MEKİN ŞAHİN
Bir rüya görse Türkiye halkı. Bir merakla uyansa. Devleti yöneten siyasiler ve bürokrasi, bilim
kurumları, sendikalar, sivil toplum örgütleri, kooperatifler, özel sektör, köylüler, gençler ve kadınlar.
Rüya öyle etkilese ki! Uyanınca hiç duraksamadan birbirlerine koşsalar. Gördükleri rüya gerçek
olabilir mi diye başlasınlar konuşmaya ve ortak kararlar almaya.
Geleceklerini huzur ve mutluluğa taşıyacak ortak anayasa da karar kılsalar.
Savaşın gereksiz olduğuna karar vererek, silaha yapılan harcamalara son vererek, elde edilen
birikimin bilime, bilgiye ve eğitime harcama kararı alsalar.
Üretimi ülkenin tüm birimlerinde nitelikli ve ihtiyacı karşılayacak bir eksene yerleştirmeyi zorunlu ve
sürekli kılsalar.
Etrafımızdaki komşu halklar ile omuz omuza dayanışma içinde vatan kabul ettiğimiz coğrafyayı
birlikte korusak, birlikte yaşatsak! Irka, inanç farkına saygı duyarak, insanların kendini yaşamalarına
hoş görüyle yaklaşsak.
Partiler arası yarış hizmet ve evrensel kaygılara göre yapılsa. Adalet, her aşamada insana ve yaşama
denge getirse. Hukuk evrensel değerleri, ülkenin özgün koşullarına uyum sağlasa, suç ve ceza insan
özüne taşınsa.
Adaletli, hakkaniyetli ve hukuk zeminine oturan yaşam inşa edilse.
Pozitif yaşam bilgi ve bilimle donatılarak dünya insanlığına örnek Türkiye yaratsak.
Çok mu zor?
Dünyada böylesi örnek yaşamı yaratan bir ülke var mı?
Arayan belasını da bulur, Mevla’sını da!
O vakit dalın Amerika kıtasına.
Bir rüya görsek. Uyanmasak, yaşasak insanlığı, emeğin üreten değerine kucak açarak.
Şimdi bir ve diri olma zamanı.
Rekabet güzel olur. Farklı anlayış ve çözümler tartışılır. Daha doğru ortaya çıkar. Rekabetten
korkanın aslında kendine güveni yok. O nedenle orta yerde sallıyor! Sallamak fayda sağlamaz. Aksine
içinde biriken kinin seni kemirmesine kamçı yapar.
Tehlike nedir?
Kişinin kendisine âşık olmasıdır!
Oysa
Acı su da tatlı su da berraktır. Sakın görünüşe aldanma… Görünüşte herkes insandır ama gerçek insan
hal ehli olandır. Kaldır başını gör ki neler var. Geçip giden zamanın içinde ne hezeyanlar var. Sanma ki
baki şu yaşananlar. Her gecenin elbet bir sabahı var.
Ve o sabaha az kaldı!
Bilsen ki; yaşadığın yeri cennet yapamadığın sürece kaçtığın her yer cehennemdir. Bu dünyadaki tek
servet ailendir. Paradan ve kudretten daha önemlidir. Fazla büyütme kendini, en fazla sevebildiğim
kadarsın; dahası yok. Oturduğun koltuk, seni istemediği gün; yürüdüğün sokakta, sohbet etmek
istediğin kahve de kime nasıl selam vereceğini düşün.
Düşün ki, az kalan sabahın gelişinde, o sabahlar karanlığa dönmesin.
İnsan için huzur ve haz öldükten sonra da yaşamaktır. Sabır, sevgi ve saygıyla dost ol insana. Huzur
ver, ver ki sen de huzuru bulasın.
İnsana hizmet.
Hakka hizmet.
Emeğe hizmet.
Ve
Biz yapacağız, siz yaşayacaksınız!
Acıyı, sevinci, kardeşliği, özgürlüğü ve ülke sorumluluğunu paylaştığım dostalar, kardeşler ve
CHP’nin bıkmaz usanmaz savunucuları; sizlerle uzun zamandır iktidar hasrete son vermek için
durmaksızın çalışıyoruz. 1989 yılında çalışmaya ilk başladığımız da sokakları terk etmiş, ülkeyi ANAP’a
teslim edenler, solun yeniden ayağa kalkma çabalarına sadece bıyık altından gülerek seyrediyordu.
Yıllar kesintisiz böyle geçti. Sürekli sinsice Türkiye ve halkını emperyalizmin kucağına sürüklediler.
Seçimin biri bitti biri başladı. Türkiye üretimi ve halkının yaşamı tepe takla giderken; sürekli seçimler
kaybedildi. Artık CHP dünyası da seçimleri kazanılması mümkün olmayan oyun olarak görüyorlardı.
Bizim gibiseçimi alacağız diyenler, yol haritası çizenler görmezden geliniyor, yapılan uyarılar ve
önerilen çözümler toz duman arasında kaybolup gidiyordu.
Zaman bizi haklı çıkardı.
Değerli CHP’li kardeşlerim!
İçimiz de yıllardır sinsice yerleşmiş duygularla; ülkeden, Türkiye halkından, CHP başarısından ve
sizlerin toplumsal insancıl beklentilerinden daha çok kendi özel çıkarları uğruna her tür ahlaki
olmayan işleri pişkinlik içinde yapanlar; yeni açılan kapılara yönelmek için yaşanan gerçekleri yok
sayarak sinsice seyrediyorlar.
Her fırsatı kendine özel çıkar yapmak isterler. Bu soytarıların düzeneğine çomak sokmanın ve
bitirmenin iki yolu var.
Başlattığımız demokrasi kavgasını sonuna kadar yüreklice ve yiğitçe devam ettirmek ve Bu
ahlaksızların saldırılarına takılmadan hedefe yürümektir.
Hedefe ulaşmak için, Cem Karacanın dediği gibi ” saldır da büyü, saldır da büyü…” saldırarak ve çığ
gibi büyüyerek; Türkiye halkının desteğini ve güvenini kazanmaktır.
İşte o vakit; bu bukalemun takımı eriyerek bitecektir.
Kardeşlerim; her tür saldırı ve baskıya uğrayabilirsiniz. Kimi zaman iktidar, kimi zaman da iktidarla el
altında uzlaşan bu kimliksizlerin saldırılarına tanık olabilirsiniz. Yapacağınız tek şey dik durmanızdır. İç
güven içinde, doğrularınıza dört elle sahip çıkmalısınız.
Kardeşlerim!
Ben bu süreci çok iyi okuyorum. Karşılaştığım saldırılarda, baskılarda hiç umurum da değildir.
Doğrularım ve iddiam adına ölmek benim için hoş gelir, sefa gelir. Ben korkmam! korkuyu yenmeyi
çok iyi bilirim. Kaybedecek özellerim yok. Korkması gerekenler; hainlerdir, sinsice iki yüzlü
davrananlardır ve çakallardır…
Sokaklar bizi çok iyi tanır. Öylesi izlerimiz var ki, demokrasi kavgasında yediğimiz vurgunları
sevdalarımızla boğmuşuz. Dün de bugünde aynı yoldayız. Değişen çok fazla bir şey yok.
Şimdi hesap sorma zamanı!
Şimdi CHP zamanı!
Hukuk Adaletle Evrensel Olur. CHP ancak CHP kimliğini öne çıkaran militanlarla iktidar olur.