" />

Çıkar geçmişini değiştiriyorsa, sen adam değilsin!

Çıkar geçmişini değiştiriyorsa, sen adam değilsin!

ABONE OL
Eylül 19, 2025 09:18
Çıkar geçmişini değiştiriyorsa, sen adam değilsin!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

MEKİN ŞAHİN

Çıkar geçmişini değiştiriyorsa, sen adam değilsin!

Ayakkabı tamircisini hiç izlediniz mi? O sabah erken tahta kapılı dükkanını açar. Eski ayakkabı mezarlığını sil baştan gözden geçirir. İhtiyacına göre ahşap raflarına teker, teker koyar. Oturur hasırla yapılı küçük iskembesine, önce keskin köşker bıçağını yeniden biler.

Arkası ağaçla kaplı ve bezle sarılı pizlerini gözden geçirir. Boyaları ve cilalarını, fırçalarını renklerine göre ayırır. Sert sarı mumunu
çıkarır, kırnap ipi mumla baştan sona yedirerek sağlamlaştırır.

Ve müşterinin verdiği ayakkabı tamirini, veriliş sırasına göre tamire başlar.

Günler, aylar ve yıllar; bıkmadan bu şekilde geçer. Mahalle, kasaba, ilçe ayakkabı tamircisine dost; onlarda ayakkabı tamircisinin sadık müşterileridir.

Bilgi gelişti, teknoloji emeğin becerilerini yerine getirmeye başladı. Ticaretin insafsızlığı geçmişin mertliğini bozdu. Artık ne ayakkabı tamircisini izleyen var ne de işine hazırlık yapan meşinci tamirci var!

1960’lı yıllarda barışın, kardeşliğin ve dayanışmanın önemli kabulü vardı. İhanet, hainlik ve kahpelik o vakitte vardı. Ancak bugünkü kadar açık, bu günkü kadar iki yüzlü, bu günkü kadar yüzünü cıncıkla sıyıran soytarılar yoktu.

Türkiye abluka altında. Kendi içinde sürekli kırılma içinde. Ahlaki ve hukuki değerler ters yüz oldu. Bir yanda Türkiye’yi kendi çıkarlarına alet eden işbirlikçiler, diğer yanda Cumhuriyetle başlayan, kulluktan özgürlüğe açılışı Türkiye sevdası yapanlar var.

Bu çatışmanın arakesiti içinde fütursuzca dönen dönme dolap, ahlaki ve hukuki değerleri sürekli öğütüyor. Çıkar her şeyin üstünde…

Yerli malı haftası bitti. Dün unutuldu. Şimdi ” benden gayrısını şeytan kapsın” zamanı! diyorlar…

Adam geçinen bu zatı muhteremler, solcu geçiniyorlar ama sağcı abilerine çıkarları uğruna kucak açarak hizmet etmeye can atıyorlar. Para, pul, mevki, makam karşılığı tüm değerlerini bir çırpıda yok sayıyorlar.

Size söylenecek tek söz var: Çıkar geçmişini değiştiriyorsa, sen adam değilsin!

Türkü yankılanır ülkemde. İçeriği hüzün ve acı. Bıkmış her şeyden, en öncede kendini yönetenden.

Nereye gideceğini bilmiyor. Ne yana dönse hiçbir şey görmüyor. Her taraf sis bulutu ya da ateş dumanıyla kaplı. Göremiyor, bulamıyor yol arkadaşını. Tek bildiği şey tek başına kurtuluş olmayacağı.

Tek başına örgütlü güç olmayacağı. Ama ne önünde ne yanında yol arkadaşı bulamıyor. Hüzün kaplayan duyguları türkülerle dile getiriyor.

Türkü yankılandı, sarp kayalardan. Özlemleri anlatıyor. Sılaya özlem. Sevgiliye özlem. Umuda özlem.

Bir lokma ekmeğe özlem var türkülerde.

Dudaklar kıpır kıpır.

Göz yaşları yüreğine gömülüyor.

Türkü çığlığı yavaş yavaş yamaçlara iniyor. Hüzün bir uçtan bir uca. Batıyı, doğuya; kuzeyi, güneye katıyor. “Tek yürek, tek ses; hepimiz kardeşiz. Hepimiz Anadol’uyuz. Hepimiz Türkiye’yiz!”

Saz elinde.

Söz dilinde.

Yaşı genç.

Ama o doğduğu günden beri çaresiz ve sahipsiz. Kendi kaderini kendi çiziyor. Yaşamayı sadece kendi için değil tüm ailesi adına sahipleniyor. Tüm masumlukla özel değerlerine sahip çıkıyor. Ülke diyor.

Millet diyor. Din diyor. İnanç diyor.

Ama onları, umudunu tüketenlerin kullandığının farkında değil. Savunduğu değerlerle; kendi yaşamını, kendi eliyle boğdurduklarını görmüyor. Ve türküleriyle hayallerini dile getiriyor.

Ne devleti yönetenler nede hükümete muhalefet edenler doğru çözümlerle hüzne boğulmuş halkına çıkış yolu göstermiyor, önderlik etmiyor. Çıkmaz sokakta sonuçsuz ve çözümsüz döngüyle dolaştırıp duruyor. Devleti yöneten güç Faşizmi; cumhur sistemi ya da Türk tipi başkanlık sistemi diye yutturuyor. Muhalefet yönetim iradesinde halkın olmadığı oligarşik diktatörlüğü güçlendirilmiş parlamenter sistem diye yutturuyor. Her iki yönetim tarzında halk iradesi yok. Devlet algısını kişiye ya da parlamento kavramına indirgiyor.
Oysa Parlamento devlet değildir!

Sık sık yazılarımda, sosyolojik tanımlı ” güçlendirilmiş” parlamenter devlet yönetim biçimi yok diye yazıyorum. Ancak devletin ne anlamını bilmeyenler, düzenin böyle gitmesini isteyenler ısrarla bu terminolojisini sürdürüyor. Devlet nedir? Devlet kurumsal koordine içinde bir coğrafyada yaşayan çoklu ya da tekli ulusal yaşamı, sistem adına koruyan ve yöneten kurumdur.

Birçok kurumdan oluşur.

Ana başlıkla ifade edeceksek olursak: Yasama, Yargı, Yürütme ve Militarist güçlerden (asker, polis vb) oluşur. Yasama, yasa yapar. (Parlamento) Yürütme temel yasa ve kanunlarla devleti, halkı ve üretimi yöneterek sisteme hizmet eder. (Hükümet) Yargı, toplumsal yaşama ve sisteme aykırı durumlara karşı, sistemi yasalarla korur. (Anayasa Mah. Danıştay, Sayıştay, mahkemeler, savcılar) Militarist
güçler, sistemi ve devleti koruyan silahlı gücü oluşturan kurum. (Polis ve Asker.)

Devlet bir bütündür. Bu kurumlardan oluşur.

Devletin demokratik olup olmadığı, bu kurumlar arasındaki ilişkiler ve yasaların adaletli olup olmadığı belirler.

Kısaca parlamento devletin yasama kurumudur.

Devlet değildir. Güçlendirilmiş parlamento demokratik devleti algısını karşılamaz. Çünkü devlet parlamento değildir!

Devlet iki özün bir araya getirdiği kurumdur. Siyasi ve Ekonomik özü var.

Ekonomi üretim demek. Üretimin yarattığı ilişkiler yumağı devleti besler. Dolayısıyla yönetim biçimini üretim ilişkilerinden alır.

Türkiye’de devlet yönetim biçimi, anayasa değişikliğiyle sağlandı. Kurumlar arası denge, yürütme ve yürütmenin başının lehine değişti. Faşizm!

Demokratik olmayan devlet yönetim biçimiyle Türkiye yönetilmektedir. Demokratik olmayan yönetime karşı çıkan siyaset, demokratik devlet modelini sosyolojik tanıma uygun yönetim üzerinden çözümünü dile getirmelidir.

Kişi değişimi yerine kurumsal değişim. Devleti oluşturan kurumlar arasında denge sağlanması.

Güçlerin eşitliği! Cumhurbaşkanı olacak kişi demokratik devleti nasıl oluşturacağını, detaylara inerek halka anlatmalı.

Dar kalıp içinden kurtulan çözümler Türk halkının önünde açacaktır.

Devletin iki özünde halk iradesini yaşatmadıkça o devletin demokratik yönetim olmasını söylemek aldatıcıdır. Halk iradesine dayanan politik çözümler ancak doğru önderlik ve halk içinde örgütlü güç yaratır. Halkın örgütlü ve bilinçli gücü karşısında hiçbir siyasi güç duramaz.

13 yaşından itibaren demokrasi mücadelemde rehber algım her koşulda bu olmuştur. Tek başına yerine toplumsal kurtuluşu yaratmak isteyen çabalar içinde oldum. Yaşadığım o kadar çok şeyin bana öğrettiği ‘’ tek başına yok kurtuluş ya hep beraber ya hiç!’’ sloganı olmuştur.

Tek kelimeyle yaşasın tam bağımsız Türkiye! Hepimiz kardeşiz ve Anadolu’yuz.

www.kozanbilgi.net internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotografların her türlü telif hakkı KozanBilgi.Net'e aittir. İçerikleri kaynak göstererek alabilirsiniz.



Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.