" />

Parti ve Çalışma Tarzı ve Disiplin Tehtidi

Parti ve Çalışma Tarzı ve Disiplin Tehtidi

ABONE OL
Mart 14, 2026 08:04
Parti ve Çalışma Tarzı ve Disiplin Tehtidi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

MEKİN ŞAHİN

Parti ve Çalışma Tarzı ve Disiplin Tehtidi

Sosyal demokrat ve sosyalist bir örgüt, yalnızca bir siyasal yapı değil; emekçilerin kurtuluş mücadelesini örgütleyen, sömürü düzenine karşı toplumsal dönüşümü hedefleyen devrimci bir mücadele aracıdır. Bu nedenle çalışma tarzı hem kendi kadrolarını devrimci bilinçle donatmayı
hem de halkın örgütlü gücünü büyütmeyi esas alır.

Sosyal demokrat ve Sosyalist örgüt, üyelerini pasif birer izleyici değil, mücadeleyi omuzlayan bilinçli devrimciler olarak yetiştirir.

Örgütün en temel görevlerinden biri kadrolarını sınıf bilinciyle donatmaktır. Üyeler kapitalist sömürü düzeninin niteliğini, emek-sermaye çelişkisini ve toplumsal kurtuluşun yollarını kavrayacak ideolojik eğitimlerden geçer. Çünkü devrimci mücadele, bilinçli kadrolarla büyür.

Sosyal demokrat ve Sosyalist örgütlerde düşünceler özgürce tartışılır, ancak karar alındıktan sonra ortak irade ile uygulanır. Bu, örgütlü mücadelenin disiplinini ve gücünü oluşturur. Dağınık bireylerin değil, ortak hedefe kilitlenmiş kadroların mücadelesi başarı getirir.

Her üye bulunduğu alanda örgütün bir temsilcisidir. Mücadele sadece sözle değil emekle, özveriyle ve sorumlulukla yürütülür. Sosyal demokrat ve Sosyalist örgüt, bireysel kariyer değil kolektif mücadele anlayışı üzerine kurulur.

Devrimci hareketin gelişmesinin yolu hataları gizlemek değil, onları açıkça tartışarak aşmaktır.

Eleştiri ve özeleştiri örgütün kendini yenilemesinin ve güçlenmesinin aracıdır. Demokratik merkeziyetçi tutum vazgeçilmez ve göz ardı edilemez.

Sosyal demokrat ve Sosyalist örgütün gerçek gücü, emekçi halkla kurduğu bağdan doğar.

Örgüt, halkın dışında değil, halkın içinde ve onun mücadelesinin bir parçası olarak var olur.

İşçinin düşük ücretine, köylünün toprağına, gençliğin geleceksizliğine, kadının eşitsizliğine karşı verilen her mücadele sosyal demokrasinin ve sosyalist hareketin alanıdır. Sosyal demokrat ve Sosyalist örgüt, halkın yaşadığı her adaletsizliği kendi mücadelesinin parçası haline getirir.

Mahallelerde, işyerlerinde, fabrikalarda, okullarda ve yaşamın her alanında emekçilerin örgütlenmesini teşvik eder. Çünkü örgütlü olmayan halk, haklarını savunamaz.

Sosyal demokrat ve Sosyalist örgüt, emekçilerin yaşadığı sorunların sadece bireysel değil sistemsel olduğunu anlatır. Sömürü düzeninin değişmesi gerektiğini halka anlatmak ve mücadele bilincini büyütmek temel görevdir.

Sosyal demokrat ve Sosyalist mücadele sadece bir siyaset değil aynı zamanda yeni bir toplumun değerlerini bugünden kurma çabasıdır. Dayanışma, paylaşım ve ortak yaşam kültürü bu mücadelenin temelidir.

Sosyal demokrat ve Sosyalist örgütün çalışma tarzı, bilinçli kadrolar yaratmak, halkın içinde kök salmak ve emekçilerin örgütlü gücüyle sömürü düzenine karşı mücadeleyi büyütmek üzerine kuruludur. Çünkü tarih göstermiştir ki örgütlü halk yenilmezdir ve kurtuluş ancak örgütlü mücadeleyle mümkündür.

Peki Türkiye gerçeği nedir? Yukarıda yazdığım her şeyin anti-tezi şeklinde gelişir. Söylem farklı, eylem farklı. Sol parti iddiası içinde olan tüm örgütler Makyavel tutumla var olmaya çalışıyor. Bu partiler içinde öne çıkan CHP var. Diğer sol partiler marjinal çerçeve içinde kabuğunu kırarak halkla bir türlü bağ kuramadılar.
Oysa 12 Mart 1971 sonrası, Türk solu kısa zamanda halkla bağını güçlendirdi ve işçi sınıfı mücadelesinde ciddi potansiyele ulaştı. Çünkü sosyalistler ve sosyal demokratlar ciddi çözüm politikaları ürettiğinde halk içinde kısa zamanda örgütlü güç olabiliyor.

Bülent Ecevit bu nedenle; hala halkın söylediği sloganlarla Türkiye halkının Karaoğlan’ı oldu. 38. Kurultay CHP için bir dönüm noktası. Kurultayı isteyenler değişim iddiasıyla CHP tabanının iktidar olma isteği üzerinde seçim çalışması yaptı.

Seçim öyle ya da böyle kazanıldı.

CHP üyeleri ve oy verenler 31 Mart 2024 sonrası; iktidar umuduyla yeni seçilen yönetime çok ciddi sahip çıktı. Kırılma noktası bu an oldu. Halkın verdiği gücü kişisel gücü sanarak; partinin kurullarında, örgütlerinde tartışarak karar almadan ‘’Normalleşme’’ algısıyla halkın ve üyelerin tüm umudunu kırdılar.

Oysa Faşizm farklı bir yönetim tarzıdır. İşine geldiği gibi davranır. CHP genel başkanı AKP genel başkanını ziyaret etti. AKP genel başkanı CHP genel başkanını ziyaret etti. Ortaya atılan ‘’Normalleşme’’ batmakta olan AKP ve genel başkanının can simidi oldu. Zaman kazandı. Toparlandı.

Döndü; CHP’de değişim olmalı diyerek ele geçiren takımın en yetkilisine darbeyi vurdu. 19 Mart 2025 CHP’de çok şeyin kırıldığı tarih oldu.

19 Mart 2025 tarihi sonrası CHP üyelerini, oy verenleri çılgına döndüren çok şey açığa çıktı.

Tıpkı İSKİ skandalı sonrası duruma düştü. Doğru-yanlış iç içe. Doğru nerde başlıyor nerde bitiyor; yaratılan kaosla ucu yakalanmıyor. CHP’nin geleneği ve yapısallığın da eleştiri ve öz eleştiri her koşulda var oldu.

Kamuoyu nezdinde İsmet İnönü’de, Bülent Ecevit’te, Deniz Baykal’da eleştirildi. Ama hiçbiri eleştiri yapanları parti de disipline sevk ederek, parti üyeliğini sonlandırmadı.

Ya da İl başkanları eliyle dolaylı yoldan ‘’sakın haaa!’’ eleştirmeyin yoksa disiplin işler demedi!

CHP sıradan sol bir örgüt olmadığı iddiası taşıyorsa, emekçilerin kurtuluş mücadelesini toplumsal dönüşüme taşıyan devrimci örgütse; solun olmazsa olmazlarını yerine getirmek zorunda. Ahlaki zaafları olanı koruma yerine, yapılan yanlışları eleştirerek; doğruyu gösterenleri ihraç etmekten vaz geçmelidir.

Sakın haaa diyerek tehdit etmeye kapı aralamamalıdır.

Çünkü sosyal demokrasi örgüt üyeleri bilinçli kişiliktir. Bu nedenle her şeyi özgürce tartışır,

düşüncesini söyler. Bireysel kariyer adına yapmaz. Halkın iktidar kavgasına destek için yapar. Devrimci sol örgütler hataları gizlemez, üstünü örtmez. Üzerine gider. Gereği neyse yerine getirir. Makyavel davranmaz.

CHP kimliğine 4-5 Kasım 2023 sonrası 31 Mart 2024 başarısı dışında; halkın iktidar hedefine giden yolu geliştiren ve genişleten tek bir çözümsel söylem ve slogan gündemi yapışmadı.

Her yeni gelişmede politikasızlığın getirdiği kararsızlık var.

Elbet demokrasi kavgasını verenler, diğer tabiriyle dövüşenler yanlışı da doğruyu da anlatacaktır. Bu durumdan hatalar zincirini sürdüren rahatsız olur.

CHP üyeleri ve yerel önderleri ne paralı askerdir nede ‘’kendini sultan sananların’’ kuludur!

Hırsıza hırsız der! Namussuza namussuz der! Bedel ödemekten de kaçmaz.

Yalnız şu unutulmasın: CHP üyeleri kendi egosuna kahraman olandan, halk kahramanı yaratmaz!

www.kozanbilgi.net internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotografların her türlü telif hakkı KozanBilgi.Net'e aittir. İçerikleri kaynak göstererek alabilirsiniz.



Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.