MEKİN ŞAHİN
Halkına inandıramadığı hiçbir şeyi; siyasetçi sonuçlandıramaz. Çünkü dünyanın en güçlü silahı örgütlü halktır. Türkiye’de halk örgütlümü? Örgütlü güç mü? Bir yorgunluk var. Halk örgütlü değil.
Halk örgütlü güç değil. Sonuç keyfe göre yönetme, baş döndürecek uygulamalar korkusuzca yapılıyor.
Cumhuriyeti kuranlar bize bu ülkeyi emanet ettiler. 100 yılda yorulduk mu cehennemi yaşıyoruz.
Sahi yorulduk mu hayat?
Bunca yaşanan dalgalarla boğuşarak. İnişli çıkışlı bir iklim içinde biz yorulduk mu hayat. Her inişte diz çökmedik. Her çıkışta çığlık atarak kılıcımızı keskin kılmadık. Ha sahi yorulduk mu hayat!
Biz yanılmadık hayat. Gözümüzden, gönlümüzden düşenler kendi kendini aldattı. Yol verdik sevdanın en delisine… İstedik ki eğdirmesin hayat dik başımızı. Önümüzden ne giderse gitsin. Pişman olmak istemedik hayat.
Yaptıklarımız içinde pişman değiliz. Hayat, sorguya çekme bizi.
Dilersen infaz et. Konuşan dilimizi lal edemezsin. Sözlerimiz ağırdır. Dokunur kahpeye. Suskun ağzımızı açtırma. Dokunur …
Sözlerimiz ağırdır! Biz yorulmadık hayat. Gelme üstümüze. Gelme ki, yeniden yaratalım ülkemizde insanca yaşamı. Gelme ki aldığımız emanete dört elle sarılalım. Bilirsin sen, alışığız sarp kayalar da yaşamaya. Ne zemherinin soğuğu ne salgın hastalığa dönüşen poyraza eyvallahımız olmaz. Hesabını veremeyeceğimiz eylemimiz, hesabını görmediğimiz alacağımız olmaz. Bizim kavgamızda hesabı sorulmayan hiçbir şey kalmaz!
Biz yorulmadık hayat!
Önümüzde genel seçim ve Cumhurbaşkanlığı seçimi var. Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçilecek.
Türkiye’nin geleceğini etkileyecek bir seçim. Emanetimize bu seçimde ölümüne sahip çıkılmalıdır.
Yapılan tüm çalışmalar örgüt boyutlu ve örgütlenme hedefli olmalıdır. Her çalışma ayrıntısı sorumlu kişiye ve kurumsal örgüte bilgi verecek hiyerarşiye sahip olmalıdır. Canlı organizma özelliği olan örgütlenme modeli, en sığ yerlere kadar uzanacak. Böylece Torosların tepesinde alınan nefesi ova köylerinin en ücra köşesinde yaşayan hissedecek.
Duyacak!
Biz yorulmadık hayat! Yaşatmak için yaşamaya devam ediyoruz.
Kişisel ikballere dayanan, bencilleşmenin yarattığı kısır döngü içinde kızgınlığa düşmeden; ülkemizin ve halkımızın güneşli günlere uzanan bayramlarına yelken açma zamanı gelmiştir. Yeni bayramlara hazır olduğunu söyleyen, tüm demokrasi güçlerinin önderleri, vakit geçirmeden bir araya gelmelidir.
Görevleri çok çetin.
Bir tarafta demokrasi cephesini örgütlemek, diğer yandan ülkemiz ve halkımız üzerine çöken karanlığa karşı top yekûn dirilişe can vermek.
Bu kavgada egoya yer yok. Bu kavgada ihtiras ve çekirdek yuvaya sığınmak yok. Bu kavgada yükü başkalarına yıkarak bal küpüne dalmak yok. Bu kavgada, sen-ben ya da makam kavgası yok.
İnsanlık kavgası var!
Boz kırda bir alevin başlattığı ateşin, alev alev yayıldığı gibi tüm dünya insanlığının kavgasıdır.
1945 sonrası başlayan yeni sömürgeci anlayış, sömürgeciler arası rekabetle yeniden evriliyor. Kendi içlerindeki rekabetle başlayacak tasfiyenin yaratacağı tanrıların dünya hükmüne, dünya gezegeninde yaşayan tüm insanlığın isyanı kaçınılmaz olmuştur. Tek başına kurtuluş yok. Tek bir ülkenin sadece kendini kurtarması yok. Ya hep ya hiç!
O nedenle insan adına yeni bayramlara yelken açma zamanı geldi.
Türkiye sıradan bir coğrafyada değildir. Avrupa, Afrika ve Asya coğrafyasının kalbindedir. Kalp durduğu an tüm coğrafyada hayata veda ederek, kendini tarihe ve yeni tanrıların sömürge zincirine
teslim eder.
Biz isyanımızı ucu bugünden görünmeyen ufka doğru sürmeliyiz. Ufkun ucunu bularak, güneşli ve güzel günler yaşatan her şeye merhaba demeliyiz. İşte bu gerçek bize demokratik cephe müjdesi
veriyor. İşte bu gerçek demokratik cepheye önderlik edecek örgütün, değişim ve dönüşümlerle kendine dönmesinin müjdesini veriyor.
Böylesine anafor dalgası varken, kendi ruhuna teslim olan kişilerin ne makamları nede hırsları bizi ilgilendirmiyor. Onlar hırs ve bencillikleriyle meşgul olsunlar. Bizim meşguliyetlerimiz yanında kum tanesi kadar değerleri yoktur.
Mustafa Kemalin izinden; Mahir, Hüseyin ve İbrahim’in yüreği, 78 kuşağını, ölüme kucak açan serüven sahibi yurtseverleri, solcuları, devrimcileri ve kendi insanlığına, yaşamına sahip çıkan her kesimi, dünya insanlık bayramına davet ediyoruz.
Toprağın altına uzandığında anlayacaksın…
Kefenin cebi yok!