Ağlama Ana! Yanmazsa evlatlar, Yaşarken; Yaşatmayı Nasıl Öğreneceğiz…

Ağlama Ana! Yanmazsa evlatlar, Yaşarken; Yaşatmayı Nasıl Öğreneceğiz…

ABONE OL
Mart 28, 2026 06:01
Ağlama Ana! Yanmazsa evlatlar, Yaşarken; Yaşatmayı Nasıl Öğreneceğiz…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

MEKİN ŞAHİN

Ağlama Ana! Yanmazsa evlatlar, Yaşarken; Yaşatmayı Nasıl Öğreneceğiz…

1960’ları, 1970’leri yaşayan anaların göz yaşı hiç dinmedi. Evden çıkan evlatların akşama eve sağ geleceğinden endişe duyuyorlardı. Öyle bir an geldi ki analar çocuklarıyla; omuz omuza birlikte olmaya karar verdiler. Sandılar ki çocuklarını bu şekilde koruyacaklar.

Olmadı. Aksine, analar evlatların ne için mücadele verdiğini gördü. Yüreklerindeki korkuyu yenerek, evlatlarıyla aynı yola baş koydular.

Gerçeği öğrendiler. Yaşamak için yaşatmayı öğrendiler. Ölmenin yok olma değil düşler adına ölmenin sonsuz yaşama olduğunu öğrendiler.

TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Tarım Satış Kooperatifleri Birliği, Türkiye’de kooperatifçiliğin tarihsel gelişim sürecinde oldukça seçkin ve onurlu bir yer tutmakta, ilk örgütlenme günümüzden yüz yıl öncesine kadar dayanmaktadır.

Yabancı tüccarların karşısında finansman gücü olmayan Türk tüccar egede tarım ürününü alamaz hale gelmişti. 1913 Yılında 3 Türk tüccarın önderliğinde ürünleri değerlendirecekleri finansman desteği sağlamak amacıyla Milli Aydın Bankası adı ile bir kooperatif bankası kuruldu.

Daha sonra Ege’nin önemli tarım ürünlerini üretenlerin kooperatif kurarak örgütlenmesi başladı. 1915 Yılında incir üretenler “Kooperatif Aydın İncir Müstahsilleri Birliği” çatısı altında birleşti.

Kooperatif Aydın İncir Müstahsilleri Birliği daha sonra Tariş adını aldı. Tariş üreticilerin kurdukları incir, üzüm, pamuk, zeytin ve zeytinyağı kooperatiflerinin birliği oldu.

Zamanla dört ana üründe kooperatifler hızlı gelişme gösterdi. Ege’nin 7 ilindeki üreticilerin satış kooperatiflerinin üyesi olduğu Tariş 1949 yılında 4 kola ayrıldı. Zeytin ve zeytinyağı, pamuk, üzüm ve incir için 4 ayrı birlik oluştu.

12 Eylül askeri darbesinin gerçek nedeni 24 Ocak ekonomi paketini uygulamaktır. 1984 sonrası ANAP hükümetleri döneminde, özelleştirme adı altında tarım birliklerini ve sanayi birimlerini kapatmak amacıyla, bakanlık emriyle birlik yönetimlerini görevden aldılar. Gerekçe hükümetin verdiği birim fiyattan daha fazlasını, birlik yönetimlerin vermesiydi. Görevden alınan birlik yönetimlerinden birisi de Tariş birlik yönetimiydi.

Tariş ortakları köylüler itiraz etti. Ama dinleyen olmadı. 6 ay sonra yapılan birlik seçiminde, üretici ortaklar görevden alınan yönetimi firesiz yeniden seçti.
Üreticiler TARİŞ’e sahip çıktı.

Çünkü TARİŞ’e sahip çıkmakla, kendi yaşamalarına sahip çıktıklarını biliyorlardı. Doğru gördükleri, bildiklerine sahip çıkma bilincini yılların mücadelesiyle öğrenmişlerdi.

ÇUKOBİRLİK, 15 Ekim 1940 tarihinde 2834 sayılı Tarım Satış Kooperatifleri Yasası’na göre; Adana, Ceyhan ve Tarsus Tarım Satış Kooperatiflerinin bir araya gelerek, Çukurova bölgesinde pamuk üreticilerinin ürünlerini değerlendirmek ve üreticiye destek sağlamak amacı ile 275 ortakla oluşturdukları bir Kooperatifler Birliğidir. İlerleyen yıllarda İstanbul şubesi ve doğu ve güneydoğu Anadolu bölgesinde kurulan müdürlüklerle, geniş üretim alanında üretici ortağa sahip oldu.
Önce Kütlü pamuk için çırçır fabrikaları sonra iplik, dokuma, yağ ve basma fabrikaları kurularak; üreticinin ham maddesi mamul hale getirilerek, üretici güçlendirilmek istendi.

TARİŞ’in yaşadığı sıkıntıyı ÇUKOBİRLİK’te yaşadı. Ama ortak üreticiler TARİŞ’te olduğu gibi kooperatifleri ÇUKOBİRLİK yönetimine sahip çıkamadı.

ÇUKOBİRLİK kurumunun sahiplerinin kendilerinin olduğunun, ona sahip çıkmanın kendi yaşamlarına sahip çıkma olduğu bilincinde değildiler.

1996 yılından sonra ÇUKOBİRLİK yavaş yavaş eritildi. Üretim bölgeleri terk edildi. Sanayi tesislerindeki makineler ucuz biçimde Pakistanlılara satıldı. Bir dönem 6000 kişinin çalıştığı o koskoca ÇUKOBİRLİK bitirildi. Ama bütün bunlar yapılırken, kooperatifin gerçek sahiplerinden çıt çıkmadı. Siz kim oluyor da bizim malımızı satıyorsunuz diyebilen bir Allah’ın kulu çıkmadı.

Yaşamadan öğrenemeyiz. Yaşadıklarımızı onlarca kez yaşayarak bilinçleneceğiz. Ama o bilince ulaşıncaya kadar acıların tarihinde ağıtlar yakacağız. Sadece kendimiz değil sevdiklerimiz de bizimle bu acıları yaşayacak. Çünkü Türkiye bütünüyle ailedir. Ailenin acıları da sevinçleri de ortak yaşanır.

Sadece bilmemiz gereken şey:

Bize bu acıları yaşatanların, bizim görev verdiğimiz kişiler olduğunu; oturduğu koltuğun gücüyle, dünyayı ben yarattım aşkını yaşayarak, egosuyla zulmetmesidir.
12 Eylül 1980 darbesiyle solcuların başlayan acısı, hala devam ediyor. Emeğe saygının kalktığı, emeğin yüceliğinin duvar boyaları altında kaldığı günden beri, solcular bu acıyı yaşıyor.

Neden?

Benden gayrısını şeytan kapsın diyen zihniyetin, kendisini Tanrı sallaştırması ve her şeye tepeden bakar olması.

Geldiği yeri, bindiği gemiyi unutması!

Bu acıyı solcular Adana da çok yaşadı. Bu yüzden birçok mevzi kaybedildi.

ÇUKOBİRLİK bitirildi.

25 yıl var ki yerel mevzilerden uzak kalındı.

Şimdi herkes şapkasının eline alarak düşünecek. Geçmiş yaşananları analiz edecek.

Nereden kaynaklanmışsa yanlış ve hatalar; öz eleştiri niteliği taşıyan uygulamayla yanlışa, hataya son verecek.

Ve eleştiriyle karşılaşınca kızgın demire basmış gibi havalara sıçramayacak.

Çocuk yaştan itibaren yaşamın sıkıntılarıyla çelikleşen bizlere gelince; ağlama ana!

Yanmazsa evlatlar, yaşarken; yaşatmayı nasıl öğreneceğiz. Ve çelikleşmiş ruhumuz ve düşlerimizle; onlara da yaşatmayı öğreteceğiz.

www.kozanbilgi.net internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotografların her türlü telif hakkı KozanBilgi.Net'e aittir. İçerikleri kaynak göstererek alabilirsiniz.



Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.