İBRAHİM FAİK BAYAV
Maun Suresi, yedi ayet veya yedi kelime olarak gösteriliyor. Aslında tek cümle gibidir.
Mealciler, Maun Suresi’nin iniş yeri hakkında, ”İlk üç ayeti Mekke’de diğer ayetler Medine inmiş” şeklinde tuhaf açıklama yapmışlar. Böyle şey olmaz. Tek cümle şeklinde görülen sure, ya Mekke’de inmiştir; ya da Medine’de… Fakat bu surenin, Mekke’nin fethinden sonra, devletin İslamlaştığı zamanda indiği anlaşılıyor. İlk üç kelimeye, ne diyor?.. diye bakacağız:
Maun Suresi birinci kelime: ”Eraeyte ellezi yükezzibü bi’d-din”. Yani, gördün mü o şahsı?.. Dini tekzip ediyor.
”Dini tekzip ediyor” demek, toplumun düzenli toplum olmasından memnun değil, demektir. Düzenli toplum hoşuna gitmemiş, demektir. Ayette, toplum içindeki, olumsuz etki eden birine işaret ediliyor. Hz. Muhammed’e, işaret edilen o şahsa dikkat etmesi gektiği hatırlatılıyor. İşaret dilen şahsın kim olduğu hakkında rivayet farklı. Hamdi Yazır, dikkat edilmesi gereken kişiyi genelleştirip ”toplumda hitaba kabiliyeti olanların her biri” hükmünü vermiş. DİNİ TEKZİP EDEN şeklinde tanımlananlar, o zamanda da, o zamandan sonraki zamanlarda da, yaşadığımız bu zamanda da kimler ise, onlar olacaktır. Yani, toplumu düzene sokacak sistemi kabul etmeyenler… Dinsizler…
‘Din’, اَلدّينِ Kafirun Suresi’nin açıklamasında belirtildiği gibi iki çeşittir: Ayette tekzip edildiği belirtilen din, Mekke’nin üzerindeki karanlık kaldırılırken ve kaldırıldıktan sonra, içinde hukuk kuralları oluşmuş, fertler için sorumluklar belirlenmiş sistemdir. Tekzip eden şahıs, İslam dairesi içinde kaldığı halde, üzerine düşen sorumluluğu kabul etmeyen kişidir.
‘Kezzebe’ كَذَّبَ fiili, bir kişiye, başka bir kişi için yalanlama hareketini yaptırıyor. Türkçe’de de çok kullanılan ‘tekzip’ terimi, genellikle matbuat alanında kullanılıyor; ‘Tekzip’ olayı ile, yayınlanan bir haberin iptal edilmesi ya da doğru şekle getirilmesi sağlanıyor.
Ayette zikredilen ‘tekzip’, Hz.Muhammed’in sisteme koyduğu kuralı iptal ettirme hareketidir. O şahıs, sistemi, kendinin sorumsuz yapılacağı duruma getirilmesini istiyor.
O kişinin din hükmünü tekzip ettiği nasıl anlaşılıyor?.. Şöyle…
Maun Suresi ikinci kelime: ”Fe zalike ellezi yediu’l-yetim”. Yani, tekzip eden o kimse öyle bir kimsedir ki, yetimi yanından kovup uzaklaştırıyor.
Maun Suresi üçüncü kelime: ”Ve la yahuzzu ala taami’l-miskin”. Yani, o şahıs, kendisi gibi varlıklı kimseleri, yoksulları beslemeye teşvik etmiyor”.
Şu anlaşılıyor: İslam Dini’nin bir kuralı, yetimlerin gözetilmesi ve korunması kuralıdır. Diğer bir kuralı, servet sahibi kimselerce, çalışamayacak durumdaki ailelerin çocuklarının yedirilmesi, içirilmesi ve giydirilmesi kuralıdir.
‘Yetim’ اَلْيَتيمَ terimi, Arapça-Türkçe lügatte, ”büluğa erinceye kadar yalnız kalmış çocuk”, olarak gösteriliyor. Çocuk niçin yalnız kalmıştır?.. o belli değil.
Yalnız kalmış on üç yaşındaki çocuk, çocukluk hakkını kullanmaktan mahrumdur. Beslenmesi de mümkün değildir. Korunma altına alınmadığında, büyüdükçe toplumun paraziti olma yoluna girecektir. Pedofili sapıklarının malzemesi olabilir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, çocukların korunması amaçlı yasa çıkarmıştır. Yasa, on sekiz yaşına kadar olan erkek ve kızları ‘çocuk’ olarak belirtiyor. Yasanın uygulanması, hakkı ve hukuku bilen politikacıların iktidarda olmasıyla mümkün olabiliyor. Şu anda iktidarda bulunan ‘Müslüman’ kimlikli politikacılar, -tuhaf ki- kendilerine çocukların korunması hakkında sorumluluk almıyorlar. ”Yasa yapılmış ya!.. becerebilenler uysunlar” modundalar.
2025 yılındayız… Milletin hem hukuk bilen, hem doktor olan bir vekili, aldığı şikayet üzerine inceleme yapmış… İstanbul’un bir ilçesindeki çocuk yurdundan küçük kızların gece alınıp kullanılmaya götürüldüğünü rapor haline getirmiş. Olayı kamuoyuna açıkladığında, iktidarın ‘Müslüman’ bilinen Reis’inden azar işitmiş. Ülkenin ‘ulema’ bilinen kişilerinden ses çıkaran olmuş mudur acaba?
İbrahim Faik Bayav
(15.11.2025 09:01)