İslam dininde toplumsal dayanışmanın ve mali ibadetlerin temelini oluşturan zekât, fitre ve infak; bireysel arınmanın yanı sıra toplumsal adaletin sağlanmasında da hayati bir role sahiptir. Muhammed Fuâd Abdülbâkî’nin derlediği el-Lu’lu’u ve’l-Mercân adlı eserde yer alan Buhari ve Müslim ittifaklı (müttefequn aleyh) sahih hadisler, bu ibadetlerin sınırlarını, ölçülerini ve ahlaki boyutlarını net bir şekilde çizmektedir.
Zekâtın farz olması ve miktarının belirlenmesi için dinen kabul edilen zenginlik sınırı olan nisap esas alınır. Hadis-i şeriflerde açıkça belirtilen nisap ölçüleri ve muafiyet durumları şunlardır:
Tarım Ürünleri Nisabı: 5 vesk’ten (yaklaşık 653 kg) az olan ürünlerde zekât yükümlülüğü bulunmaz.
Hayvanlar ve Develerde Nisap: 5 develik sürüden az olan durumlarda zekât gerekmez.
Gümüş ve Nakit Nisabı: 5 ukıyyeden (200 dirhem / yaklaşık 595 gram) az gümüş için zekât verilmez.
Zekâttan Muaf Olan Mallar: Kişinin asli ihtiyaçları arasında yer alan hizmetçi, binek atı ve barınma/korunma araç gereçleri zekâttan muaftır.
Cihat ve Amme Hizmetine Tahsis Edilen Mallar: Halid b. Velid (r.a.) örneğinde olduğu gibi, Allah yolunda savunma veya amme hizmetine vakfedilen ekipmanlar zekât kapsamı dışında tutulmuştur.
Fıtır sadakası, Ramazan ayını eda eden ve bayrama kavuşan her Müslümanın yerine getirmesi gereken mali bir ibadettir.
Fitre Kimlere Farzdır?: Hür, köle, kadın, erkek, genç veya yaşlı her Müslüman için yükümlülüktür.
Miktarı ve Çeşitleri: Kişi başı 1 sa’ (yaklaşık 2.91 kg) tutarında hurma, arpa, kuru üzüm veya süzme yoğurt (keş) üzerinden verilir.
Vakti: Fitrenin bayram namazından önce eda edilmesi, muhtaçların bayram sevincine katılması açısından esastır.
Sorumluluk sahibi olduğu halde malının zekâtını ödemeyen kimseler için ahirette ağır bir sorumluluk öngörülmektedir:
Zekâtı Ödenmeyen Servet: Kıyamet gününde, infak edilmeyen altın ve gümüşler kızdırılmış levhalar halinde sahibine azap aracı olur.
Hayvan Sürüleri: Zekâtı verilmeyen deve, sığır ve davarlar kıyamet gününde en iri ve güçlü halleriyle sahiplerini çiğner.
Bireysel Vebal: İstiflenen ve hak sahiplerinden esirgenen servet, sahibinin sırtında ağır bir yük haline gelir.
İslam’da harcama ve yardım yaparken gözetilmesi gereken öncelik sırası ve sadakanın manevi boyutu şu ilkelerle açıklanır:
Kişinin Kendisi: Bakım ve temel ihtiyaçlar.
Aile ve Çocuklar: Bakmakla yükümlü olunan yakın çevre.
Akrabalar: İhtiyaç sahibi yakın akraba ve komşular.
Gizlilik: Sağ elin verdiğini sol elin görmeyeceği derecede yapılan yardımlar takdire şayandır.
Helal Kazanç: Allah sadece helal yoldan kazanılan ve ihlasla verilen sadakaları kabul eder.
Geniş Anlamda Sadaka: Maddi imkanı olmayanlar için tatlı söz söylemek, adaletle hükmetmek, insanlara yol göstermek, yoldaki engeli kaldırmak ve kötülükten uzak durmak da birer sadakadır.
Hadislerde mal hırsı ve dilencilik eleştirilirken, gönül tokluğu ve el emeği teşvik edilmektedir:
El Emeği ve İffet: Kendi çalışmasıyla geçinmek, insanlara el açıp dilenmekten çok daha hayırlıdır.
Gerçek Zenginlik: Hakiki zenginlik malın çokluğu ile değil, gönül ve nefis tokluğu (kanaat) ile elde edilir.
Mano hırsı: İnsanoğlunun iki vadi dolusu altını olsa üçüncüsünü isteyeceği, bu ihtirasın ancak kanaat ve samimi ibadetle dengelenebileceği vurgulanır.