" />
İBRAHİM FAİK BAYAV
Kaf Suresi’nin üçünce ayetinde, ‘kafirun’ adı verilen kişilerin bir sözü naklediliyor. Kafirler şunu demişler: ”E iza mitna ve künna türaben, zalike racun baıdün”.
Neden öyle demişler?.. Hazreti Muhammed onlara ne demiştir ki, onlar da ona öyle karşılık vermişler?.. Belli değil.
Kur’an mealcileri ”E iza mitna ve künna türaben” ifadesini ”Öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı?..” şeklinde Türkçeye çevirmişler.
Kafirler ”Öldüğümüzde ve toprak olduğumuzda mı?” dediğinde ne demek istemişler? erilen hangi uyarıya şaşırmışlar?
Mealcilerin anlattığına bakılırsa, kafirler ölüp toprağa gömülüp çürüdükten sonra dirilip topraktan çıkarılacaklarmış!..
Burada bizim şu soruyu sormamız gerekiyor: Öyle miymiş gerçekten?.. Hazreti Muhammed, kafirlere, ölüp toprağa gömüldükten ve çürüdükten sonra tekrar dirileceklerini mi haber vermişti?
Ayeti Türkçeye çevirenler öyle anlamış olsalar da, biz, ayet ifadesine daha dikkatli bakacağız; Hazreti Muhammed’in onlara ne demiş olabileceğini anlamaya çalışacağız.
Kafirler ”Öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı?..” dediklerine göre, Hazreti Muhammed onlara bir vaadde bulunmuş olmalıdır. Ama o vaad, öldükten ve toprak olduktan sonra dirilme filan değil. Onlara yapılan vaad, belki, kazanç… belki mal-mülk… belki de cennete ait bir şey olmalıdır. Fakat, bu vaad için şartı da belirtilmiştir. İşte o şart, kafirlerin işine gelmemiştir. Çünkü sahip olduklarının bir kısmını veya çoğunu elden çıkarmaları gerekecektir.
‘Recea’ fiili, bir kişiye dönme hareketini yaptırır. Ama bu dönme hareketi, bir halden ya da bir gidişten vaz geçme hareketidir. Mesela servet edinme şeklinden vaz geçeceklerdir. Mesela, halkı perişan eden riba uygulamasından vaz geçeceklerdir. Mesela, sahipsiz kadınları sermaye olarak kullanmaktan vaz geçeceklerdir…
Halk üzerindeki itibarları, elde ettikleri servete bağlı olan kafirler, varlıklarının çoğunu verdikten sonra, meşru yoldan geri gelebilmesi mümkün olsa bile, işlerine yaramayacağını biliyorlar.
”zalike racun baıdün”, ذلِكَ رَجْعٌ بَعيدٌ kelimesinin Türkçesi ‘uzak bir dönüş’ demektir. Yani, kafirlere göre eksilen varlıklarının tekrar aynı sevviyeye gelmesi, inanılması zor ihtimal. Peki, o an sahip oldukları varlıkları, zaman geçtikçe, bir şekilde kaybolup eksilmeyecek mi?
Var olan dünyalıklar, aynı yerde, aynı miktarda kalamaz. Sonraki ayete bakalım:
Kaf Suresi dördüncü ayet: ”Kad alimna ma tenkusu el-arzu minhüm. Ve ındina kitabun hafizun”.
Bu ayetin Türkçe karşılığı şu: Arz (yeryüzü), onlardan neyi eksiltiyorsa, bilmişiz. Yanımızda koruyucu kitap var.
Hamdi Yazır, (tefsirinde) bu ayetin açıklanabilmesi için şu soruyu sormuş: ”Ölüp çürüyüp toprak olan kavimlerin veya şahısların hüviyet ve aynılıklarını meydana getiren rükünler ve şartlardan kalan nedir? Eksilen nedir? Ruh mudur?.. Beden midir?.. Bedenin maddesi ve parçaları mıdır?”.
”E iza mitna ve künna türaben, zalike racun baıdün” ifadesi Türkçeye ölmek, toprakta çürümek ve tekrar dirilip yeryüzüne çıkmak anlamında çevrilinde, en muteber müfessirimiz bile, açıklama yapmakta zorlanmış. Hatta açıklama yapamamış.
Ayetten net anlaşılan, arzın (yeryüzünün) kafirlerden bir şeyler ekşittiğidir. Bu, tamam. Eksilen şeyler, kafirlere ait arz içindeki varlıklarıdır.
Rahman Suresi’nde, denizden çıkarılan ‘lüülü’ ve ‘mercan’ adları geçmişti. Bu iki unsur da değerli nesnelerdir.
Mesela, para olarak kullanılacak değerli madde topraktan çıkarılıyor. Mesela kılıç ve miğfer yapımında kullanılan demir maddesi tapraktadır. Mesela, giyim kuşam ve mefruşata ait tekstil arazi içinde yetişen bitkilerden çıkıyor. Bunlar, Mekke’nin kafir ağalarına ait varlıklardır. İsteseler de istemeseler de bu varlıkları zaman geçtikçe eksilecektir.
Ayetteki ‘Kad alimna’ قَد عَلِمْنَا kelimesi, kafirlere ait varlıkların güç sahibi zattan saklanamadığını bildiriyor. Ve hatta, bilmedikleri bazı görevliler tarafından kayda bile geçiriliyor.
Soru şu: Bu ayetin içinde, yüzyıllar ötesine ait sır nedir?
Cevap: On dokuzuncu yüzyıldan itibaren varlığı keşfedilen yer altı zenginliği… Yani, petrol.
Kafirlerin, petrol sahalarına sahip olmak için savaşlar çıkardığını, katliamlar yaptığını anlatmaya gerek var mı?
Petrole sahip olanlar dünyaya hakimiyet ilan ediyorlar.
Altın bulmak için, keserek bitiremedikleri ormanları, yangın çıkararak yeryüzünden kaldırıyorlar.
Ayet, ‘kitabun hafizun‘ كِتَابٌ حَفيظٌ adı verilen bir şeyden bahsediyor.
KİTABUN HAFİZUN, Kafirlerin sahip oldukları her değerli unsurun adının ve miktarının kayıtlı olduğu… korunduğu mekanik hafızadır. bilgisayarda işlem görür.
‘kitabun hafizun’ kelimesi ebced hesabıyla (tenvinler hariç) 1421 sayısını verir. Miladi 2000 yılını gösterir.
Arzın içindeki kafirlere ait varlığın gün geçtikçe eksildiği bu tarihte bilinir ve bildirilir.
Müslümanların ve diğer inançlıların, sahip oldukları yeraltı zenginliği de elbette eksilecektir. Ayet ifadesi şu bu inançlılar diye bildirmez; hitap -sadece- kafir bilinenlere yöneliktir.
İbrahim Faik Bayav
" />
" />