" />

Cin Suresi 4 – 7: O zamanda, Mekke’de de Mekke Dışında da Allah Biliniyordu

Cin Suresi 4 – 7: O zamanda, Mekke’de de Mekke Dışında da Allah Biliniyordu

ABONE OL
Mayıs 3, 2026 08:45
Cin Suresi 4 – 7: O zamanda, Mekke’de de Mekke Dışında da Allah Biliniyordu
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İBRAHİM FAİK BAYAV

Cin Suresi 4 – 7: O zamanda, Mekke’de de Mekke Dışında da Allah Biliniyordu

Hazreti Muhammed’e vahiy ile bildirilen ‘cin’ konusuna, cinlerden bir ferdin anlatımıyla devam ediliyor.

Cin suresi dördüncü ayet: ”Ve ennehü kane yekulü sefihüna ala allahi şatatan”. Yani cinlerden olan grup şunu diyor: ”Bizden olan sefih biri, bize, Allah hakkında saçma şeyler söylüyormuş”.

Cin grubunun, ”acip bir kur’an dinledik” demelerinin sebebi anlaşılacak. Olay, gözlerimizin önünde şekillensin:

Mekke’ye hariçten gelen yabancılar, o ana kadar Mekke’de sosyal yaşantının nasıl olduğunu biliyorlar. Kazançlarına önem verdiklerinden, insanların inançlarıyla ilgilenmiyorlar. Fakat, toplumun içinde yaşayan bir kişi tarafından, yerleşik inanç dışında bir şeyler anlatıldığını fark ediyorlar. Hariçten gelenlere rehberlik eden biri, olayı, cin grubuna menfi anlamda anlatıyor. (sefih denmesinin sebebi o) Hariçten Mekke’ye gelenler, hakşinas ve kültürlü kişilerdir. Sefih’in anlattığı gibi olduğuna şüphe ediyorlar. İçlerinden birini, Hazreti Muhammed’den duyulan sözleri dinlemeye gönderiyorlar. O da dinlemiş; gruba gelip duyduklarını anlatmış. Rehberlerinin verdiği bilginin saçma ve yakışıksız olduğunu o zaman anlamışlar.

Hakşinas kişi için kural: Onun bunun anlattığına ve gösterdiğine göre değil, görülene ve duyulana göre hüküm vermeli.

Cin Suresi beşinci ayet: ”Ve enna zanenna en len yekule el-insü ve’l-cinnü ala allahi keziben”. Yani, cin grubu diyor ki; ”Biz, ins (yerli) ve cin (yabancı) toplumunun Allah hakkında yalan söylemeyeceğini sanıyorduk”.

Ayetin bu ifadesi, ister Mekke halkı olsun… ister Mekke dışından Mekke’ye gelenler olsun… Allah’ı bildiklerini belirtir. Her iki toplumda Allah’ı bilmelerine rağmen, onun hakkında yalan söylemeyi tercih ediyorlar. Peki ama neden?..

Cevap: Çünkü Allah’ın zatını görmüyorlar. Göz önüne dikilmiş semboller sebebiyle, Allah’ın hangi sıfatlara sahip olduğunu da bilmiyorlar. Mekke’nin zalim ağaları, toplum fertlerine, gerçeğin dışında inanç telkin ediyorlar. Ayetin bu ifadesi, Mekke’nin haricindeki insanlarda, ‘ahlak’ olduğunu da ima ediyor. Demek ki Mekke, o zamanda, resmen ahlaksızlığın merkezi.

Cin suresi altıncı ayet: ”Ve ennehü kane ricalün min el-insi yeuzüne bi ricalin min el-cinni fe zadühüm rahekan”.

Bu ayet ifadesinde ne deniyor? Kimler ne anlıyorlar?

Hamdi Yazır bu ifadeyi, ”Doğrusu insanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere sığınırlardı da onların şımarıklıklarını artırırlardı” şeklinde Türkçeye çevirmiş.

Ayetin kelimelerini irdeleyerek, olayın mahiyetini anlayalım:

Ayette belirtilen söz, cin grubunun sözüdür. Anlattıkları şu: Mekke’de olan bazı kişiler (İNS)… Mekke haricindeki bazı kişilere (CİN) sığınıyormuş. Acaba sebebi ne imiş? Mekke’nin zalim ağalarının şerrinden kurtulmak için miydi acaba?.. Belki. Fakat, ‘fe zadühüm rahekan’ kelimesi, Mekke haricindekilere sığınmalarının ahmakane veya yalancıktan olduğunu belirtiyor. Yani, iblisane hareket. Sebebi, Hazreti Muhammedin tebliğ ve irşadının hariçtekilerde olumlu etki yapmasını engellemek. (Cin grubunun bilgi aldıkları kişiye ‘sefihimiz’ demelerinin sebebi de o)

Cin Suresi yedinci ayet: ”Ve ennehüm zannuu kema zanentüm en len yeb’asellahü ehaden”. Yani ne diyor?..

Bu ifadeyi, mealciler,  ”Onlar zannettiğiniz gibi, Allah kimseyi Peygamber göndermeyecek, sanmışlardı” şeklinde Türkçeye çeviriyorlar. ‘Len baıse’ fiilini ‘peygamber çıkarma anlamına getiriyorlar. Ayette ‘resul’ sözcüğü de ‘nebi’ sözcüğü de yok.

‘Len yeb’ase’ لَنْ يَبْعَثَ kelimesini irdeleyelim:

Birinci şık: ‘Bease’ بَعَثَ fiili, gönderme, göndererek ortaya çıkarma hareketini yaptırıyor. Lakin, gönderme, uyandırma hareketi için oluyor. Yani fert veya toplumu kendine getirmek için…  ‘Len yeb’asellahü ehaden’ kelimesi, Allah birini göndermeyecek mi, uyandırmayacak mı?.. Kendine getirmeyecek mi sandılar, demek oluyor. Ayette Müslümanlara duyurulan, bu mu gerçekten?

İkinci şık: ‘Beıse’ بَعِثَ fiili, zata mahsus ‘uyanık olmak’ durumunu gösteriyor. Bu, olayların an be an farkındalık hareketidir.Zannu kema zanentüm en len yeb’asellahü ehaden’

ظَنّوا كمَا ظَنَنْتُمْ اَنْ لَنْ يَبْعَثَ اَللّهُ اَحَدًا

kelimesi, yaptıklarının bir tekinin bile ortaya çıkmayacağını sandılar, anlamına gelir.

Evet… Mekke fertlerinden, Mekke haricindeki kişilere Hazreti Muhammed’in aleyhinde olacak şekilde sığınanlar, bir güç tarafından, mutlaka fark ediliyor ve biliniyordur. Hiç, aksi oluyor sanmasınlar.

İbrahim Faik Bayav
(02.05.2026 10:05)

www.kozanbilgi.net internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotografların her türlü telif hakkı KozanBilgi.Net'e aittir. İçerikleri kaynak göstererek alabilirsiniz.



Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.