Alıntıladığınız bu sahih hadis-i şerif (Buhari ve Müslim ittifakıyla), İslam akidesinde haşyet (Allah’ın azametinden duyulan derin saygı ve korku) ile racâ (ümit) arasındaki hassas dengeyi ve Allah Teala’nın sonsuz merhametini gözler önüne seren en çarpıcı misallerden biridir.
Hadis-i Şerifin İncelenmesi ve Çıkarılacak Hikmetler
| Öne Çıkan Husus | İslami İzahı ve Hukuki/Ahlaki Boyutu |
| Adamın Hali ve Pişmanlığı | Hayatını günahla geçirmiş olsa da ölüm anında işlediği cürümlerin farkına varmış, derin bir pişmanlık hissetmiştir. |
| Vasiyetindeki Cehalet / Şüphe | Cesedinin yakılıp savrulmasını istemesi, Allah’ın kudretini inkar niteliğinde bir küfür niyetiyle değil; çaresizlik ve korkunun getirdiği dehşet haliyle söylenmiş bir sözdür. |
| Allah’ın Kusursuz Kudreti | Un ufak edilip rüzgara savrulan tozların dahi Allah’ın emriyle (“Ol” buyruğuyla) anında bir araya toplanması, yeniden dirilişin (ba’s) hakikatini gösterir. |
| Affın Anahtarı: Samimiyet | Cenâb-ı Hakk’ın “Neden yaptın?” sorusuna adamın “Sadece Senden korktuğum için” cevabı, amelsizliğine rağmen kalbindeki ihlaslı korkunun affına vesile olduğunu kanıtlar. |
İslam Alimlerinin Hadis Hakkındaki Yorumları
İslam alimleri (başta İbn Hacer ve İmam Nevevi olmak üzere) bu hadisi açıklarken şu mühim noktalara dikkat çekmişlerdir:
Mazeret Sayılan Cehalet veya Dehşet Hali: Adam Allah’ın kudretini inkar etmemiş, sadece günahlarının büyüklüğü karşında duyduğu korku sebebiyle akıl ve şuurunu baskılayan bir dehşet (şiddetli haşyet) yaşamıştır. Allah Teala onun kalbindeki asıl niyetin iman ve korku olduğunu bildiği için onu bağışlamıştır.
Korkunun Rahmete Dönüşmesi: Kuran-ı Kerim’de “Rabbinin makamından korkan kimse için iki cennet vardır” (Rahmân, 46) buyrulduğu üzere; Allah’tan samimiyetle korkan bir kul, en nihayetinde O’nun rahmetine ve emniyetine sığınmış olur.
Bu rivayet, ne kadar günahkar olunursa olunsun, Allah’ın azametinden doğan gerçek bir pişmanlık ve korkunun İlahi mağfireti celbedeceğini müjdelemektedir.