İBRAHİM FAİK BAYAV
İnsan Suresi’nin dördüncü ayet ifadesi şu: ”İnna atedna li’l-kafirine selasila ve ağlalen ve saiiran”.
Bu ifade Türkçeye, ”Kafirler için, zincirler, demir halkalar ve alevli ateş hazırladık” şeklinde çevriliyor. Kimler hazırlamış?.. Ne zaman hazırlanmış?
‘Kafir‘ اَلْكَافِرُ sözcüğünün ne demek olduğu, kimlere kafir dendiği, Kafirun Suresi’ni açıklayan yazımızda belirtilmişti. Burada hatırlatmak gerekirse… ‘Kafirler’, toplumu sağlıklı tutan kuralları ret eden kişilerdir, diyebiliriz. Kafirlerin amaçları, kural önemsemeden dünyalık kazanmak olduğundan, bilginler tarafından uyarıldıkları halde, kuralsız davranışlarından vazgeçmezler, davranışlarının sonucunu da düşünmezler.
Ayetin içinde, hazırlandığı ya da hazır olduğu belirtilen, birbirine ilintili üç kelime var:
a) Selasil: سَلَاسِلْ Bu kelimeye, Türkçe meal ve tefsirlerde ‘zincirler’ anlamı verilmiş. ‘Zincirler’ anlamı verilmesi doğru olsa da, bunlar, bizim bildiğimiz demirden mamul ‘zincirler’ demek değildir. ‘Selasila’, öyle kabul edilirse, bu terimden, yüzyıllar sonrasındaki bazı kişilere veya toplumlara işaret ediliyor, anlamı çıkarılabilir.
Selasil, Arapça Türkçe lügatte, ‘zincirler’ olarak belirtiliyor ama, ikinci olarak, ard arda gelen şeyler şeklinde gösteriliyor. Ard arda gelen şeyler?.. O şeyler, ‘selsele’ fiiliyle oluşmuş ard arda gelen şeyler oluyor. Mesela, zincirin halkaları, birbirine ard arda eklenmiş nesne olarak anlaşılabiliyor. Başka örnek verilmek istense, bir trenin birbirine ekli vagonları da, ard ardına gelenler olarak gösterilebilir. Ard arda gelme olayı için başka örnekler de verilebilir.
b) Ağlal: اَغْلَالًا Bu kelime, ‘ğalele’ fiiliyle ilintili ‘ğull’ adı verilen şeyin çoğuludur. Ğull, bulunduğumuz zamanda, suç işleyenlere polisin taktığı kelepçe olarak biliniyor. ‘Ğalele’ fiili, bir şeyin diğer bir şeye geçme hareketini yaptırıyor. Suçlu kişinin iki elinin kelepçenin iki halkasından geçmesi gibi. Lakin ağlal terimi, 1400 yıl öncesinin Mekke insanları için kullanıldığında, şiddetli susuzluk olayıyla gelişen sıkıntı hatırlatılmış oluyor. Yani, Ağlal hazırlanmış ise, bir hastalık veya bir bela göörünür olacak, kafirlerin etkin olduğu toplum fertleri bu sıkıntının veya belanın içine gir
c) Saiir: سَعيرًا Bu kelime Arapça Türkçe lügatte, ateş alevi adı olarak gösterilmiş. Ayette, ‘atedna’ kelimesiyle hazırlandığı belirtilen ‘saiir’, bildiğimiz ateş değil; ateşin aleviyle de ilgisi yok. İnsanların, değdiğinde, ateş gibi canlarını yakan ve acıtan bir olaydır ‘saiir’.
Toplum üzerinde etkin birilerinin kuralsız davranışlarıyla gelen zarar, silsile (selasil) vaziyette diğer zararları ortaya çıkaracaktır. Mesela, su israfı ile meydana gelen susuzluk, giderilmediğinde, kirliliği getirecektir. Kirlilik, hastalığı davet eder. Hastalık ise hastalanan fertleri sızlandırırken, yakınındakileri tedirgin eder. Hastalık genellikle ateşlidir (mikrobik). Toplum fertlerine ard ardına ölümü getirir. Sosyal aktiviteler ‘selsele’ fiili gereğince ard arda bozulur.
Ayetten anlaşıldığına göre, bu olayların meydana gelmesine sebep, toplum ya da ülke üzerinde etkin olan ‘kafir’ sıfatlı kişilerdir. ‘Müslüman’ adı almış olmalarının hiç önemi yok.
21’nci yüzyıldayız. Her ülkenin siyasi sistemi, bilimin tespit ettiği medeni aktivite kurallarını da içerir. Bu kurallara ülkenin başında bulunan kişiler, -öncelikle- uymak zorundadırlar. Kuralların görmezden gelinmesi, ya da önemsiz edilmesi, ya da işletilmez yapılması, ard ardına gelecek reaksiyonlarla devleti de bozar. Lakin ülkenin siyasi yapısına hakim olanlar servet ediniyorlardır. Gün gelir, hariçten, bu kafirlerin etkin olduğu toplum veya ülke üzerine ateş benzeri şeyler yağmaya başlar. Sakınmaları zordur. Kafir tıynetliler, ya kuralsız ettikleri ülkeden kaçacaklardır… Ya da acıtıcı nesnelerin çarpmasıyla telef olacaklardır.
Petrol gelirlerinden servet sahibi olan şeyhlerin ve ağaların kuralsızlığı 2026 yılı başında Ortadoğuyu yakmaya başladı. Gökten yağmur gibi inen bombalar, binaları harabeye döndürüyor. Füzeler atıldıkları yerden, silsile halinde ilerleyip, şehirleri yakıyor. İnsanlar sığınaklara girse de, yanmaktan, ıstıraptan kurtulmaları mümkün değil. Ayet hükmü er veya geç -bu zamanda- tecelli ediyordur. Ülkelerin başındakiler kuralsızlığı şiar edindiklerinde, toplum veya ülke içinde kendiliğinden zulüm oluşuyor. Uyarı yapanlar ortaya çıksa da yapılan uyarılar kabul edilmiyor. Zulüm, masum çocukları katledecek derecede devam ediyor. Bundan sonra, kuralsız kafirlerin zulmünün bitmesi için, ‘selasil’, ‘ağlal’ ve ‘saiir’ unsurlarının sonucunun görülmesi gerekiyor.
İbrahim Faik Bayav
(22.03.2026 09:01)