" />
ASM Çalışanları Sistemin Günah Keçisi mi?

ASM Çalışanları Sistemin Günah Keçisi mi?

ABONE OL
Ekim 6, 2026 11:21
ASM Çalışanları Sistemin Günah Keçisi mi?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

ÇELEBİ ÖZTÜRK

ASM Çalışanları Sistemin Günah Keçisi mi?

Sağlık sistemindeki yapısal sorunlar ne yazık ki Aile Sağlığı Merkezlerinde (ASM) kendini daha açık bir şekilde gösteriyor.  Bürokratik her hatanın ve idari her beceriksizliğin faturası nedense hep aynı adrese kesiliyor? Özel hastanelerin yaptığı hatalı aşı girişlerinden tutun da vatandaşın kendi özgür iradesiyle yaptırmadığı kanser taramalarına, Anayasal bir hak olan yıllık iznini kullanabilmek için yerine vekil bulmaya zorlanan, bulamadığında ise maaşından kesinti yapılan bir hemşirenin emeğinin E-Nabız’daki bir “yıldız sayısına” indirgenmesine kadar, sistemin tüm günahları Aile Sağlığı Merkezlerinde (ASM) çalışan hemşirelerin omuzlarına yıkılıyor. Sahada gece gündüz demeden çalışan bu insanlar, birer sağlık neferi mi yoksa sistemin tüm açıklarını kapatmakla görevlendirilmiş birer günah keçisi mi? Bugün ASM çalışanları; sadece ağır iş yüküyle değil, anayasal haklarının ellerinden alınması, mobbing ve hukuk dışı maaş kesintileriyle adeta bir modern angarya düzenine mahkûm ediliyor.

Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın parıltılı reklamlarının arkasında, hakları gasbedilen ve sistemin günah keçisi ilan edilen binlerce ASM çalışanı var. Karşı karşıya olduğumuz tablo, çağdaş bir sağlık hizmeti değil, açık bir hak gaspıdır

Sağlık sisteminin temel taşı olan Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri, ne yazık ki uzun süredir yapısal ve hukuki çarpıklıkların gölgesinde can çekişiyor. Bugün Aile Sağlığı Merkezlerinde (ASM) görev yapan hemşirelerin ve sağlık personelinin karşı karşıya kaldığı idari baskılar, hem meslek onurunu zedelemekte hem de en temel insan haklarını açıkça ihlal etmektedir.

Sistemin en büyük adaletsizliklerinden biri, sorumluluk alanlarının dışındaki hataların faturasının ASM çalışanlarına kesilmesidir. Özel sağlık kuruluşlarında yapılan hatalı aşı girişleri ya da bu kuruluşlarda gerçekleştirilen doğumlarda gebeliklerin takipsiz bırakılması gibi kusurların sorumlusu aile sağlığı personeli değildir. Başka bir kurumun idari ve operasyonel hatasından ötürü ASM çalışanlarını sorumlu tutmak, en hafif tabirle hukuk dışıdır.

Bu haksız ceza mekanizması, sağlık çalışanlarının hayatını adeta bir angaryaya dönüştürmektedir. Bugün bir ASM hemşiresinin, anayasal ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış en temel hakkı olan “dinlenme hakkı” adeta bir lütfe dönüştürülmüştür. Hemşirelerimiz, yıllık izinlerini kullanmak istediklerinde yerlerine vekalet edecek bir personel bulmaya zorlanmaktadır. İnsan onurunu, bedensel ve zihinsel bütünlüğü korumayı amaçlayan bu hak; Anayasa’nın 50. maddesiyle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 102. ve 103. maddeleriyle net bir şekilde koruma altındadır. Dahası Türkiye; Birleşmiş Milletler (BM) sözleşmeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS), Avrupa Sosyal Şartı ve ILO prensipleri gibi dinlenme hakkını mutlak sayan uluslararası metinlerin de tarafıdır. Buna rağmen, yerine personel ikame edemeyen sağlık çalışanının izne çıkmasının engellenmesi ya da İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından geçici görevlendirme yapıldığında hemşirenin maaşından kesinti yapılması, çağdaş sağlık yönetimi ilkeleriyle bağdaşmayan ilkel ve hukuk dışı bir cezalandırma yöntemidir.

Mevcut sistem, performansa dayalı ücretlendirme adı altında sağlık çalışanının emeğini de değersizleştirmektedir. Hasta memnuniyetinin “E-Nabız üzerindeki yıldız sayısına” indirgenmesi, tıp etiği ve bilimsellikle açıklanamaz. Muayene sayısı, Hastalık Yönetim Platformu (HYP) yüzdesi ve nüfus puanı gibi kriterler zaten maaşları doğrudan etkileyerek personeli birer “sayı avcısına” dönüştürmektedir. Üstelik merkezde hekim bulunmadığı dönemlerde HYP işlemlerinin yapılamamasının faturası yine ASM personeline kesilmekte, maaşlarından kesintiye gidilmektedir. Personelin kendi kusuru olmayan bir idari boşluktan ötürü maddi zarara uğratılması kabul edilemez.

Benzer şekilde, bir vatandaşın kendi özgür iradesiyle kanser taraması yaptırmak istememesinden ASM yönetimini ve çalışanını sorumlu tutmak, mantık sınırlarını zorlamaktadır. Sağlık personeli bilgilendirmekle yükümlüdür, vatandaşın yerine karar vermekle değil. Bilinçlendirme çalışmalarının yükümlülüğü ile vatandaşın kişisel tercihinin sorumluluğu birbirine karıştırılmamalıdır.

Sağlıkta dönüşümün yükü, sahada gece gündüz demeden çalışan hemşirelerin ve ebelerin omuzlarına yıkılamaz. Devletin asli görevi, çalışanını korumak ve ona insani çalışma şartları sunmaktır. ASM çalışanlarını hak mahrumiyetleriyle, mobbingle ve haksız maaş kesintileriyle baş başa bırakan bu çarpık uygulamalardan bir an önce vazgeçilmelidir. Unutulmamalıdır ki; çalışanın hakkının gasp edildiği bir sistemde, toplumun da sağlıklı kalması mümkün değildir.

Bilgi Paylaştıkça Çoğalır!

KozanBilgi.Net’te yer alan Yüz Binin üzerinde haber, yazı ve fotoğraflar emeğin ve yerel gazeteciliğin bir ürünüdür.
Ticari amaç olmamak üzere içeriklerimizi KozanBilgi.Net’i kaynak göstererek ve aktif bağlantı vererek sevdiklerinizle veya sitenizde gönül rahatlığıyla paylaşabilirsiniz.

" />
" />

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.