" />

Türkiye de her şey paradoks

Türkiye de her şey paradoks

ABONE OL
Ekim 19, 2025 09:40
Türkiye de her şey paradoks
0

BEĞENDİM

ABONE OL

MEKİN ŞAHİN

Halk inanmıyorsa, siyaset sonuç yaratamaz!

Türkiye de her şey paradoks. Nitelikten çok özel beklentiler ön planda. İdeoloji, ilke, ortak hedef, ortak savaş hayra gele. O nedenle de olması gerekenler olmuyor. Türkiye savaşın eşiğine getirildi.

Mazeretler ortada. Aslında çözümünde ortada. ABD ve ittifakları dünya liderliğini pekiştirmek için kurguladıkları proje gereği Suriye’yi darmadağın yaptı. Türkiye’yi yönetenlerde ABD’ne alkış çalarak destek verdi.

Sonuç ne oldu?

Doğu Akdeniz işgal edildi. Ülkede üretim sistemi, İMKB ve dolar spekülasyonu ile dağıtıldı. Suriye işgal edilirken işin nereye varacağınız aldırmadan, yeni Osmanlı ruhu ile destek olanlar, asıl hedefin Türkiye olduğunu görünce şimdi çırpınıyor. Güvenli bölge kuracaklarmış. Dört milyon Suriyeli Türkiye ye gelmeden olması gerekeni, ekonomik sıkıntının üst seviyede olduğu zamanda dile getiriyoruz. O dört milyon Suriyeliye harcanan parayla, güvenliği alınan onlarca yeni kentler kurulurdu.

Şimdi ABD ve ittifaklarında Türkiye’nin karşısında!..

Neden böylesi paradoksu yaşıyoruz? Öngörümüzü kaybettik. İlkesizlik öne çıktı. Ahde vefayı unuttuk.

Ülkeyi, Türkiye halkını değil kendimizi düşünüyoruz. Kısaca günlük çıkarlara göre davranış geliştiriyoruz. Hayatı paradoks yaşamaktan haz alır konuma getirildik. Paradokslu olan sadece devleti yönetenlerde değil muhalefet siyasi dünyada da var.

Türkiye sevdası içinde dolanıyorsak at izinin it izine karışmasına son verilmelidir. Gerçekler acı olsa da söylemekten ve savunmaktan kaçınılmamalı. Ata sözünde olduğu gibi ” korkunun ecele faydası yok”.

Savaşacaksak haklı olduğumuzda savaşalım!

Sol örgütler, hedef kitlesinin iktidar mücadelesini veren partilerdir. Demokratik merkeziyetçi anlayışla tabanın söz ve karar sahibi olmasına önem verir. Söylem ile eylem bütünlüğü; partinin halk nezdinde güvenirliğini artırır. Amalarla başlayarak bu işlerden kaçınanların halk nezdinde de etkenliği olmaz ve halk güven duymaz. Bu olumsuz sonuçları yıllarca yaşıyoruz.

Kaldı ki CHP üyeleri, oy verenler, amasız net tavır içindeler. Örgütlerin yenilenme sürecinde, mahalle delegelerini, ilçe örgütlerini, il delegelerini, il örgütlerini ve kurultay delegelerini kendi iradeleriyle tespit edilmesini istiyorlar. Partinin il ve ilçe yönetimleri ve başkanları; örgüt üyelerinin ve oy veren halkın bu isteğini kulak arkası yapmamalı. Türkiye’de değişen devlet yönetimi yerine demokratik cumhuriyet ancak halkın desteğiyle kurulabilir. Halk demokrasiden yana olan bir partide, üye iradesine sahip çıkılmaz ise güven veremez. Sonra hep birlikte dizimizi döveriz.

Kolay bir dönemde değiliz. Her tür entrikanın yaşandığı dönemdeyiz. Bataklıktan başka sonucu olmayan savaşın içindeyiz.
Aklı eren yöneticilere duyurulur!

Diren ki; insanlığını unutma! İnsan yaşamı tek düze değildir. İnişler ve çıkışlar; sıkıntılar, sevinçler, ayrılık ve özlem, daha niceleri. Zaman, zaman geçmişe döndüğüm de yaşadıklarıma ben de inanamıyorum. İnanmasam da sonuçta onlar yaşadığım gerçekler. Her çocuk gibi benim de olmasını istediğim hedeflerim vardı. Hatırı sayılır cinsinden futbol oynardım. Kartal Yaşar hocamın önerilerini dinlemediğim için, futbolu terk ettim. Hava harp okulunu kazandım; anam istemediği için gitmedim.

Kişilik olarak ve aile geleneği olarak; haksızlığa karşı, zulmedene karşı isyan etme iç güdüm ve başta insan olmak üzere her şeyi sevme eğilimim nedeniyle devrimci oldum. Oysa devrimci olmadan önce tam bir serseriydim. Tabiriyle kırsal da yetişen bir delikanlı ne yapıyorsa ben de aynısı vardı. İçen,

kavga etmediğin de huzursuz olan, bakara oynayan, godikle zar atan ve akşamları alemden aleme koşan.

Ve bir gün kardeşimle karar verdik.

Sokaklar da solculara, CHP’lilere saldırılara karşı baş kaldırdık. Bu süreçte Kapitalle tanıştım. Diyalektik okudum. İki adım ileri bir adım geri … Ve bir anda tüm serseri davranışlarıma son verdim.

Sonra zincirleme binlerce yaşananlar!

Emekçilerin pratik önderlerinden biri; sınıflı toplumlar için insanlık bugüne kadar iki düşünce üretmiş der. 1-İktidar olan sınıfın egemenlik düşüncesi ve hukuku 2-Üretenlerin sınıfsal düşünceleri ve hukuku Yarın bir üçüncüsü olur mu? Onu gelecek yaşam süreci netleştirecek.

Bugün insanın ürettiği iki ideoloji var. Kişi davranışları da bu ideolojilerin etkisiyle şekil alır. İşte kişilerin yaşam çeşnisi de bu etkilerin baskınlığı içinde gerçekleşir.

Birin de amaca ulaşmak için her yol mubah. Diğerin de amaca ulaşmak için ilkeli olmayı kendine rehber edinir.

Bilgi çağında; 20. yüzyılda öne çıkan ırk ve inanç farkını kullanarak sömürgeciliği gizlemeye çalışanlar;

ülke insanlarını da bu çirkin gölde boğmaktadır. Kimliksiz, kişiliksiz ve çıkarları adına her şeyini ret eden bireyler yaratmaktalar. Bu tipler paranın gücüne o kadar bağlanmışlar ki dününü bir çırpıda unutuyorlar. Oysa insanlık tarihin de kendine ihanet edenlerin hiçbir zaman iz düşümü yoktur.

Bizim çıktığımız yol belli, gittiğimiz yol belli. Dün ne isek, bugün de oyuz!

‘’Be hey kendini bilmez beni bana sorarsan
Adım “insan-ı kâmil” soyadım “Haydar” benim.
Hep susuyorum diye bunca cümle kurduysan
Sustuğum bildiğimin yarısı kadar benim.
Bil ki Kalubela’dan beri dimdikken başım
“Mertlik” tek şiarımdır, “şerefim” tek yoldaşım.
Hâlâ kim olduğumu sorarsan arkadaşlarına
Bir Aslanın tuttuğu suskun Zülfikar benim.’’

İnsan yaşamı tek düze değildir. İnişler ve çıkışlar; sıkıntılar, sevinçler, ayrılık ve özlem, daha niceleri.

YOLUMUZ DEVRİM YOLU, GELİN GARDAŞLAR.

Yakın bir geçmişte doğan kıvılcım önce mum à şimdi de sayenizde meşale ye döndü. Yurdumun içinde bulunduğu bu karanlık günlerden ancak inanmış insanlarla kurtulacağız. Seçim senin ya köle olacağız ya özgür öleceğiz.

YAŞASIN TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE.

www.kozanbilgi.net internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotografların her türlü telif hakkı KozanBilgi.Net'e aittir. İçerikleri kaynak göstererek alabilirsiniz.



Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.