" />

Aydın sorumluluğu… /4

Aydın sorumluluğu… /4

ABONE OL
Nisan 24, 2026 06:52
Aydın sorumluluğu… /4
0

BEĞENDİM

ABONE OL

OKTAY EROL

Aydın sorumluluğu… /4

Ne için olduğu anlaşılmayan, olayın yaşandığı yer diye belirtilen Adana’dan binikiyüz kilometre uzakta/ Silivri’de tutu kalan, sonrasında göreve dönme süreci uzatılan Seçilmiş Başkan Karalar’ın “Türkiye başka bir yere evriliyor” uyarısını, siyasal gözlemin ötesinde düşünmek zorundayız; çünkü hepimizin yaşamına dokunan bir tarihsel kırılma noktası vurgulanmak istenen… Bu evrilme, Cumhuriyetin temel taşlarını yerinden oynatırken, aydın olmanın sorumluluğunu daha da ağırlaştırıyor; aydın olmanın, salt geçmişi anımsamakla olmayacağı; geleceği kurmak için bugünü doğru okumanın gerektiği belirtiliyor…

Bugün yaşadığımız dönemde bilginin yerini “biat” kültürüne bıraktığı yadsınamaz! O da “iktidarca” sıkça yineleniyor, gizlenmeden… Sorgulamanın yerine suskunluk, üretimin yerine tüketim, emeğin yerine kolaycılık konuluyor istenerek… Oysa Cumhuriyetin en büyük kazanımı, yurttaşın kendi aklıyla karar verebilmesiydi. Bu kazanımın aşındırılması, toplumu edilgen bir kalabalığa dönüştürme çabasının en belirgin göstergesidir. İşte bu noktada aydın olmak, bir varoluş nöbetine dönüşüyor.

***

Panelde dile getirilen sözler, bu nöbetin farklı yüzlerini ortaya koydu. Aslantuğ’un “kırık ayna” metaforu, gerçeğin parçalı ama yine de yansıtılabilir olduğunu anımsattı. Taşçıer’in “kadın devrimi” vurgusu, Cumhuriyetin özünü kadınların özgürleşmesinde buldu. Kabaş’ın “cesaret bulaşıcıdır” sözü, korku iklimine karşı en güçlü panzehiri işaret etti. Zeyrek’in “eleştirel akıl” çağrısı ise, aydın olmanın en temel koşulunu yeniden günümüze taşıdı.

Bu sözlerin ortak paydası, aydın sorumluluğu düşünsel bir görev olmakla birlikte, toplumsal bir bedel olduğudur. Bedel ödemeyi göze almayan, sessizliği seçen, tarafsızlık adı altında geri duran kimseden aydın olarak söz edilemez. Çünkü aydın olmak, taraf olmaktır; haksızlığa karşı, hukuksuzluğa karşı, özgürlüğün daraltılmasına karşı taraf olmaktır.

Bugün genç kuşakların önünde duran en büyük görev, bu nöbeti devralmaktır. Onlara bırakılan kalıt, yalnızca kitaplar, şiirler, anılar olmamalı; aynı zamanda sorumluluk bilinci anlamı taşımalı. Bedrettin Cömert’in bıraktığı ağır bayrak, Mumcu’nun “bilgi olmadan düşünce sahibi olunmaz” sözü, Karalar’ın endişesi, Aslantuğ’un kırık aynası, Taşçıer’in kadın devrimi, Kabaş’ın cesareti, Zeyrek’in eleştirel aklı… Hepsi bir bütün olarak gençliğe sesleniyor: “Bu nöbeti sürdürün.”

***

Aydın olmak, konfor değil elbette… Sessizliği değil sözü, edilgenliği değil direnci, karanlığı değil ışığı seçmektir. Cumhuriyetin varoluş nöbeti, sanatçısından gazetecisine, siyasetçisinden öğretmenine, öğrencisinden işçisine dek herkesin omuzlarında yüklüdür. Bu nöbeti tutmak, geçmişe saygıyla birlikte; geleceğin bugünden alacağıdır da….

Bugün Türkiye’nin evrildiği yön, bir yol ayrımıdır. Ya bu nöbet tutulacak ya da sessizliğe gömülecek her şey… Aydın olmak, işte bu yol ayrımında doğruyu seçmektir. Çünkü aydın sorumluluğu, tanıklık etmenin ötesinde; geleceği bu ortak dirençle yeniden var etme kararlılığıdır.

***

Cumhuriyetin ışığını taşımak, tarihsel görev; aynı zamanda bir etik yükümlülüktür. Bu yükümlülük, her kuşağın kendi payına düşen bedeli ödemesiyle yerine getirilir. Bugün gençler için bu bedel, özgürlük alanlarını korumak, bilginin değerini savunmak, gerçeğin sesini yükseltmektir. Aydın olmak, bu sorumluluğu üstlenmekten kaçmamak, korku prangasına karşı durmaktır.

Çünkü korku bulaşıcıysa, cesaret de bulaşıcıdır. Bir kişinin dik duruşu, bir toplumun umudunu yeniden yeşertebilir. İşte bu nedenle aydın olmak, yalnızca bireysel bir seçimin ötesinde; toplumsal bir zincirin halkasıdır. Bu zincir koparsa, Cumhuriyetin ışığı söner. Ama zincir güçlenirse, gelecek yeniden kurulabilir. Bugün bu zinciri güçlendirmek için yapılacak her küçük adım, yarının büyük dönüşümüne katkı sağlayacaktır. Bir öğretmenin sınıfta özgür düşünceyi savunması, bir sanatçının sahnede gerçeği dile getirmesi, bir gazetecinin korkmadan yazması, bir yurttaşın haksızlığa karşı sesini yükseltmesi… Hepsi aynı nöbetin birbirinden ayrılmaz parçaları… Aydın olmak, bu parçaları birleştirmek, toplumu yeniden ışığa taşımaktır.

***

Seçilmiş Başkan Karalar’ın “Türkiye başka bir yere evriliyor” uyarısı, bir siyasal gözlem olarak tanımlansa da toplumun yaşamına dokunan bir tarihsel kırılma noktası olduğunu unutmamak gerekir…. Çünkü aydın olmak, geçmişi anımsamakla birlikte; geleceği kurmak için bugünü doğru okumaktır.

www.kozanbilgi.net internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotografların her türlü telif hakkı KozanBilgi.Net'e aittir. İçerikleri kaynak göstererek alabilirsiniz.



Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.