ve coğrafi yapısıyla uyumlu caddeler oluşturmak adına sokaklar yeniden ele alınıyor.

Özetle; Saimbeyli, Mahmut Dal’ın şehreminliğinde sadece altyapı çalışmaları yapılan bir yer olmaktan çıkıp vizyoner projelerle geleceğe hazırlanan örnek bir ilçe haline geliyor. Sabırla projelerin tamamlanmasını beklediğimizde en güzel sonuçlara hep birlikte tanıklık edeceğiz. Saimbeyli’ye ve bu değişime emeği geçen herkese selam olsun.

Devamını Oku

Emekli Memurların Hak Mücadelesi (Gözler AYM’de)

Emekli Memurların Hak Mücadelesi (Gözler AYM’de)
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İSMAİL KÜÇÜKÖZEN
KozanBilgi.Net   Haber Müdürü
Türkiye Gazi Ve Şehit Aileleri Vakfı Adana İl Başkan Yardımcısı

Emekli Memurların Hak Mücadelesi (Gözler AYM’de)

Baştan belirteyim: Bekletilen adalet, adalet değildir. Adalet bekletilemez; gecikmeden tecelli eden adalet bir haktır ve yerini bulmalıdır.

Tarihler 2023 yılının yaz aylarını gösterdiğinde, kamu çalışanlarının alım gücünü artırmak amacıyla bütçeden önemli bir adım atılmıştı. Çalışan memurlara net 8.077 TL tutarında ilave ek ödeme (seyyanen zam) verilmesi kararlaştırıldı. Bu adım, o dönem artan enflasyon karşısında çalışanların ezilmesini önlemek adına olumlu bir hamleydi; lakin madalyonun diğer yüzünde, on yıllarını devlete adamış ve artık çalışan unvanını taşımayan milyonlarca insan vardı: Emekli memurlar…

Aslında kanun, çalışan memura yapılan maaş zammının emekli memura da aynı şekilde yansıtılacağını söyler; ama ne hikmetse o kanun uygulanmadı. O gün atılan bu imza, aynı zamanda kamuda çalışanlar ile emekliler arasındaki makasın açıldığı, “aynı masadan emekli olanlar” ile “aynı unvanla çalışanlar” arasında derin bir uçurumun yaratıldığı dönüm noktası oldu.

Bugün itibarıyla üzerinden uzun zaman geçen bu adaletsizlik, hâlâ çözüme kavuşturulmayı bekliyor. Her gün iktidara yakın basın yayın kuruluşlarında, “Yetkililer seyyanen zammı düşünüyor” türünden haberleri okumaktan neredeyse “yalan haber zehirlenmesine” yakalandık.

Şimdi ise sandık görünür gibi oldu, seçim zamanı geldi çattı. Meclise sunulan 12 maddelik çerçeve yasanın bir bakarsınız halk oylamasına dönüşüverdiği günleri görebiliriz. İşte tam da burada, 18 milyon emekli siyasilerin gözünün önüne gelecektir. Emekli memurun yasal hakkını vermeyen bir iktidara emekli güvenoyu verir mi? Bence vermez. Bunu düşünen iktidarın, yapılan adaletsizliği düzeltip emeklinin hakkı olan ve bugünün değeriyle yaklaşık 25 bin liraya ulaşan rakamı emekli memurun hesaplarına yatıracağını düşünüyorum. Ayrıca geçmişe dönük birikmiş alacakların da emekli memurun gönlünü almak adına ödeneceğini umuyorum.

Zaman akıp giderken hayat pahalılığı, enflasyon ve temel tüketim maddelerindeki fahiş artışlar sabit gelirlileri adeta ezip geçti. 2023 yılında 8.077 TL olarak hayata geçirilen o ödenek, aradan geçen süre zarfında memur maaş katsayılarına endeksli olarak arttı. Bugün geldiğimiz noktada, o günkü seyyanen zammın parasal karşılığı yaklaşık 25 bin TL seviyelerine dayanmış durumdadır.

Hesap makineleri çalıştırıldığında ortaya çıkan tablo oldukça çarpıcıdır: Geçen bu süreçte emekli memurların cebine girmesi gereken ancak verilmeyen tutarların toplamı, ciddi bir birikmiş alacağa tekabül etmektedir. Bu durum sadece ekonomik bir kayıp değil, aynı zamanda uzun yıllar kamuya hizmet etmiş bireylerin yaşam standartlarının dibe vurması demektir.

Gözler Anayasa Mahkemesi’nde (AYM)

Evet, şimdi gözler Anayasa Mahkemesi’nde… Milyonlarca emekli memurun umudu yüksek yargıya, özellikle de AYM’ye çevrilmiş durumda. Basın yayın organlarında yer alan haberlere ve hukuk çevrelerinin değerlendirmelerine göre konunun hukuki boyutu titizlikle inceleniyor.

Çalışan memura verilip emekliye verilmeyişinin “eşitlik ilkesine” ve “sosyal devlet” anlayışına aykırı olduğu yönündeki itirazlar, sendikalar ve hukukçular aracılığıyla yargıya taşındı. Emekli memurlar; yıllarca aynı prim gün sayısını doldurmuş, aynı kadro ve dereceden emekli olmuş kişilerin sırf “çalışmıyor” gerekçesiyle bu haktan mahrum bırakılmasının hukuki ve vicdani bir dayanağı olmadığını savunuyor.

Şimdi tüm gözler AYM’den çıkacak kararda. Verilecek olası bir hak ihlali veya düzeltme kararı, sadece geçmişe dönük alacakların kapısını aralamakla kalmayacak; aynı zamanda kamu vicdanında açılan derin bir yaranın da sarılmasını sağlayacaktır.

Bir devletin büyüklüğü, emeklisine verdiği değerle ölçülür. Ömrünün en verimli çağını kamu hizmetine adamış, bu ülkenin kalkınmasında tuğlası olan emekli memurlar, hayatlarının sonbaharında geçim sıkıntısıyla boğuşmayı hak etmiyor. Çalışırken elde edilen kazanımların emekliliğe yansımadığı bu sistem, zamanla memurların “emekli olmaktan korkar” hâle gelmesine yol açmıştır. Oysa emeklilik bir ceza değil, onurlu bir dinlenme dönemidir.

Devletimiz büyüktür ve büyük olduğu kadar da vefalıdır. Yıllarca devlet kademelerinde kamuya hizmet etmiş emeklisini bir kenara atmayacak, eninde sonunda vefasını gösterecektir. Emeklinin hakkı olan bu ödemenin de yakın zamanda hesaplara yatırılması ümidiyle; sevgiyi hak eden herkese en KEMALİ duygularımla sevgilerimi ve muhabbetlerimi sunuyorum.

Kalın sağlıcakla.

Devamını Oku

GÖNLÜMÜZDEKİ ELBETTE TERÖRSÜZ BİR TÜRKİYE, AMA ŞEHİT VE GAZİ AİLELERİ DE İNCİNMEMELİ.

GÖNLÜMÜZDEKİ ELBETTE TERÖRSÜZ BİR TÜRKİYE, AMA ŞEHİT VE GAZİ AİLELERİ DE İNCİNMEMELİ.
1

BEĞENDİM

ABONE OL

İSMAİL KÜÇÜKÖZEN
KozanBilgi.Net  Haber Müdürü
Türkiye Gazi Ve Şehit Aileleri Vakfı Adana İl Başkan Yardımcısı

GÖNLÜMÜZDEKİ ELBETTE TERÖRSÜZ BİR TÜRKİYE, AMA ŞEHİT VE GAZİ AİLELERİ DE İNCİNMEMELİ.

Beyler kimse terörlü bir TÜRKİYE istemiyor, Elbette terörsüz bir TÜRKİYE’Yİ Yüreğimizin Taaa en uç köşesinde hissediyoruz ve gönülden istiyoruz. Bizim arzu etmediğimiz konum bu VATAN için Canını vücutlarının her bir parçasını seve seve veren GAZİ ve ŞEHİTLERE ve Yakınlarına yapılan yanlış muameledir. Ülkenin birlik ve beraberliğe ihtiyacının olduğu şu günlerde böyle bir muamelenin TBMM deki yetkililerinin böyle bir hareket yapmalarına yüreği yanmış evlat acısıyla kıvranan bu GAZİ ve ŞEHİT AİLELERİNE bunun yapılması onların incinmesine gerek varmıydı?

Gelelim haklarını aramak ve seslerini yetkililere duyurabilmek için yer olan, Ankara’nın kalbi Güvenpark, tarihin pek çok hak arayışına, toplumsal hafızanın en keskin anlarına bir sefer daha şahitlik etmiştir. Ancak son on beş gündür bu meydandan yükselen ses, diğerlerinden çok farklı, çok daha derin bir anlam taşıyor. Bu ses; bu vatanın bölünmez bütünlüğü, bayrağın dalgalanması için en değerli varlıklarını, evlatlarını, eşlerini, bedenlerinin bir parçasını feda etmiş olan ŞEHİT ve GAZİ AİLELERİNİN feryadıdır.Ve hemen belirteyim Bingöl de 33 ŞEHİTİMİZİN olduğu baskında gazi olan ve Güven parkta nöbette fenalaşarak evine kaldırıldığında rahmetli olan GAZİ Erdal ÖZDEMİR e de Allahtan rahmet diliyorum.Aynı baskında GAZİ olan GAZİ ve ŞEHİT AİLELERİ ADANA İL BAŞKAN Yard. GAZİ Erkan OMAY beyde rahmetlinin definin de yanında bulundu .

Onlar, kesinlikle ayrıcalık peşinde değillerdi. Tek istedikleri, yıllardır yaşadıkları mağduriyetlerin giderilmesi, hak ettikleri saygının ve hukuki güvencenin sağlanması hepsi o kadar. Bu amaçla hazırlanan 12 maddelik yasa tasarısının Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) görüşmelerini yerinde takip etmek, milletin iradesinin tecelli ettiği o kutlu çatı altında kendi kaderlerine dair sözleri ilk ağızdan duymak istediler.

Ancak o gün Meclis kapılarında yaşanan manzara, bu vatanın en masum ve en haklı insanlarını bir kez daha derinden yaraladı. Meclis’in misafir locasına girmek isteyen ŞEHİT ve GAZİ AİLELERİ, yetkililerin engeliyle karşılaştı. Kapılar yüzlerine kapatıldı, seslerini duyurma çabaları görmezden gelindi.Daha da acısı, bu kararın ardından yaşananlar oldu. Devletin en yüce temsil makamı ile bu VATAN için canını verenlerin geride bıraktığı yadigârlar karşı karşıya getirildi. Yıllardır bu ülkenin huzuru için gece gündüz demeden görev yapan polislerimizle, ŞEHİT ve GAZİ AİLELERİMİZ maalesef karşı karşıya bırakıldı. Bu tablo, sadece tarafları değil, ekran başında bu manzarayı izleyen tüm vicdan sahibi vatandaşların, ASİL TÜRK MİLLETİNİN yüreğini sızlattı.

ŞEHİT Anasının, GAZİ Babasının ya da eşinin karşılaştığı bu muamele, ne vicdana sığar ne de hukuka. O polisler bu vatanın evladıysa, o kapının önünde bekleyenler de o vatanın en mukaddes emanetleridir evlatlarıdır. Bu iki grubu karşı karşıya getiren irade, derin bir idari ve vicdani zafiyetle maluldür.

O zaman Meclis kapıları kimlere açık olmalı? Türkiye Büyük Millet Meclisi, milletin evidir. “Egemenlik kayıtsız şartsız MİLLETİNDİR” diyen bir anayasanın kalbinde yer alan bu meclis, kapılarını bu VATAN uğruna canını verenlerin yakınlarına kapatıyorsa, burada durup ciddi bir düşünüp sonrada muhasebe yapmak zorundayız.

Bakın beyler ŞEHİT ve GAZİ AİLELERİ lütuf istemiyor, Onların talebi sadaka değil, hak, adalet, saygı ve vefadır.

Belki bilmeyen olabilir ama 12 maddelik yasa tasarısı hayati önem taşıyor, Bu tasarı, onların yaşadığı ekonomik ve sosyal çıkmazları çözmek, hayat standartlarını insani seviyelere taşımak için bir umut ışığıdır. Bu ışığı söndürmek, bu insanlara yapılacak en büyük haksızlıktır. Unutmayın ki Vefa, devlette sürekliliktir, Bir devletin büyüklüğü, ŞEHİTİNE ve GAZİSİNE gösterdiği sadakat ve değerle ölçülür. O kapıların açılmaması, sadece bir protokol kuralı değil, toplumsal vicdanda açılan derin bir yaradır.

Bugün düşmemiz gereken nokta, Vicdanların sesi dinlenmelidir. Bu kahraman vatan evlatlarını yalnızlaştırmak değil, kucaklamaktır. Güvenpark’ta başlayan o onurlu nöbet ve Meclis kapılarında dökülen gözyaşları, tüm siyasilerin, bürokratların ve yetkililerin önünde birer sorumluluk belgesi olarak durmaktadır. ŞEHİT AİLELERİNİ ve GAZİLERİMİZİ ve AİLELERİNİ üzen, onları bu devletin kolluk kuvvetleriyle karşı karşıya getiren bu yanlıştan derhal dönülmelidir. Meclis, MİLLETİN asıl sahiplerine, yani bu vatan için bedel ödeyenlere ardına kadar açılmalıdır. Çünkü unutulmamalıdır ki; ŞEHİTİNE, GAZİLERİNE ve AİLELERİNE sahip çıkmayan bir MİLLET, geleceğine de güvenle bakamaz.

O kahramanların yüreğindeki kırgınlığı gidermek, sadece bir yasa tasarısını geçirmekle değil; onlara gösterilecek samimi bir özür, hakiki bir kucaklaşma ve derin bir saygı ile mümkündür. Vatanın asıl sahiplerine kulak verin; çünkü o ses, bu toprakların ortak vicdanının sesidir. Yazımın başında belirttiğimi yine sonunda da belirteyim, Bizler terörsüz bir TÜRKİYE elbette istiyoruz ve başka bir TÜRKİYE yok. Bizim ihtirazımız ŞEHİT ve GAZİ AİLELERİNE Yapılan bu muamele ve onların incinmelerine. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE. Sevgiyi ve saygıyı hak edenleri en KEMALİ duygularımla selam ve muhabbetlerimi sunuyorum kalın sağlıcakla…

Devamını Oku

Feke’nin Gönül Köprüsü: Feridun Aygören

Feke’nin Gönül Köprüsü: Feridun Aygören
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İSMAİL KÜÇÜKÖZEN
KozanBilgi.Net  Haber Müdürü
Türkiye Gazi Ve Şehit Aileleri Vakfı Adana İl Başkan Yardımcısı

Feke’nin Gönül Köprüsü: Feridun Aygören

Bu yazıyı kaleme almaya karar verdiğimde okullar henüz açıktı. Bazı yoksul öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılamak adına yanına uğramış; çanta ve kırtasiye malzemesi gibi eksikleri ayırtmıştım. Benim bu kadar malzemeyi ne yapacağımı merak ederek, “Hayrdır İsmail abi, bunları ne yapacaksın?” diye sordu.

Ben de işin doğrusunu paylaştım: “Köylere gidiyorum, oradaki çocuklara spor ayakkabı falan götürüyorum. Bu kırtasiye malzemelerini de yanına ekleyip birlikte dağıtacağım” dedim. Bunu duyunca bana tatlı bir sitemle karışık, “Bizim de duaya ihtiyacımız yok mu abi?” dedi ve hazırladığım poşetleri hemen arabaya yerleştirdi. Sonra da bana dönüp, “Bu tür öğrencilere bundan sonra ne alıyorsan birlikte alalım, benim de mutlaka çorbada tuzum, katkım olsun” diye ekledi.

O an, Feridun kardeşimin gözlerden uzak, sakin bir köşede adeta gizli bir hayır çınarı olduğunu bir kez daha anladım. Aklıma hemen Peygamber Efendimizin o mübarek sözü geldi: “Komşusu açken tok yatan bizden değildir.” Epeydir bu güzel kardeşime köşe yazımla bir jest yapmayı düşünüyordum ve nihayet kararımı verdim. Hemen belirteyim; Feridun kardeşimin rahmetli abisini de çok iyi tanırdım, o da tıpkı kardeşler gibi aynı hayırseverlik ruhuna sahipti. Mekanı cennet olsun.

Feke’nin Can Damarı ve Memleket Abisi

Adana’nın sırtını o mağrur Toroslar’a dayamış güzel ilçesi Feke’de, sadece bir dükkanı değil; aslında bir memleketin vicdanını, dürüstlüğünü ve dayanışma ruhunu ayakta tutan bir isimdir Feridun Aygören. Hani her ilçenin, her mahallenin kendine has bir “can damarı” vardır ya; işte Feke için de Feridun kardeşim tam olarak bu anlama geliyor.

Onun dükkanına adım attığınızda sadece bir esnafla karşılaşmazsınız. Sizi önce samimi bir güler yüz karşılar. Karşınızda kırtasiyeden hırdavata, telefondan oyuncağa kadar uzanan geniş bir yelpazede Feke halkının her derdine koşan bir dost bulursunuz. Resmi dairelerde işi olup da iki satır dilekçe yazamayan büyüğünden küçüğüne kadar herkese rehberlik eden, adeta bir “memleket abisi” vardır orada.

Günümüzde dürüst esnaflığı koruyabilmek, eğilip bükülmeden dimdik ayakta kalabilmek her yiğidin harcı değildir. Feridun kardeşimin Feke’de bu kadar sevilmesinin ve saygı görmesinin en büyük sırrı, onun tavizsiz ve net karakteridir. Onun lügatinde hileye, yalana ve dolana asla yer yoktur. Ticaretinde de insan ilişkilerinde de kuralı nettir: Göründüğü gibi, “Neyse o!”

Üçkağıtçılarla, yalanı alışkanlık haline getirenlerle, toplumu zehirleyenlerle asla işi olmaz. Çizgisi bellidir, duruşu nettir. Beş vakit namazında, alnı secdede olan bu güzel insan, helal kazancın ve dürüst yaşamanın canlı bir timsalidir.

Reklamsız, Sessiz ve Sessizce Kurulan Köprüler

Feridun Aygören’i sadece iyi bir esnaf olarak tanımlamak ona haksızlık olur. O, aynı zamanda gizli bir kahraman, sessiz bir iyilik elçisidir. Özellikle okulların açıldığı o telaşlı eylül günlerinde, Feke’de onun dükkanında çok farklı ve tatlı bir hareketlilik başlar.

Kimsesiz ve ihtiyaç sahibi öğrencilerin tüm kırtasiye masraflarını sessiz sedasız üstlenir. Defterinden kalemine, çantasından boyasına kadar hiçbir çocuğun boynunun bükük kalmasına müsaade etmez. Kendi imkanlarının yetmediği ya da bizzat ulaşamadığı öksüz, yetim ve fakir yavruları tespit etmek için adeta bir dedektif gibi çalışır. Eşten dosttan, sağdan soldan ve özellikle de bizlerden destekler toplayarak o çocukların da eksiklerini tamamlar.

Onun derdi asla reklam yapmak değildir; reklamla, gösterişle hiç işi olmaz. “Ben şuraya şu iyiliği yaptım, bu garibe bunu verdim” diyerek millete duyurulmasını hiç mi hiç sevmez. Onun tek gayesi, garip gurabaya yardım elini uzatırken sağlam bir köprü olmaktır. Kendisi bir el uzatırken, diğer gönülleri de bu hayra ortak ederek iyiliği Feke’nin dört bir yanına yaymayı amaçlar.

Toplumları ayakta tutan binalar, yollar veya beton köprüler değildir; Feridun Aygören gibi gönül köprüleri kuran, insanı yaşatan asil değerlerdir.

Esnaflığıyla güven veren, hayırseverliğiyle yüreklere dokunan, dürüstlüğüyle herkese örnek olan Feridun Bey’e Feke halkı ve tüm sevenleri adına kocaman bir teşekkür borçluyuz. İyi ki varsın Feridun Aygören kardeşim; senin gibi güzel insanların varlığı, yarınlara olan umudumuzu her daim taze tutuyor.

Buradan Feke’nin Feridun abisine kalbi bir selam gönderiyorum. Yolun açık, kazancın helal ve bereketli, ömrün uzun olsun inşallah Feridun Aygören kardeşim!

Kalın sağlıcakla, sevgiyi ve saygıyı hak edenleri en kemali duygularımla selamlıyorum…

Devamını Oku