" />

Siyasetin Tel Kapanı ve Kaybolan Halk Gündemi

Siyasetin Tel Kapanı ve Kaybolan Halk Gündemi

ABONE OL
Mart 30, 2026 10:25
Siyasetin Tel Kapanı ve Kaybolan Halk Gündemi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

MEKİN ŞAHİN

Siyasetin Tel Kapanı ve Kaybolan Halk Gündemi

Bugün ülkede yaşanan siyasi tabloya bakınca insanın aklına şu soru geliyor: Bu nasıl bir siyaset anlayışı? Muhalefet, sanki bir tel kapana sıkışmış canlı gibi bir oraya bir buraya koşturuyor. Oysa siyaset, özellikle de muhalefet siyaseti, panikle yapılan bir refleks değil; toplumu örgütleyen,  Sorunları çözen ve geleceği inşa eden bir akıl işi olmalıdır.

Bir parti, kitlelerin sorunlarını çözmek için kurulur. Varoluş nedeni budur. Bunun için de iktidar mücadelesi verir. Ama bu mücadele, günü kurtaran çıkışlarla değil; ilke, program ve halkın gerçek ihtiyaçları üzerinden yürütülür. Özellikle sol siyaset için bu durum daha da belirgindir.

Sol partiler popülizme yaslanarak, kişisel iktidar alanı açmak için siyaset üretmez. Onların temel görevi, halkın çıkarlarını merkeze alan politikalar geliştirmek ve bunu toplumun her kesimine anlatmaktır.

Sol siyasetin gündemi sürekli insan olmalıdır.

Halkın yaşam koşulları, adalet, özgürlük ve demokrasi olmalıdır. Sahaya inmek, örgütlenmek ve ülkenin demokratik dönüşümünü gerçekleştirmek için mücadele etmek sol siyasetin asli karakteridir.

Devleti yönetenlerin gündemi saptırma girişimlerine kapılmak değil; tam tersine halkın gerçek sorunlarını ülkenin ana gündemi haline getirmek gerekir.

Çünkü siyaset, toplumu gerçeğe yaklaştırma sanatıdır; onu yapay tartışmaların içinde kaybettirme aracı değildir.

Son dönemde yaşanan gelişmeler ise bu ilkelere pek uymuyor.

Yaklaşık bir aydır siyaset, adalet üzerinden yürüyen tartışmalarla şekillendirildi. Sayın Özgür Özel’in yeni adalet bakanı üzerinden yürüttüğü tartışmalar, ardından Akın Gürlek ’in mal varlığına dair yapılan açıklamalar siyasetin merkezine yerleşti.

Ancak bu açıklamalar yapılırken kamuoyuna sunulan somut bir delil ya da hukuki kanıt ortaya konulmadı. Birden fazla tapu ve çeşitli iddialar gündeme getirildi; fakat bu mal varlıklarının rüşvet ya da başka bir yasa dışı yolla elde edildiğini gösteren açık belgeler paylaşılmadı.

Buna karşılık Akın Gürlek de Muhittin Böcek hakkında ciddi bir iddia ortaya attı: Adaylık için 20 milyon dolar alındığı yönünde bir suçlama dillendirildi. Ancak burada da soruşturmanın sürdüğü ifade edilse de kamuoyuna yansıyan somut bir belge ya da dekont bulunmuyor. Böylece bir anda siyaset, karşılıklı suçlamalar arenasına dönüştü.

Sonuç ne oldu? Halkın gerçek gündemi altüst oldu.

Ekonomik sıkıntılar, geçim derdi, işsizlik, adalet arayışı ve toplumsal sorunlar konuşulması gerekirken; toplum, kimin neyi yaptığı iddia edilen tartışmaların içine çekildi. Ardından tapu memurları ve müdürlerinin tutuklanması, Muhittin Böcek’in şoförlerinin gözaltına alınması gibi gelişmelerle konu sürekli sıcak tutulmaya çalışıldı. Gündem adeta kontrollü biçimde canlı tutuldu.

Burada ortaya çıkan tablo düşündürücüdür. Hükümet açısından bakıldığında halkın gerçek gündeminin geri plana itilmesi bir siyasi strateji olarak yorumlanabilir.

Ancak muhalefetin de bu oyunun içine çekilmesi ayrı bir sorundur. Çünkü muhalefetin görevi, iktidarın kurduğu gündemin peşinden koşmak değil; halkın gerçek sorunlarını ülkenin ana gündemi haline getirmektir.

Bugün yaşanan ise tam tersidir. Siyaset, halktan uzaklaşıyor. Tartışmalar büyüyor ama çözüm küçülüyor. Ve sonra hem iktidar hem muhalefet bu halktan güven bekliyor. Oysa güven, sözle değil; tutarlılıkla kazanılır.

Deniz kıyıya her vurduğunda içinde taşıdığı pisliği dışarı atar. Siyaset de böyledir aslında. Gerçekler er ya da geç ortaya çıkar. Ama sorun şudur: Bu süreçte toplumun masumiyeti, umutları ve hayalleri zarar görür.

Çünkü bir yerde “ucube” bir siyaset ortaya çıktığında, başlangıçta masum görünen şeyler zamanla gerçek yüzünü gösterir. Masumiyet kaybolur. Onun yerine korku, güvensizlik ve kaos gelir. Siyasetin dili sertleştikçe toplumun ruhu da gerilir. Çevresini saran dalkavuklar ise bu çürümeyi alkışlar. Bir o yana bir bu yana savrulan bir halayın içinde siyaset kendi merkezini kaybeder.

Ve en tehlikelisi de budur.

Masumiyetini kaybeden bir siyasetin içinde insanların hayalleri de yavaş yavaş yok olur.

Bugün Türkiye’nin en büyük ihtiyacı, suçlama yarışı değil; güven veren bir siyaset anlayışıdır. Halkın gerçek gündemini konuşan, adaleti somutlaştıran, özgürlüğü büyüten ve demokrasiyi güçlendiren bir siyaset. Çünkü siyaset, halkın umudunu büyüttüğü sürece anlamlıdır.

Aksi halde sadece gürültü üretir.

Sol siyasetin özü çok açıktır: Halkın çıkarı için politika üretmek, sahaya inmek, iktidar olmak ve demokrasiyi yeniden kurmak. Devletin yapısını evrensel hukukla güçlendirmek. Kişi özgürlüğünü, toplum özgürlüğüyle birlikte inşa etmek. Gündemi sürekli insan yapmak. Gündemi insanca yaşama koşulları yapmak.

Fakat son dönemde yaşanan gelişmeler bunun tam tersini gösteriyor. Özellikle Özgür Özel’in uzun süre kamuoyunu belirli tartışmalar etrafında tutması, siyasetin yönünü halkın sorunlarından uzaklaştırdı. Ekonomik kriz, işsizlik, hayat pahalılığı, emekçinin geçim mücadelesi gibi temel konular yerine, karşılıklı suçlamalar gündemin merkezine yerleşti.

Ve en büyük zararı da halk görür. Çünkü toplum bir süre sonra şunu düşünmeye başlar: “İktidar da suçluyor, muhalefet de suçluyor. Ama kimse kanıt göstermiyor.”

İşte bu noktada siyaset güven üretmek yerine güvensizlik üretmeye başlar. Halkın gerçek gündemi olan hayat pahalılığı, işsizlik, adalet sorunu, gençlerin umutsuzluğu bir anda geri plana itilir. Yerine karşılıklı suçlamalar, tartışmalar ve yapay krizler gelir. Böylece hem iktidar hem muhalefet, istemeden de olsa aynı sonuca hizmet eder: Halkın gündemi kaybolur.

En acı olan ise şudur: Hem iktidar hem muhalefet halktan güven bekliyor.

Oysa güven, sözle değil; tutarlılıkla kazanılır. Belgesiz suçlamalarla değil; somut çözümlerle kazanılır.

Kişisel polemiklerle değil; halkın yaşamına dokunan politikalarla kazanılır.

Türkiye’nin bugün en çok ihtiyacı olan şey yeni bir siyasi dil değil, yeniden güven veren bir siyaset anlayışıdır. İnsanları korkutmayan, umut veren bir siyaset. Gündemi saptırmayan, halkın gerçek sorunlarına odaklanan bir siyaset. Kişiler için değil, toplum için yapılan bir siyaset.

Çünkü siyaset, iktidar kavgası değil; halkın geleceğini kurma mücadelesidir. Ve o mücadele ancak halkın güveniyle kazanılır.

www.kozanbilgi.net internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotografların her türlü telif hakkı KozanBilgi.Net'e aittir. İçerikleri kaynak göstererek alabilirsiniz.



Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.