" />

Yapmayın Kardeşler: Bir Partinin Ruhuyla Hesaplaşması

Yapmayın Kardeşler: Bir Partinin Ruhuyla Hesaplaşması

ABONE OL
Mart 30, 2026 10:13
Yapmayın Kardeşler: Bir Partinin Ruhuyla Hesaplaşması
0

BEĞENDİM

ABONE OL

MEKİN ŞAHİN

Yapmayın Kardeşler: Bir Partinin Ruhuyla Hesaplaşması

Türkiye’nin içinden geçtiği dönem, yalnızca ekonomik ya da siyasal bir kriz dönemi değildir.

Aynı zamanda bir zihniyet, bir duruş ve bir kimlik sınavıdır. Bu sınavın en kritik adreslerinden biri de Cumhuriyet’in kurucu iradesini temsil eden Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Çünkü bu parti, yalnızca bir siyasi organizasyon değil; aynı zamanda bir tarih, bir mücadele ve bir idealler bütünüdür.

Ancak bugün gelinen noktada, bu büyük mirasın ciddi bir aşınma yaşadığı görülmektedir.

Zihniyet değişimi ve “Benin’’ yükselişi, aşınmanın en önemli sorunudur. Bir zamanlar “biz” olmanın, kolektif aklın ve ortak mücadelenin sembolü olan yapı; yerini giderek bireysel hesapların öne çıktığı bir zemine bırakmıştır.

“Altı ok” diye ifade edilen temel ilkeler, sadece sembolik bir söylem haline gelmiş; içi boşaltılmış, gündelik politik çıkarların gölgesinde anlamını yitirmeye başlamıştır.

Bu durum yalnızca bir ideolojik zayıflama değil, aynı zamanda bir karakter erozyonudur.

Çünkü ideolojisini kaybeden bir hareket, yönünü de kaybeder. Yönünü kaybeden ise savrulmaya mahkûmdur.

Şu an ideolojisiz siyasetin çıkmazında dönüp dolaşıyor.

Siyaset, yalnızca iktidar mücadelesi değildir; aynı zamanda bir değerler ve ilkeler bütünüdür.

Ancak bugün bakıldığında, kişisel çıkarların ve kısa vadeli hesapların ideolojik duruşun önüne geçtiği bir tablo ile karşı karşıyayız.

“Kim ne kazandırır?” sorusu, “Ne doğrudur?” sorusunun önüne geçmiştir.

Bu da siyaseti bir ilke mücadelesi olmaktan çıkarıp, bir çıkar rekabetine dönüştürmüştür.

Oysa bu parti, emeğin en yüce değer olduğu, halkçılığın sadece bir slogan değil bir yaşam biçimi olduğu bir geleneğin temsilcisidir.

Dün “dava insanı” arayışı, bugün dava insanlarının kaybedildiği ve dışlandığı fiile dönüştü.

Bugün sıkça dile getirilen “dava insanı arayışı”, aslında yaşanan boşluğun en açık göstergesidir. Çünkü bir yapıda dava insanı aranıyorsa, o yapı zaten dava bilincini önemli ölçüde yitirmiş demektir.

Dava insanı, makamla değil; inançla, duruşla ve fedakârlıkla ortaya çıkar. Ve bu insanlar, zor zamanlarda çoğalır; kolay zamanlarda değil.

Cumhuriyet Halk Partisi, tarihsel olarak sokakların partisidir. Yoksulun, işçinin, emeklinin, çaresizin yanında konumlanan bir siyasal anlayışın temsilcisidir. Ancak bugün en büyük tehlikelerden biri, bu bağın zayıflamasıdır. Çünkü örgütlü güç olarak sokakta değilsin. Tıpkı yoğun yağmur yağışı sonrası ara sokaklarda taşkın yapan su gibisin. Gideceğin yolu sokaklara taşıyarak halka öğretmezsen, sel gibi taşar sonra kaybolursun.

Sokaktan kopan bir siyaset, halktan kopar.

Halktan kopan ise yalnızlaşır ve etkisizleşir.

Unutulmamalıdır ki, siyasetin gerçek meşruiyeti salonlardan değil; sokaklardan doğar.

Eleştiri, bir yapının gelişmesi için vazgeçilmezdir. Ancak eleştirinin yeri ve yöntemi de en az içeriği kadar önemlidir. Bu yüzden bu sistemin işleyeceği yol ve yöntemler sonuna kadar açılmalıdır. Kapalı tutulursa eleştiri sosyal medya üzerinden yapılır. Kontrolsüz ve yıkıcı eleştiriler, örgütü güçlendirmek yerine zayıflatır. Hesaplaşmanın yeri, örgütün kendi iç mekanizması olmalıdır.

Çünkü gerçek dönüşüm, içeriden ve örgütlü bir iradeyle mümkündür.

Örgüt, bir partinin omurgasıdır. Omurgası zayıf olan bir yapı, ayakta kalamaz.

Bugün Türkiye, sadece bir kriz değil; adeta bir yangın içindedir. Ekonomik daralma, adalet duygusunun zedelenmesi, toplumsal kutuplaşma ve umutsuzluk… Tüm bunlar, ülkeyi kırılgan bir noktaya taşımıştır.

Bu tablo karşısında en büyük sorumluluk, alternatif olma iddiasındaki yapılara düşmektedir.

Ve bu noktada Cumhuriyet Halk Partisi’nin rolü hayati önemdedir.

Bu yangını söndürecek olan; güçlü, ilkeli ve halkla bağını yeniden kurmuş bir siyasal iradedir.

Yeniden inşa mümkün mü?

Evet, mümkündür. Çünkü bu parti, küllerinden doğma geleneğine sahiptir. Ancak bunun için bazı temel adımların atılması gerekir.

İdeolojik netlik yeniden sağlanmalı.

Örgüt yapısı dikey ve yatay örgütlenmeyle güçlendirileli.

Halkla doğrudan temasın artırılmalı.

Liyakat esaslı kadrolaşmanın benimsenmeli.

Bireysel değil, kolektif aklın öne çıkarılmalı. Kişi değil parti kimliği rehber edilmeli.

Bu adımlar atılmadan, yalnızca söylemle değişim mümkün değildir. Devrimci bir geleneğin sorumluluğu içinde insan ve halkın çıkarlarına göre savaş verilmeli.

CHP, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulmuş, değişimi ve dönüşümü esas alan bir siyasal mirasın taşıyıcısıdır. Bu miras, statükoyu korumak için değil; gerektiğinde onu yıkıp yeniden kurmak için vardır.

Bugün ihtiyaç duyulan şey, tam da bu ruhtur.

Kişisel hesapların değil, toplumsal sorumluluğun öne çıktığı, “ben” değil “biz” diyen; makam değil dava odaklı bir anlayış…

Yapmayın kardeşler…

Çünkü bu yol, sıradan bir yol değildir.

Bu yol, devrim yoludur.

www.kozanbilgi.net internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotografların her türlü telif hakkı KozanBilgi.Net'e aittir. İçerikleri kaynak göstererek alabilirsiniz.



Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.