Teğabün Suresi’nin sekizinci ayetinde, ”Allah’a iman edin, onun resulü ile, indirilen nur ile emniyete girin’ diye insanlara tavsiye edilmişti. Sebebini dokuzuncu ayeti okuduğumuzda anlayacağız.
Dokuzuncu ayet: BİRİNCİ CÜMLE: ”Yevme yecmeuküm li yevmi’l-cem’ı; zalike yevmü’t-teğabün”.
Bu cümlede bulunan ve Sure’ye ad olan ‘teğabün’ اَلتَّغَابُونِ kelimesi, aldanma – aldatma olayına verilen ad oluyor. ”İşte bu aldanma günüdür” dendiğinde, bir toplumda kuralsız yapılan işlerin kötü sonuç getireceğinin işareti verilmiş olur. Toplumda kimler kimleri aldatıyordur?.. Kimler nasıl aldanıyordur?..
‘Yevmi’l-cem’, يَوْمِ الْجَمْعِ cem günü demektir. Bu kelime Türkçede TOPLANMA GÜNÜ olarak karşılık buluyor.
‘Yevmi’l-cem’ tanımını mealciler, ‘haşir günü’ şeklinde anlıyorsa da, bir kaç mealci ‘Yevmi’l-cem’ kelimesine kıyamet günü anlamını veriyor.
‘Yevmi’l-cem’ kelimesi, belki haşir gününü hatırlatıyordur ama öldükten sonrasında oluşacağına inanılan haşir günü değildir bu.
Bahsedilen cem günü, ticari faaliyet sahiplerinin, belli zaman sonrasında muhasebeye tabi tutulacağı gündür.
Yaşadığımız bu zamanda, şirketlerin muhasebecileri, Mart ayı öncesinde toplanırlar ve muhasebe yaparlar, Gelir – gider tablolarıyla, belirtilen kar veya zararı yönetim kadrosuna sunarlar. Mart ayı içinde devlet, o toplanma gününün sonucundan haberdar edilecektir. Netice hem umuma açıklanır; hem de maliyeye bildirilir. Devlet, gereksiz yatırımlarla ve harcamalarla aldanan şirketlere ”geçmiş olsun” der belki. Ama, gerekli yatırımla iyi gelir elde eden şirketlerin muhasebecileri, -yönetici baskısıyla- belgelerde oynama yaparak ‘aldatma’ işine girişebilirler. Gün, onların günü oldu sanılacaktır. Ancak, önceki ayette insanlar için belirtilen, ”Allah yaptıklarınızdan haberdardır” uyarısı, devletin, ummadıkları zamanda şirket yöneticilerinin karşılarına çıkaracağının işaretini verir. Ayette haber verilen ”zalike yevmü’t-teğabün” ifadesi, bu kişiler için tecelli etmiş olacaktır.
İKİNCİ CÜMLE: ”Ve men yümin billahi ve yeamel salihan yükeffir anhü seyyiatihi”. Yani, her kim Allah’a iman eder, işlerini salih olarak yaparsa, o kişinin geride kalan kusurları ve ayıpları örtülür.
Ayet, Hazreti Muhammed’in İslamlaştırdığı topluma hitap ediyor. O toplumun Medine toplumu olduğu anlaşılmıştır. İnsanların, genellikle, kusurlu ve ayıplı olduğu bu ayet ifadesiyle anlaşılmış oluyor. Örtüleceği belirtilen kusur ve ayıplar, bilmeme sebebiyle iş yapan, faaliyet gösteren fertleri kapsar. Ya henüz kural konmamıştır; ya da kural konmuş ama konulan kural toplum fertlerine bildirilmemiştir. O ana kadar toplum bireyleri veya grupları kendilerine yarayacak usul ile iş yapıyor ve hareket ediyordurlar. İslamlık ferdin değil toplumun yararını esas alır.
Teğabün Suresi’nin indirildiği Medine’de, artık, İslam Devleti oluşmuş demektir. Toplum düzenini oluşturacak kurallar Allah tarafından gelmeye başlamıştır; Hazreti Muhammed, kuralları ya bizzat kendi, ya da görevlendirdiği elemanlar ile topluma tebliğ ediyordur. Hangi fert bildirilen kural ile iş yapmaya başlarsa, geçmişte bilmeme sebebiyle oluşan kusurlar ve ayıplar, zaten, otomatikman ortadan kalkacaktır; hiç bir fert muaheze edilmeyecektir. Yetki, Hazreti Muhammed’dedir. O yetki Hazreti Muhammed’den sonra devletin başındaki şahıslarda olacaktır.
Genel hüküm: İslamlaşan devletin başındaki şahıslar, toplum düzeni için oluşturulan kuralları toplum bireylerine tebliğ etme ve ettirme ile sorumludurlar. Zamanımızda, siyasete hakim kişilerin, torba veya çuval içine sıkıştırılmış kural metinlerinden ”şu şu kelimeyi çıkardık, şu kelimeyi veya cümleyi ekledik” gibisinden işlemleri toplumun işine yaramaz. İşi kitabına uydurabilen birilerine, millet fertlerini aldatma fırsatı verir.
‘Yeamel salihan’ يَعْمَلْ صَالِحًا kelimesi ‘hayırlı iş’ demektir. Böyle iş, hem yapana hem topluma hem de ülkeye fayda sağlar. Gerekirse ülke dışındaki ülkelere bile faydası dokunur. Nasıl fayda sağlar? sorusu akla gelecektir. Cevap için ifadenin devamına bakacağız:
Teğabün Suresi ÜÇÜNCÜ CÜMLE: ”Ve yüdhılühü cennatin tecri min tahtiha el-enharu halidine fi ha. Zalike fevzu’l-azim”. Yani, toplum bireylerinin işlerini salih şekilde yapmasıyla altından ırmaklar akan cennet yaşamına geçiş başlayacaktır. Güzel yaşamın devamlılığını sağlayacak olan SU’dur. Mesela, ırmak önüne baraj yapım faaliyeti SALİH AMEL ya da hayırlı iştir. Ammaaa!.. aşırı yağış ile dolan barajı, ölçülü tahliye yerine kapakları açıp suyu aniden serbest bırakmak, insanların yaşamını cehenneme çevirecek harekettir.
İbrahim Faik Bayav
(17.07.2026 09:25)