Yapay Zeka Değil, İnsan İnsanı Yalnız Bıraktı

Yapay Zeka Değil, İnsan İnsanı Yalnız Bıraktı

ABONE OL
Ekim 1, 2026 12:46
Yapay Zeka Değil, İnsan İnsanı Yalnız Bıraktı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

SELMA ERDAL

Yapay Zeka Değil, İnsan İnsanı Yalnız Bıraktı

Günümüzün ünlü tarihçisi Yuval Noah Harari şöyle diyor:
“On yıl önce yapay zekâyla duygusal ilişki kurmak bilimkurgu gibi görünüyordu. Şimdi ise bunun gözümüzün önünde gerçekleştiğini görüyoruz. Bazı insanlar yapay zekaya diğer insanlardan daha fazla güveniyor ve ona daha çok içini döküyor. Bu nereye varacak, sonuçları ne olacak? Bu, küresel ölçekte bir psikolojik deney.”

Belki onun bu düşüncesi doğru ama ben konuya başka bir yerden bakıyorum ve burada yapay zekanın üstünlüğünden çok, insanın düştüğü durumu konuşmak gerekir. Çünkü insanlar yalnız.
Üstelik öyle böyle değil. Kalabalıkların içinde yalnız. Ailelerinin içinde yalnız. Arkadaşlarının yanında yalnız. Evliliklerinin içinde yalnız.

Herkes “empati” diyor. Ne anlamlı bir kavram; oldukça çağdaş, oldukça insancıl ama gerçekten kimse kimseyi dinliyor mu?
Herkes anlaşılmak istiyor ama kimse karşısındakini anlamaya çalışıyor mu?
Herkes ilgi bekliyor ama başkalarına ilgi gösteriyor mu?
Herkes saygı istiyor ama karşısındakine saygısızlık etmekten geri duruyor mu?.
En önemlisi de herkes sevgi istiyor ama sevgiyi emek verilmesi gereken bir ilişki olarak değil, kendisine sunulması gereken bir hizmet gibi görüyor.

Sonra bir de şu bitmeyen “ben” sorunsalı var:
Ben haklıyım. Ben önemliyim. Ben görülmeliyim. Ben dinlenmeliyim. Ben daha iyiyim. Ben daha bilgiliyim. Ben daha değerliyim.
İnsan ilişkileri de böylece paylaşım olmaktan çıkıp bir üstünlük yarışına dönüşüyor.
Karşımızdakini anlamaya değil, yenmeye çalışıyoruz.
Dinlemiyoruz ama insanlar konuşurken onlara vereceğimiz öldürücü, vurucu yanıtı hazırlıyoruz.
Paylaşmıyoruz, gösteriyoruz. Yakınlaşmıyoruz, yarışıyoruz.
Dostluklar kırılgan, arkadaşlıklar çıkar ilişkilerine bağlı.
Aile desen, çoğu yerde aynı evin içinde birbirine yabancı insanlar.
Güven desen, çoktandır bulunması en zor değerlerden biri.
Koşullar böyle olunca da bu zavallı insan dönüp bir makineye sığınıyor.
Çünkü makine sözünü kesmiyor, sabırsızlanmıyor, sıkılmıyor ve “Yine mi başladın?” demiyor.
Telefonunu karıştırıp, kurcalamıyor. Seni küçümsemiyor. Duygusallığını küçümseyip, seninle alay etmiyor.
Kırılganlığını eline geçmiş bir koz, bir silah olarak kullanmıyor.
Ve insan şaşırıyor: “Beni dinliyor.”
İşte sorun da tam burada başlıyor.
İnsan, başka bir insanda bulamadığı ilgiyi bir makinede arıyor. Sevginin kendisini değil belki ama sevgiye benzeyen bir karşılık… Şefkati değil belki ama şefkat izlenimi. Dostluğu değil belki ama dostluk duygusu. Bir tür simülatif yakınlık… Bir tür simülatif yaşam…
Üstelik bunu teknoloji bize zorla dayatmadı. Yapay zeka durup dururken gelip insan ilişkilerini bozmadı. Yalnızca çoktandır çatlamış olan yerlerden içeri girdi.
Yalnızlığın olduğu yerden… Güvensizliğin olduğu yerden… Dinlenmemenin olduğu yerden… Sevginin, ilginin, saygının, şefkatin eksildiği yerden insanların yaşamına sızdı.
Bu nedenle Harari’nin sözünü yalnızca “Yapay zeka insanla duygusal ilişki kuruyor” diye okumak bana yetersiz geliyor. Temel nedenler daha başka:
İnsan neden artık insana derdini anlatamıyor?
Neden kırılganlığını bir dosta değil de bir algoritmaya emanet ediyor?
Neden ailesine söyleyemediğini bir makineye söylüyor?
Neden bir insanın omzundan çok bir ekranı güvenli buluyor?
Harari bu durumu “küresel ölçekte psikolojik deney” olarak tanımlıyor.
Belki öyledir, belki de bundan daha fazlasıdır.
Belki yapay zeka, bize geleceği göstermeden önce bugünkü durumumuzu gösteren bir aynadır ve o aynada görünen şey pek parlak değil. Çünkü gerçek sorun, makinenin ne kadar insana benzediği değil; gerçekte kaygılandırıcı olan, insanın insana ne kadar yabancılaştığıdır.
Belki de korkmamız gereken şey yapay zekanın insanlaşması değil; insanın insanlığını birbirinden esirgemesidir.
İnsanın insana yabancılaşmasıdır ve giderek yalnızlaşmasıdır.
Görünen odur ki insanlığı yok eden, makinelerden önce yine insanın kendisi olmaktadır.

Selma Erdal; Didim, 1 Ekim 2026

Bilgi Paylaştıkça Çoğalır!

KozanBilgi.Net’te yer alan Yüz Binin üzerinde haber, yazı ve fotoğraflar emeğin ve yerel gazeteciliğin bir ürünüdür.
Ticari amaç olmamak üzere içeriklerimizi KozanBilgi.Net’i kaynak göstererek ve aktif bağlantı vererek sevdiklerinizle veya sitenizde gönül rahatlığıyla paylaşabilirsiniz.


Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.