İBRAHİM FAİK BAYAV
Saf Suresi, İslamlaşan Medine’nin toplumuna, toplum düzeninin muhafazası için sosyal yaşam tavsiyelerini içeriyor. Gaçmiş zamana ait bazı hatırlatmalar da yapıyor Saf Suresi. Biz o zamanda neler olduğu bilgisini edinirken, tavsiye ifadelerinden, yaşadığımız bu zaman için anlam çıkaracağız.
Saf Suresi birinci ayet: ”Sebbehe lillahi ma fi es-semavati ve ma fi el-arzı”.
Bu ayet, göklerde ve yerde bulunan her şeyin Allah için hareket ettiğini hatırlatıyor. Önceki surelerde geniş zaman fiili ile ”hareket ediyor” (yüsebbihu) bilgisi verilirken bu Sure’de geçmiş zaman fiiliyle ”hareket etti” (sebbehe) diyor. Bu ifade, göklerde insanların henüz bilmediği bir şeylerin, oluştuğunu ve harekete geçtiğini ima ediyor. Hazreti Muhammed’in zamanında öyle bir şey olmuş mudur?.. Bilmiyoruz. Lakin bu ifade, gelecekteki bir zamanda bazı olaylara işaret ediyor gibidir. O zaman, hangi zamandır?
Saf Suresi ikinci ayet: Bu ayet ”Ya eyyühellezine amenü” يَا اَيُّهَا الَّذينَ آمَنُوا hitabıyla başlıyor. Yani bu ayet, ‘ellezine amenü’ tanımı yapılan insanlara hitap ediyor. Bu insanlar, Hazreti Muhammed’in tebliği ile İslam sistemi içinde kalmayı ve yaşamayı tercih eden insanlardır. Ayet, bu insanlara ”Yapamayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz?” diyor.
Psikollojik durumdur. İnsanlar, beğenilmek için iyi olduğuna inandığı her şeyi yapabileceğini sanır. Bazen bunu sesli dile getirir. Ama, icra safhasına gelindiğinde yapamayacağını fark eder. Yani evdeki hesap çarşıya uymayacaktır. Ayet, ‘ellezine amenü’ tanımı yapılan kişileri nazik bir şekilde uyarıyor, ve diyor ki; ”Yapamayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz?”.
Yakın zaman önce, Türkiye’deki bazı Müslümanlar, yapılması çok zor bir hareketi yapmak için, aşka gelip ‘yapacağız’ iddiasıyla ortaya atıldılar. Denize açıldılar. Dünyanın gözleri önünde perişan olup geri döndüler. Bu ayet ile gelen uyarının, bir gerçeği haber verdiği, doğrulanmış oldu.
Saf Suresi üçüncü ayet: ”Kebüre makten ındellahi en tekulü ma la tefalün”
Bu ayet, yapılamayacak şeyin yapılacakmış gibi söylenmesi, Allah katında kabul edilemez olduğunu belirtiyor.
Bu üçüncü ayet, genellikle topluma yön verme iddiasında olanlara hitap ediyor.
Toplumdaki ya da ülkedeki etkin bazı kişiler, topluma kendini beğendirme ve onları kendi safına çekme amacı taşıdığında… Toplum için önemli olan bir şeyi, yapacağı iddiasıyla topluma umut verirler. (aslında yapamayacaktır). Ayet, böyle bir sözü, Allah katında ‘kabul edilemez’ olarak belirtiyor. Çünkü, yapabileceği söylenen söz yapılamayınca, o kişi veya kişiler insanlar arasında nefretle karşılanacaktır… Toplumda yeis oluşacaktır.
Soru şu: ”Önceki ayette, ”yapamayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz?” nazik uyarısı yapıldığına göre… ‘Ellezine amenü’ tanımı yapılan kişiler, yapamayacaklarını bildikleri halde neyi yapacaklarını söylüyorlardı? Bu, konunun teferruatıdır; cevabı tefsir kitaplarında bulunur. Sonraki ayette bakalım:
Saf Suresi dördüncü ayet: ”İnnallahe yühıbbü ellezine yükatilüne fi sebilillahi saffen”.
Bu ayet, ”Allah, kendi yolunda saf tutup mukatetele edenleri sever” diyor.
‘Mukatele’, İnsanların, silahlarıyla karşı karşıya gelip, çarpışıp, birbirini katletmesidir.
‘Saf‘, صَفًّا düzenli diziliştir. Camide, cemaatin, imamın arkasında dizilmesi gibi. Ama ayet camideki dizilişten bahsetmiyor.
Mukatele için saf olma, ya da saf tutma, İslamlaşan toplumu bozmaya, dağıtmaya, katletmeye gelenlere karşı hazır olma ve hazırlık yapma olayıdır. Yani, mukatele düşmana karşı savunma yapılırken gerçekleşir. Ayetteki bu emir, kurulu sistemin korunmasını amaçlar. Burada yapmayacağını söyleme durumu yok. Yapamasa bile yapmaya teşvik var.
‘Yükatilüne’يُقَاتِلُونَ fiili, karşı karşıya gelen insanlar arasında öldürürken ölme… ya da öldürülürken öldürme hareketini beraber yaptırır.
‘Sebilillah’ سَبِلِهِ kelimesi, Türkçeye ‘Allah’ın yolu’ şeklinde çevriliyor. Bahsedilen yol, devletin yaptıı dört şeritli yol, ya da çiftliğin yolu anlamında bir ifade değildir.
‘Sebilillah’; selamete götüren usul ve kaide demektir.
Mukatele edilecek olan muarızlar; İslamlaşan toplumu ortadan kaldırmayı amaçlayan köleciler, kadın satıcıları, hak yeyiciler ve inanç istismarcılarıdır.
İbrahim Faik Bayav
(25.09.2026 09:01)