MEKİN ŞAHİN
Umut yağmur damlasında eriyen şekere dönmüşse; eriyen şekerin özüne bakılmalıdır. Türkiye yıllarca eriyen şekerlerin kucağında umudunu kaybediyor. Ama nedense erimenin özüne hiç kimse bakmıyor. Aynadaki zahiri görüntülerle kendini avutmaya devam ediyorlar.
Her gün televizyonlarda propaganda amaçlı açıklama var. Toplantı ilgi çeksin diye önceden gün ve saat veriliyor.
Toplantı saati geldiğinde TV’ler, radyolar hazır vaziyette, ara spotlarla hazırlık yapıyor ve yayına geçiyor.
Benzer açıklamalar, hep aynı görüntü içinde.
Başkanın tüm çabalarına rağmen her geçen gün ilgi ve alaka kaybolmuş. Kaybolanı yeniden kazanmak adına yaptığı her şey bir kulaktan giriyor, diğerinden çıkarak kayboluyor.
Şeker eriyor.
Artık o umut değil.
Umudu kararmış bir yolcu. 2002 yılı onun açısından çok farklıydı. Umuttu. Gittiği her yere, insanlar kendinden önce gidiyor, umutla televizyon ve radyolarını açıyordu.
Özgürlük diyordu.
Adalet diyordu.
Hukuk diyordu! Aş ve iş diyordu.
Vurgun ve talana rest çekiyordu. Ranta hayır diyor, yolsuzluğa savaş açacağını söylüyordu!
Köylüye umut yağdırıyordu. Yoksula ve işsize kucak açtığını söylüyordu.
23 yılda, söylediğinin tersini yaptı. Açtığı kucağı daralttı. Her şey yandaşa verildi. Yeni zenginler, yeni vurgunlar gündeme oturdu. Sıcak suyun değdiği şekerin erimesi gibi kendini eritmeye başladı. Bugün artık sıcak suda kaybolmuş şeker gibi umut görenlerin dünyasında kayboldu.
Varlığını sürdürmek için her yolu deniyor. Adalet ve hukuka darbe üstüne darbe vuruyor. Yazık. Çok yazık!
Günler var ki düşünüyorum. Yoksa idealizm öldü mü?
Toprağa teslim olduğunda, ne kefenin cebi var. Ne de çok yaşa padişahım diyen var. Dün yaptıklarınla, yaşadıklarına baş başasın. Bugün vereceğin karar seni üzecek ama yarınlarda, umutların yeniden yeşermesine yol açacak!
Kolay bir karar değil. Adalet için, insanlık için, ülke ve halkın için; zorlamalara son ver. Demokrasi ve demokratik kurallar adına; özgürlüklerin ve tam bağımsızlığın önünden çekil. Erken seçime yol ver.
Halkını seviyorsan yaşattığın sıkıntıdan kurtulmanın yolunu yine sen açmış ol. Tam 23 yıldır sana destek veren halkın buna hakkı var!
Acar tazı Çullu da belli olur, çulsuz da. Dağa konuşsan, sessiz kalmaz. Hiçbir şey demese, söylediğini sana geri ve aynı sesle, tonla geri gönderir. Türkiye koşulları ortada. Piyasaya çıkmış konuşana diyorsun ki, kardeşim şu dilini tut. İç dünyanın abuk sabuk hezeyanlarının yarattığı anaforla; her şeyi yıkıyorsun. Yalan, üç kâğıt, belden aşağı vurma ….
Yaptığı her şey için de caka satıyor. Gösteriş budalası!
Bilmiyor ki değerli kişi, gösterişi, giyim kumaşı olmasa da değerinden bir şey yitirmez. Nerede olsa tanınır. Anadolu halkının bir sözü var. ‘’Acar tazı Çullu da belli olur, çulsuz da.’’ der. Bir fırsatla elde ettiği koltuğu, makamı; kendi gücüne efsane sananlar bilmeli ki o fırsat kaybolduğun da ne koltuk kalır ne makam. Çırıl çıplak orta yerde tek başına kalır. Tıpkı dünyalara sahipken, toprağa beyaz kefen kumaşın dışın da hiçbir şey götüremediği gibi, tek başına kaldığında; etrafında ne yalaka kalır ne ispiyoncu ne de çok yaşa var ol padişahım diyen.
Çünkü bu tipler dost olmayı bilmedikleri, günün gelişine göre yol aldıkları için; dün seçtiği arkadaşları da aynısını kendisine yapar.
Ardıcın közü olmaz, yalancının sözü olmaz. “Ardıç ağacının ateşi çabuk geçer, kül olur; yalancının sözü de böyledir, ona da güvenilmez” anlamında kullanılan bir söz.
Siyaset yaşamın gerçekleri üzerin de tanım bulur. Siyasetçi o nedenle yalan söyleme hakkına sahip değildir. Attığı her adımı, söylediği her sözü bin kez düşünerek eyleme dönüştürmeli. Güç olmak için, o güçle etrafını döner başlıklarla donatmak için, söylenen yalan gün gelir ayağına dolanır. İçinden çıkılmaz batağa saplar.
Kıpırdadıkça dibe indirir!
Şu atalarımız bizlere öylesine miras bırakmış ki; ’anlayana sivri sinek saz, anlamayana davul zurna az!’’
Çok insanın kazanma arzusu vardır.
Ancak çok azının kazanmak için hazırlanma arzusu vardır. O nedenle sürekli yalan söyler. Oysa yalan söylemeyi bırakır, hedefe ulaşmak için inançlarınızla ve inandığınız yol arkadaşlarınızla her şeyi yaparsanız; başkaları ne derse desin kazanırsınız.
‘’ey her şey bitti diyenler
korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.
Ne kırlarda direnen çiçekler
ne kentlerde devleşen öfkeler
henüz elveda demediler.
Bitmedi
daha sürüyor o kavga ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek! ‘’