İslam akidesinde ve Ehli Sünnet kelam sisteminde şefaat, ahirette Peygamberlerin, meleklerin, salih amellerin, şehitlerin, ilim sahiplerinin ve Allah’ın izin verdiği kulların, günahkar müminlerin affedilmesi veya derecelerinin yükseltilmesi için Yüce Allah’a niyazda bulunmaları hakkıdır.
Resûlullah (s.a.v.) efendimizin ahirette ümmetine yapacağı şefaat, sahih hadis kaynaklarında muttefakun aleyh düzeyde sabit olmuş bir müjdedir.
Büyük Günah Sahiplerine Şefaat:
“Benim şefaatim, ümmetimden büyük günah işleyenler içindir.”
(Tirmizî, Kıyâme 11; Ebû Dâvûd, Sünnet 21; İbn Mâce, Zühd 37)
Makam-ı Mahmud (En Büyük Şefaat):
Mahşer günündeki o büyük sıkıntı ve dehşet anında bütün insanlığın hesaba çekilmesinin başlaması için yapılacak olan ilk ve en büyük şefeate Şefaat-ı Uzmâ (En Büyük Şefaat) denir ve bu makam Hz. Peygamber’e (s.a.v.) aittir.
Kur’an-ı Kerim’de şefaati tamamen reddeden değil, Allah’ın izni olmadan veya kafirler için şefaat olunamayacağını belirten ayetler bulunmaktadır:
İzin Şartı:
“O’nun izni olmadan katında kim şefaat edebilir?” (Bakara, 2/255)
İnananlar İçin İstiğfar:
“Hem kendi günahın hem de mümin erkekler ve mümin kadınlar için mağfiret dile!” (Muhammed, 47/19)
Kafirlerin Mahrumiyeti:
“Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez.” (Müdessir, 74/48) — Bu ayet, mefhum-i muhalifinden anlaşılacağı üzere, şefaatin müminlere fayda vereceğini beyan etmektedir.
Ehl-i Sünnet anlayışına göre Allah Teâlâ, Peygamberimiz haricinde de dilediği kullarına şefaat yetkisi/izni verecektir:
Melekler: Allah’ın katında saf halinde durup izin verildiğinde hakikat üzere şefaat ederler (Nebe, 78/38).
Şehitler ve Âlimler: İlimleriyle amel eden âlimler, din uğrunda can veren şehitler yakınlarına şefaat ederler.
Sübyan (Küçük Yaşta Vefat Eden Çocuklar): Sabreden anne ve babaları için şefaatçi olurlar.
Kur’an-ı Kerim ve Ameller: Okunan Kur’an (özellikle Mülk ve Bakara sureleri) ve tutulan oruçlar sahibine şefaatçi olacaktır.
| Mezhep / Ekol | Şefaat Hakkındaki Görüşü |
| Ehl-i Sünnet (Maturidiyye & Eş’ariyye) | Şefaat haktır ve sabittir. Hem büyük günah işleyen müminlerin cehennemden çıkarılması/affı hem de cennet ehlinin derecelerinin artması için geçerlidir. |
| Mu’tezile | Büyük günah işleyenlerin affı için şefaati kabul etmezler. Onlara göre şefaat, sadece itaatkar müminlerin derecelerinin yükseltilmesi (terfi-i derecat) içindir. |
| Hariciler | Büyük günah işleyeni kafir/ebedi cehennemlik saydıkları için şefaati tamamen reddederler. |
İmam-ı Azam Ebû Hanîfe (el-Vasiyye & el-Fıkhü’l-Ekber):
“Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) şefaati, büyük günah işlemiş olsalar bile cennet ehlinden olan tüm müminler için haktır ve sabittir.”