İslam ibadet hayatında orucun manevi derinliğini, ahlaki boyutunu ve Allah katındaki eşsiz mükafatını açıklayan “Oruç kalkandır” hadis-i şerifi, ibadetin hem bireysel hem de toplumsal edebi kapsayan temel esaslarını ortaya koyar.
Hadis-i Şerifin Kaynağı ve Rivayeti Ebreyfe Ebû Hüreyre (r.a.) vasıtasıyla nakledilen ve içeriğinde Kutsi Hadis barındıran bu şerifte Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Aziz ve celîl olan Allah ‘İnsanın oruç dışında her ameli kendisi içindir. Oruç benim içindir, mükafatını da ben vereceğim’ buyurmuştur.
Oruç kalkandır. Biriniz oruç tuttuğu gün kötü söz söylemesin ve kavga etmesin. Şayet biri kendisine söver ya da çatarsa: ‘Ben oruçluyum’ desin.
Muhammed’in canı kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, oruçlunun ağız kokusu, Allah katında misk kokusundan daha güzeldir.
Oruçlunun rahatlayacağı iki sevinç anı vardır: Birisi, iftar ettiği zaman, diğeri de orucunun sevabıyla Rabbine kavuştuğu andır.”
Hadis-i Şerifin Hikmeti ve Çıkarılan Dini İlkeler
İbadetin Özgünlüğü ve İhlas: Oruç, içine riya (gösteriş) karışması en zor ibadet olduğu için Cenâb-ı Hak tarafından “Oruç benim içindir, mükafatını da ben vereceğim” ifadesiyle özel kılınmıştır.
Kötülüklerden Koruyucu Kalkan: Oruç sadece aç ve susuz kalmak değil; dili kötü sözden, nefsi kavga ve haramdan koruma kalkanıdır.
Ahlaki Duruş: Şahsına yönelik olumsuz bir davranış karşısında Müslümanın “Ben oruçluyum” diyerek sukünetini koruması tavsiye edilmiştir.
İki Sevinç Anı: Oruç tutan kimseye dünyada iftar vakti verilen nimetlerin huzuru, ahirette ise Rabbine kavuştuğunda verilecek büyük mükafat müjdelenmiştir.