Peygamber Efendimizin 40 Hadisi Şerifi

Peygamber Efendimizin 40 Hadisi Şerifi

ABONE OL
Eylül 3, 2026 17:42
Peygamber Efendimizin 40 Hadisi Şerifi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) ahlak, ibadet, insan ilişkileri ve toplumsal yaşam üzerine söylediği, İslam dininin temel prensiplerini özetleyen 40 Hadisi Şerif:

  1. Din Nasihattır / Samimiyettir

    • Arapça: اَلدِّينُ النَّصِيحَةُ قُلْنَا: لِمَنْ (يَا رَسُولَ اللَّهِ؟) قَالَ: لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَلأئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ

    • Türkçe: (Allah Rasûlü) “Din nasihattır/samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi.

    • Kaynak: Müslim, İmân, 95.

  2. İslam ve Güzel Ahlak

    • Arapça: اَلإِسْلاَمُ حُسْنُ الْخُلُقِ

    • Türkçe: İslâm, güzel ahlâktır.

    • Kaynak: Kenzü’l-Ummâl, 3/17, Hadis No: 5225.

  3. Merhamet Etmek

    • Arapça: مَنْ لاَ يَرْحَمِ النَّاسَ لاَ يَرْحَمْهُ اللَّهُ

    • Türkçe: İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.

    • Kaynak: Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16.

  4. Kolaylaştırmak ve Müjdelemek

    • Arapça: يَسِّرُوا وَلاَ تُعَسِّرُوا وَبَشِّرُوا وَلاَ تُنَفِّرُوا

    • Türkçe: Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz; müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.

    • Kaynak: Buhârî, İlm, 12; Müslim, Cihâd, 6.

  5. Haya ve Utanma Duygusu

    • Arapça: إنَّ مِمَّا أدْرَكَ النَّاسُ مِنْ كَلاَمِ النُّبُوَّةِ: إذَا لَمْ تَسْتَحِ فَاصْنَعْ مَا شِئْتَ

    • Türkçe: İnsanların Peygamberlerden öğrenegeldikleri sözlerden biri de: “Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” sözüdür.

    • Kaynak: Buhârî, Enbiyâ, 54; Ebû Dâvûd, Edeb, 6.

  6. Hayra Vesile Olmak

    • Arapça: اَلدَّالُّ عَلىَ الْخَيْرِ كَفَاعِلِهِ

    • Türkçe: Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.

    • Kaynak: Tirmizî, İlm, 14.

  7. Müminin Basireti

    • Arapça: لاَ يُلْدَغُ اْلمُؤْمِنُ مِنْ جُحْرٍ مَرَّتَيْنِ

    • Türkçe: Mümin, bir delikten iki defa sokulmaz. (Mümin, iki defa aynı yanılgıya düşmez.)

    • Kaynak: Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63.

  8. Kötülüğün Arkasından İyilik Yapmak

    • Arapça: اِتَّقِ اللَّهَ حَـيْثُمَا كُنْتَ وَأتْبِـعِ السَّـيِّـئَةَ الْحَسَنَةَ تَمْحُهَا وَخَالِقِ النَّاسَ بِخُلُقٍ حَسَنٍ

    • Türkçe: Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.

    • Kaynak: Tirmizî, Birr, 55.

  9. İşi Sağlam ve İyi Yapmak

    • Arapça: إنَّ اللَّهَ تَعَالى يُحِبُّ إذَا عَمِلَ أحَدُكُمْ عَمَلاً أنْ يُتْقِنَهُ

    • Türkçe: Allah, sizden birinizin yaptığı işi, ameli ve görevi sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur.

    • Kaynak: Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat, 1/275; Beyhakî, Şu’abü’l-Îmân, 4/334.

  10. İmanın Dereceleri

    • Arapça: اَلإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ شُعْبَةً أفْضَلُهَا قَوْلُ لاَ إِلهَ إِلاَّاللَّهُ وَأدْنَاهَا إِمَاطَةُ اْلأذَى عَنِ الطَّرِيقِ وَالْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ اْلإِيـمَانِ

    • Türkçe: İman, yetmiş küsur derecedir. En üstünü “Lâ ilâhe illallah (Allah’tan başka ilah yoktur)” sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır. Haya da imandandır.

    • Kaynak: Buhârî, Îmân, 3; Müslim, Îmân, 57, 58.

  11. Kötülüğe Müdahale Etmek

    • Arapça: مَنْ رَأَى مِنْكُمْ مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِلِسَانِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِقَلْبِهِ وَذَلِكَ أضْعَفُ اْلإِيـمَانِ

    • Türkçe: Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.

    • Kaynak: Müslim, Îmân, 78; Ebû Dâvûd, Salât, 248.

  12. Cehennem Ateşinin Dokunmadığı Gözler

    • Arapça: عَيْنَانِ لاَ تَمَسُّهُمَا النَّارُ: عَيْنٌ بَـكَتْ مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ وَعَيْنٌ بَاتَتْ تَحْرُسُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ

    • Türkçe: İki göz vardır ki, cehennem ateşi onlara dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz, bir de gecesini Allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz.

    • Kaynak: Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd, 12.

  13. Zarar Vermemek

    • Arapça: لاَ ضَرَرَ وَلاَ ضِرَارَ

    • Türkçe: Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur.

    • Kaynak: İbn Mâce, Ahkâm, 17; Muvatta’, Akdıye, 31.

  14. Kardeşi İçin İstemek

    • Arapça: لاَ يُؤْمِنُ أحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ لأخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ

    • Türkçe: Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mümin) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz.

    • Kaynak: Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71.

  15. Müslümanın Müslüman Üzerindeki Hakkı

    • Arapça: اَلْمُسْلِمُ أخُو الْمُسْلِمِ لاَ يَظْلِمُهُ وَلاَ يُسْلِمُهُ مَنْ كَانَ فِي حَاجَةِ أخِيهِ كَانَ اللَّهُ فِي حَاجَتِهِ وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً فَرَّجَ اللَّهُ عَنْهُ بِهَا كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ

    • Türkçe: Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim, (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir müslümanı(n kusurunu) örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n kusurunu) örter.

    • Kaynak: Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58.

  16. Sevgi ve İman Bağı

    • Arapça: لاَ تَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا وَلاَ تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا

    • Türkçe: İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız.

    • Kaynak: Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Sıfâtu’l-Kıyâme, 56.

  17. Müslümanın Tanımı

    • Arapça: اَلْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ النَّاسُ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ

    • Türkçe: Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.

    • Kaynak: Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8.

  18. Kardeşlik ve Dargınlık

    • Arapça: لاَ تَبَاغَضُوا وَلاَ تَحَاسَدُوا وَلاَ تَدَابَرُوا وَكُونُوا عِبَادَ اللَّهِ إخْوَانًا وَلاَ يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أنْ يَهْجُرَ أخَاهُ فَوْقَ ثَلاَثِةِ اَيَّامٍ

    • Türkçe: Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir müslümana, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz.

    • Kaynak: Buhârî, Edeb, 57, 58.

  19. Doğruluk ve Yalancılık

    • Arapça: إنَّ الصِّدْقَ يَهْدِي إلَى الْبِرِّ وَ إنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إلَى الْجَنَّةِ وَإنَّ الرَّجُلَ لَيَصْدُقُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ صِدِّيقًا وَ إنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إلَى الْفُجُورِ وَ إنَّ الْفُجُورَ يَهْدِي إلَى النَّارِ وَ إنَّ الرَّجُلَ لَيَـكْذِبُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ كَذَّابًا

    • Türkçe: Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında kezzâb (çok yalancı) diye yazılır.

    • Kaynak: Buhârî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103, 104.

  20. Münakaşa ve Sözünde Durmak

    • Arapça: لاَ تُمَارِ أخَاكَ وَلاَ تُمَازِحْهُ وَلاَ تَعِدْهُ مَوْعِدَةً فَتُخْلِفَهُ

    • Türkçe: (Mümin) kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme.

    • Kaynak: Tirmizî, Birr, 58.

  21. Sadaka Sayılan Haller

    • Arapça: تَبَسُّمُكَ فِي وَجْهِ أخِيكَ لَكَ صَدَقَةٌ وَأمْرُكَ بِالْمَعْرُوفِ وَ نَهْيُكَ عَنِ الْمُنْكَرِ صَدَقَةٌ وَإِرْشَادُكَ الرَّجُلَ فِي أرْضِ الضَّلاَلِ لَكَ صَدَقَةٌ وَإِمَاطَتُكَ الْحَجَرَ وَالشَّوْكَ وَالْعَظْمَ عَنِ الطَّرِيقِ لَكَ صَدَقَةٌ

    • Türkçe: (Mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır.

    • Kaynak: Tirmizî, Birr, 36.

  22. Kalbe ve Amellere Bakmak

    • Arapça: إِنَّ اللَّهَ لاَ يَنْظُرُ إِلَى صُوَرِكُمْ وَأمْوَالِكُمْ وَلـكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قُلُوبِكُمْ وَأعْمَالِكُمْ

    • Türkçe: Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama O sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.

    • Kaynak: Müslim, Birr, 33; İbn Mâce, Zühd, 9; Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539.

  23. Anne Baba Rızası

    • Arapça: رِضَى الرَّبِّ في رِضَى الْـوَالِدِ وَسَخَطُ الرَّبِّ في سَخَطِ الْـوَالِدِ

    • Türkçe: Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır. Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir.

    • Kaynak: Tirmizî, Birr, 3.

  24. Kabul Olunan Üç Dua

    • Arapça: ثَلاَثُ دَعَوَاتٍ يُسْتَجَابُ لَهُنَّ لاَ شَكَّ فِيهِنَّ: دَعْوَةُ الْمَظْلُومِ، وَدَعْوَةُ الْمُسَافِرِ ، وَدَعْوَةُ الْوَالِدِ لِوَلَدِهِ

    • Türkçe: Üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir: Mazlumun duası, yolcunun duası ve babanın evladına duası.

    • Kaynak: İbn Mâce, Dua, 11.

  25. En Güzel Hediye: Terbiye

    • Arapça: مَا نَحَلَ وَالِدٌ وَلَدًا مِنْ نَحْلٍ أَفْضَلَ مِنْ أدَبٍ حَسَنٍ

    • Türkçe: Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir hediye veremez.

    • Kaynak: Tirmizî, Birr, 33.

  26. Aileye İçi Muamele

    • Arapça: خِيَارُكُمْ خِيَارُكُمْ لِنِسَائِهِمْ

    • Türkçe: Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır.

    • Kaynak: Tirmizî, Radâ’, 11; İbn Mâce, Nikâh, 50.

  27. Sevgi ve Saygı

    • Arapça: لَيْس مِنَّا مَنْ لَمْ يَرْحَمْ صَغِيرَنَا وَيُوَقِّرْ كَبِيرَنَا

    • Türkçe: Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir.

    • Kaynak: Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66.

  28. Yetim Hakkı ve Gözetilmesi

    • Arapça: كَافِلُ الْيَتِيمِ لَهُ أوْ لِغَيْرِهِ أنَا وَ هُوَ كَهَاتَيْنِ فيِ الْجَنَّةِ

    • Türkçe: Peygamberimiz işaret parmağı ve orta parmağıyla işaret ederek: “Gerek kendisine ve gerekse başkasına ait herhangi bir yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimse ile ben, cennette işte böyle yan yanayız” buyurmuştur.

    • Kaynak: Buhârî, Talâk, 25, Edeb, 24; Müslim, Zühd, 42.

  29. Helak Eden Yedi Günah

    • Arapça: اِجْتَنِبُوا السَّبْعَ الْمُوبِقَاتِ قَالُوا يَا رَسُولَ للهِ وَمَا هُنَّ قَالَ: اَلشِّرْكُ بِاللَّهِ وَالسِّحْرُ وَ قَتْلُ النَّفْسِ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إلاَّ بِالْحَقِّ وَأكْلُ الرِّبَا وَأكْلُ مَالِ اْليَتِيمِ وَالتَّوَلِّي يَوْمَ الزَّحْفِ وَقَذْفُ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلاَتِ الْمُؤْمِنَاتِ

    • Türkçe: (İnsanı) helâk eden şu yedi şeyden kaçının. Onlar nelerdir ya Resulullah dediler. Bunun üzerine: Allah’a şirk koşmak, sihir, Allah’ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmak buyurdu.

    • Kaynak: Buhârî, Vasâyâ, 23, Tıbb, 48; Müslim, Îmân, 144.

  30. Komşu, Misafir ve Tatlı Dil

    • Arapça: مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلاَ يُؤْذِ جَارَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أوْ لِيَصْمُتْ

    • Türkçe: Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah’a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya bussun.

    • Kaynak: Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74, 75.

  31. Komşuluk Hakkı

    • Arapça: مَا زَالَ جِبْرِيلُ يُوصِينِي بِالْجَارِ حَتَّى ظَنَنْتُ أنَّهُ سَيُوَرِّثُهُ

    • Türkçe: Cebrâil bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki; ben (Allah Teâlâ) komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim.

    • Kaynak: Buhârî, Edeb, 28; Müslim, Birr, 140, 141.

  32. Dul ve Fakirlere Yardım

    • Arapça: اَلسَّاعِي عَلَى الأرْمَلَةِ وَالْمِسْكِينِ كَالْمُجَاهِدِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أوِ الْقَائِمِ اللَّيْلَ الصَّائِمِ النَّهَارَ

    • Türkçe: Dul ve fakirlere yardım eden kimse, Allah yolunda cihad eden veya gündüzleri (nafile) oruç tutup, gecelerini (nafile) ibadetle geçiren kimse gibidir.

    • Kaynak: Buhârî, Nafakât, 1; Müslim, Zühd, 41; Tirmizî, Birr, 44; Nesâî, Zekât, 78.

  33. Tövbenin Önemi

    • Arapça: كُلُّ ابْنِ آدَمَ خَطَّاءٌ وَخَيْرُ الْخَطَّائِينَ التَّوَّابُونَ

    • Türkçe: Her insan hata eder. Hata işleyenlerin en hayırlıları tevbe edenlerdir.

    • Kaynak: Tirmizî, Kıyâme, 49; İbn Mâce, Zühd, 30.

  34. Müminin Şükür ve Sabrı

    • Arapça: عَجَبًا لأمْرِ الْمُؤْمِنِ إِنَّ أمْرَهُ كُلَّهُ خَيْرٌ وَلَيْس ذَاكَ لأحَدٍ إِلاَّ لِلْمُؤْمِنِ: إِنْ أصَابَتْهُ سَرَّاءُ شَـكَرَ فَـكَانَ خَيْرًا لَهُ وَإِنْ أصَابَتْهُ ضَرَّاءُ صَبَرَ فَـكَانَ خَيْرًا لَهُ

    • Türkçe: Mü’minin başka hiç kimsede bulunmayan ilginç bir hali vardır; O’nun her işi hayırdır. Eğer bir genişliğe (nimete) kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. Eğer bir darlığa (musibete) uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur.

    • Kaynak: Müslim, Zühd, 64; Dârimî, Rikâk, 61.

  35. Dürüstlük ve Aldatmamak

    • Arapça: مَنْ غَشَّـنَا فَلَيْس مِنَّا

    • Türkçe: Bizi aldatan bizden değildir.

    • Kaynak: Müslim, Îmân, 164.

  36. Söz Taşımak (Koğuculuk)

    • Arapça: لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ نَمَّامٌ

    • Türkçe: Söz taşıyanlar (cezalarını çekmeden ya da affedilmedikçe) cennete giremezler.

    • Kaynak: Müslim, Îmân, 168; Tirmizî, Birr, 79.

  37. İşçi Hakkı

    • Arapça: أعْطُوا الأجِيرَ أجْرَهُ قَبْلَ أنْ يَجِفَّ عَرَقُهُ

    • Türkçe: İşçiye ücretini, (alnının) teri kurumadan veriniz.

    • Kaynak: İbn Mâce, Ruhûn, 4.

  38. Ağaç Dikmenin ve Üretmenin Sadakası

    • Arapça: مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَغْرِسُ غَرْسًا أوْ يَزْرَعُ زَرْعًا فَيَـأكُلُ مِنْهُ طَيْرٌ أوْ إِنْسَانٌ أوْ بَهِيمَةٌ إِلاَّ كَانَ لَهُ بِهِ صَدَقَةٌ

    • Türkçe: Bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o müslüman için birer sadakadır.

    • Kaynak: Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Müsâkât, 7, 10.

  39. Kalp Sağlığı ve Ahlak

    • Arapça: إِنَّ فِي الْجَسَدِ مُضْغَةً إِذَا صَلَحَتْ صَلَحَ الْجَسَدُ كُلُّهُ وَإِذَا فَسَدَتْ فَسَدَ الْجَسَدُ كُلُّهُ ألاَ وَهِيَ الْقَلْبُ

    • Türkçe: İnsanda bir organ vardır. Eğer o sağlıklı ise bütün vücut sağlıklı olur; eğer o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir.

    • Kaynak: Buhârî, Îmân, 39; Müslim, Müsâkât, 107.

  40. Cennetin Yolu

    • Arapça: اِتَّقُوا اللَّهَ رَبَّـكُمْ وَصَلُّوا خَمْسَـكُمْ وَصُومُوا شَهْرَكُمْ وَأدُّوا زَكَاةَ أمْوَالِكُمْ وَأطِيعُوا ذَاأمْرِكُمْ تَدْخُلُوا جَنَّةَ رَبِّـكُمْ

    • Türkçe: Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz.

    • Kaynak: Tirmizî, Cuma, 80; Ahmed b. Hanbel, 5/251.

Bilgi Paylaştıkça Çoğalır!

KozanBilgi.Net’te yer alan Yüz Binin üzerinde haber, yazı ve fotoğraflar emeğin ve yerel gazeteciliğin bir ürünüdür.
Ticari amaç olmamak üzere içeriklerimizi KozanBilgi.Net’i kaynak göstererek ve aktif bağlantı vererek sevdiklerinizle veya sitenizde gönül rahatlığıyla paylaşabilirsiniz.


Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.