" />

Tanrı dahi tek başına hüküm sürmüyor!

Tanrı dahi tek başına hüküm sürmüyor!

ABONE OL
Kasım 23, 2025 10:47
Tanrı dahi tek başına hüküm sürmüyor!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

MEKİN ŞAHİN

Tanrı dahi tek başına hüküm sürmüyor!

İnsanlığın tarihin de sayısı söylenemez olaylar yaşandı. Yaşanan her şeyin hikayesi, acısı, sevinci ve
yıkımı, yeniden dirilişi var.
Başkaları yapmadı.
Başkaları yaşamadı.
İnsana insan yaptı. İnsan yaşadı.
Peki neden yapıldı? Tek yanıtı var. Ama bu yanıtın genel ifadesi içinde sayısız etkenler mevcut. Sınıf çatışması bu gerçeğin tam yanıtıdır. İnsan tek başına tüm ihtiyaçlarını karşılayamaz. Toplu yaşayarak birbirlerinin ihtiyaçlarını karşılar. Bir üretim sistemi içinde ve üretim ilişkileri içinde yaşarlar.
Düzeni koruyan mekanizma sayesinde kendi aralarında kurdukları yönetimle yönetilirler…
Çatışma sonunda geldikleri uzlaşma sistemin yönetim biçimine ve tarzına nitelik verir.
Peki etkili olan nedir?
Kimlerden oluşur?
Sistemi kuranlar ve sistemin kurumsal konumunu korumak isteyenler, kişilerin belirleyici olduğunu söyler.
Sistemde hak ettiğini alamayanlar ise üretim ilişkilerin belirleyici olduğunu sistemi koruyan üst yapı kurumlarının etkileyici olduğunu ve bu periyot içinde sistemin devam ettiğini söyler.
Kısaca biri tutucu, gerici ve mevcutla yola devamdan yana düşünce içindeyken diğeri değişimi, dönüşümü ve devrimi savunan düşünce içinde olur.
Biri sermaye gücünden yana sağcı olur.
Diğeri emekten yana solcu olur.
Tarihte sonuçları yaratan, iki ucun çatışması ve inisiyatifini örgütleyerek hedefini elde etmesidir.
Kişiler belirlemez. Mevcudun zaman ve mekânı içindeki objektif şartları ile herhangi sınıfın niyeti sonucu yaratır, belirler.
Türkiye’de sistem değişmedi.
Türkiye’de değişen sistemi koruyan devlet yönetim biçimi değişti.
Nedenleri bu makalenin şu an konusu değil. Ama gelişmelerin getirdiği sonuç bu.
Devlet yönetim biçimi oligarşik yönetim yerine faşist devlet yönetim biçimine dönüşmüştür. Yargı, yasama, yürütme ve militarizm bir arada toplanarak tek kişinin kontrolüne devredilmiştir.
24 Haziran seçimlerinin sonucu bu…
Bu sonuç kişilerin tek başına sihirli değnekleriyle değişmez.
Halkın yönetilmek istemediğini göstereceği eylemler ancak bu sonucu değiştirir. Şu anki devleti yöneten kişinin Tayyip Erdoğan olması veya başka isim olması devlet yönetim biçiminin adını değiştirmez.
Bu sistemin yarattığı sonuçtur. Değişmesi için emek ile sermayenin yeniden uzlaşacağı sonuca gerek var.
Olabilir mi?
Olmaz mı?
Analizini yapalım.
31 Mart seçimlerinde stratejik konumu güçlü illerde neden CHP kazandı?
1. AKP çok uzun zamandır genel ve yerelde iktidar kurumlarını yönetiyor. Bu süreçlerin getirdiği yıpranma, yolsuzluk, yasa dışı uygulamalar ve yandaşlığı en üst seviyeye taşımış olmaları.
2. 2002 Kasım 3 tarihinde özgürlükçü söylemler içinde olan AKP; üretim sisteminin çökmesi ve yönetim tarzlarına karşı olanlara baskı ve zulmü hukuk dışına taşımış olması.
3. Fettullah Gülen tarikatının ABD emperyalizmi çıkarları doğrultusunda devleti işgal etmesi ve devleti yönetme gücünü elde etmek için eğitimi, yargıyı, militarist güçleri kontrol etme girişimleri ve darbeye yeltenmesi.
4.Açılım algısı uygulamalarıyla halkta ötekileştirmenin yolunun açılması.
5. Yolsuzlukların her alanda ayyuka çıkması
6. Cumhuriyetin kuruluş hedeflerinden her alanda saptırılması
7.ABD ve ittifaklarının projelerine hizmet ederek çevremizin kuşatılmış olmasına izin verilmiş olunması
8. Dün söylediklerini yarın tersini ifade ederek takiyece politikalara olan güvenin bitmiş olması.
9. Üretim sistemini ve onu besleyen ve güçlendiren kurumsal faaliyetleri terk etmesi. Vs.vs.vs.

Türkiye halkı ve sermayenin bir kanadı bu olumsuz sonuçlar nedeniyle AKP’sinin devlet yönetimine olan tepkisini kat kat artırdı. Üretimdeki denge kaybı, var olan tepkiyi katmerleştirdi…
Siyaset dünyası halkın bu tepkisine duyarsız kalamaz.
Cumhur ittifakı CHP ve STK iş birliği.
AKP ve MHP dışındaki dinci ve şovenist partilerin kuracağı cephe HDP ittifaklara fiili girmeden, Makyavellist tutumla siyasi hesaplarına pazarlık alanı yaratması.
Seçimin sonucunu etkileyecektir.
Kısaca seçimin sonucunu belirleyen ülkenin genel ve yerel tablosuna tepki koyan emek dünyası ve halktır. Bu taban üzerinde politika yapan siyasi örgütlerdir. Kişiler toplumla kurduğu ilişki kadar etkilemiştir. Belirleyici güçte değiller.
Şu soruyu gündeme taşımak gerekliliğine inanıyorum.
Hangi siyasi kurum, hangi siyasi kimlik, hangi yerel iktidarın başkanı; mevcut Türkiye tablosunu değiştirecek ve Türkiye halkına huzur, mutluk, özgürlük olan bir yaşam ve yönetim projesi sunacak.
Türkiye’de ki faşizme karşı hangi yönetim biçimi bir proje dahilinde gündeme taşınacak.
Geleceğin yönü buna bağlıdır!
Güç düşünce birliğinde doğar. Örgütlenerek büyür. İnancın bir araya getirdiği kadrolarla iktidar olur ve yönetir. Düşünce üretmeden halkta, kara kaşı kara gözü adına hiç kimse destek alamaz.
Alacağını düşünüyorsa da kendini de çevresini de aldatır.
Tanrı yarattığı insanların kendine inanması için cennet adını verdiği dünyada insan egosunu tatmin edecek yaşam vaadi sunmuş.
Bu vaadi de tek başına sunmamış. Peygamberleriyle, melekleriyle, şeytanlarıyla ve kendine inanan unsurlarla sunmuş ve insanları yönetmek istemiştir!
Kendini tanrıdan daha güçlü gören ya da gördüğü, görüntünün ötesine bakmayanlar; şapkasını eline alacak ve düşünecek. Kendini de halkında aldatmayacak.
Önce pişecek.
Önce emeğin yüceliğine inanacak.
Önce ahde vefayı bilecek.
Önce devrimciliğin insan yaşamının ana kaynağı olduğunu öğrenecek.
Bir düşünce insanı olmayı ihmal etmeden, iktidarı militan ruhuyla sahiplenecek.
Unutulmasın ki tanrı bile tek başına Allah olmadı.!

www.kozanbilgi.net internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotografların her türlü telif hakkı KozanBilgi.Net'e aittir. İçerikleri kaynak göstererek alabilirsiniz.



Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.