İBRAHİM FAİK BAYAV
Bu ifade İslam Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman’a ait. O öyle diyor.
Soru: Prof. Hayrettin Karaman İslam’ın ibadetlerinin neler olduğunu anlatır mı? Yazısını irdeleyip bu cevabı bulmaya çalışacağız.
1) Karaman Hoca’nın hükmü şu: ”İslam, yalnızca ‘namaz’, ‘oruç’ gibi ibadetlerden ibaret olmadığı…”
İlginç!.. Tüm hocalar, müftüler, imamlar, cemaatlerine İslam’ın şartı beştir diye öğretmiyorlar mı? Ben bile, ilkokulda DİN BİLGİSİ ders kitabından öyle öğrendim. Peki, İslam sadece bunlar değilse, başka nelerdir? Bu sorunun cevabını Karaman Hoca’nın yazılarında bulabilir miyiz?..
2) Karaman Hoca’nın şu ifadesi ne anlamdadır? ”Müslüman, hayatının her adımında Allah’a teslim olmuş bir kişiliğin yansıması olmadan kamil Müslüman olamayacağı bilinen husustur”.
Soru şu: İslam’ın şartını sadece ‘beş’ bilen Müslümanlar, her adımda Allah’a nasıl teslim olacaklar?
Müslüman vatandaşlar, önce, ‘namaz’ adı verilen uygulamanın ne olduğunu bilmeleri gerekmiyor mu? Günümüzde, bazı Kur’an okuyucuları, Kur’an’da ‘namaz’ diye bir uygulamanın olmadığını iddia ediyorlar.
Kamil Müslüman demek, ‘Olgun Müslüman… Noksansız Müslüman’ demektir. Kaç kişiye nasip olur? O zaman Karaman Hoca’nın ifadesinden şu anlaşılıyor: Beş şartlı Müslümanlık uygulaması ile Kamil Müslüman olunamıyor. Doğru mu?..
3) Karaman Hoca’nın uyarı niteliğinde cümlesi: ”(Müslümanın) amelinin boşa gitmesi, günaha batması tehlikesi…”
Bir Müslümanda, ‘öğrenme’ ve ‘bilme’ beceresi yok ise, -batmasa bile- günahlara bulaşmaktan kurtulamaz. İşin günah olduğunu anladığında o bulaşıktan kurtulabilir; fakat, canı yanacaktır ve kefaret ödeyecektir. Peki Müslüman, günah bataklığından nasıl korunacaktır? Karaman Hoca bunun cevabını ”İslam, Sadece Namaz Oruç İbadeti Değildir” hükmünü açıklayarak verebilir.
4) Karaman Hoca, ”Cuma namazını eda etmek için camiye gidiyoruz” diyor. Eeee!.. Allah Kabul etsin!!!
Namazın ne olduğunu biliyorsun da camiye gidiyorsundur da camiye gidiyorsundur Karaman Hocam.
Müslüman vatandaşlar ‘namaz’ adı verilen uygulamanın ne olduğunu biliyorlar mı?
Gençliğimde Cuma namazına gitmeyi Müslümanlık şartı bellemiştim, Babam, oruç tutuyorsan namaz da kılmalısın gibisinden bir söz etmişti. Ramazan’da işten kovulmayı göze alıp camiye gitmiştim. Yanlış yapmışım… On beş yaşımda ilk defa işi bırakıp Cuma’ya gittiğimde Ermeni usta hiç sesini çıkarmadı. O günden sonra kitap okumaya ve öğrenmeye başladım.
5) Prof. Hayrettin Karaman, günaha batma konusunda kötü bir örneği belirtiyor: Aldatmak için dini istismar etmek.
‘İstismar nedir?.. İyi niyeti kötüye kullanma. Kişiyi sömürme. (D. Mehmet Doğan: Büyük Türkçe Sözlük)
Dini istismar etmek, toplumda ya da ülkede bir din var ise mümkündür. O din kullanılır. Ama var olan o din İslam Dini değildir. İslam olmayan din mutlaka istismar edilir. Çünkü topluma taassup hakimdir.
İslam Dini istismar edilemez. İstismar etmeye hiç bir fert teşebbüs edemez. Bugün, profesör olmuş kişilerin ‘istismar’ sandığı şey, vatandaşların ‘doğru’ sandıkları bazı davranışlardır.
6) Karaman hoca, ‘günah’ ve ‘aldatma’ konusunda -kendisi ilim adamı olduğu halde- hüküm vermekten çekinmiş, eski fıkıh kitaplarından sunum yapmış: Konu; ”Alış-veriş hukuku: Dindar görünmenin, yalan yeminlerin ve müşteri algısını yönetmeye çalışmanın akdi sakatlama”.
Şu alıntıyı yapmış Karaman Hoca: ”Fâsid Satışlar (el-Büyûu’l-Fâside) ve satıcının muhayyerlik haklarını doğuran “Kusurlu olma sebebiyle iade” bölümlerinde dindarlık maskesi…” (Yeni Şafak 04.10.2026)
Bugün, Türkiye’de Müslümanlar neyi satıp neyi alıyorlar? Neyi satın alıp neyi veriyorlar?
Cevap: Üretilmiş malı satıp para alıyorlar; üretilmiş malı satın alıp para veriyorlar. Tüccarlar mal sattıklarında, çok kere para yerine tarihi belli olan senet alıyorlar. İşin garibi, başkasından mal aldıklarında o senedi ‘para’ yerine kullanıyorlar. Alınan veya satılan malın üretimi modern şekilde olduğundan, piyasaya sürülen ürünler, kalite kontrolden geçmiş, nitelikleri üzerinde belirtilmiş oluyor. İrsaliye ile de belgelendiğinden, vatandaşlar arasındaki alış – verişte aldatma söz konusu olmuyor. (Enflasyon olmadığında, fiyatı bile bellidir; değiştirilemez)
Aldatma sanılan olay, bilmemekten veya dikkatsizlik sebebiye alım veya satım yapılandır. Mesela, son kullanma tarihi geçmiş ürünün satılmasıdır. Bu olay ‘günah’ oluyor, fakat, fark edildiğinde resmi kurumdan cezayı yiyor, satıcı bir daha o günahı işlememeye çalışıyor. Üretim tesislerinde de bazen yanlışlık oluyor. Kalite kontrol elemanı dikkatsiz davrandığında o ürünün piyasaya girmesi mümkün oluyor. Yani ‘günah’ kurum olarak gerçekleşiyor. Yoksa bilgisayarlı üretim sistemi, üretilen malın piyasaya girmesine izin vermiyor.
”Hiç mi aldatma olmaz veya olay olmuyor?” diye sorulursa?..
Bir üretim kuruluşu, BORSA batağına girmişse, bir zaman sonra -iktidardakilerin sorumsuzluğu yüzünden- kendini ortadan kaldırıyor.
Hayrettin Karaman Hoca, eski fıkıh kitaplarındaki hükümleri yazdığında ve duyurduğunda, Müslümanları bilgilendirmiş olur. Lakin, günümüze uyarlamaya kaktığında, ülkeye hakim olan modernizeyi bozar; ekonomiyi alt üst eder. Günümüz Müslümanlarına, bir ilim insanı olarak, uygun hükümler vazetmek zorundadır.
İbrahim Faik Bayav
(05.10.2026 21:15