İBRAHİM FAİK BAYAV
Cin Suresi’nin son ayetlerinde RESUL ve RİSALET terimlerine dikkat çekiliyor. Türkiye’deki Müslümanlar, RESUL adı söylendiğinde, Hazreti Muhammed’i, risalet dendiğinde de, Hazreti Muhammed’in peygamberliğini anlıyorlar. Peygamberlik nedir?.. İşte o ayrı konu.
Soru şu: Resul nasıl biridir? Resulün misyonu toplum içinde nasıl işler? Anlamak için ayetlere bakacağız:
Cin Suresi yirmi birinci ayet: ”Kul. İnni la emlikü leküm zarran ve la reşeden”. Mealciler bu ifadeyi ‘“Şüphesiz ben, size ne zarar verebilirim ne de fayda sağlayabilirim” şeklinde Türkçeye çeviriyorlar. Biz, bu ayet ifadesine biraz dikkatli bakacağız:
Ayette muhatap alınan kişi Hazreti Muhammed’dir. O’na ”Kul – Söyle” denmişse, O da söyleyecektir. Hazreti Muhammed kime söyleyecektir?..
Cevap: İçinde yaşadığı topluma söyleyecek. O da söylemiş. Demiş ki; ”Benim size hakim olacak, size yasayı ve kuralları zorla benimsetecek, sizi olması gereken yaşantıya sokacak gücüm yok”. Bu anlamın ortaya çıkma sebebini sözcükleri irdeleyerek bulmaya çalışalım:
‘Zarran’: ضَرَّا Bu sözcük ‘zarar’ anlamına gelebiliyor. Mealciler, onun için ”Kul. İnni la emlikü leküm zarran” kelimesinden ”Zarar vermeyen… vermeyecek olan kişi” anlamını çıkarmışlar. Ama, zarar vermeme anlamı, toplumda zarar görme korkusu var ise geçerlidir. ‘Zarran’ teriminin bu ayetteki anlamı, icbar etmektir; belli bir şeye zorlamaktır. Hazreti Muhammed, topluma ”bende öyle bir anlayış, öyle bir niyet yok” diyecektir. (Anlaşılıyor ki, birilerinde öyle bir niyet var)
‘Reşeden’: رَشَدًا Bu sözcük, usül ve kaidenin doğru şekline verilen addır. Kör gidişi değil bilerek gidişi belirtir. Alışkanlıklar genellikle bilerek gidişe engel olurlar. Hazreti Muhammed, topluma, ”Sizi alışkanlığınızdan zorla vaz geçirtecek değilim” diyecektir.
‘La emlikü’: لااَمْلِكُ Bu fiil kelime, hükmetme hareketinin olumsuz halidir. Hükmetme gücü Hazreti Muhammed’de değil, ona risalet görevi verendedir.
Cin Suresi yirmi ikinci ayet: ”Kul. inni len yücirani min allahi ehadün ve len ecide min dünihi mültehaden”. Bu ifadenin Türkçe karşılığı, ”Yine söyle… ”Allah’tan başka hiç kimse beni himaye edemez ve ben ondan gayri sığınak bulamam” şeklinde oluyor.
”Beni Allah’tan başka hiç kimse himaye edemez” ifadesi, zihne şu anlamları getirir:
a) Toplumda Allah’tan başka ilahların varlığı…
b) Toplum fertlerinin o ilahlara bağlanmışlığı…
‘Mültehaden‘ مُلْتَحَدًا sözcüğü, Türkçeye ‘sığınak’ şeklinde çevrilmiş. Sığınak, savaşta bomba sağanağına karşı, binaların altındaki kapalı alan anlaşılabilir. Hazreti Muhammed, ”len ecide min dünihi mültehaden” şeklinde bir söz dediğinde, Rabb’in belirttiği usul ve kurallardan uzaklaştım mı, yaşamımı düzgün tutacak başka usul ve kural bulamam, demek istiyor. Yaşadığımız bu zamanda öyle olmuyor mu?.. Hangi insan, İslamlığın kuralları dışında insan gibi yaşayabiliyor?
Cin Suresi yirmi üçüncü ayet:
BİRİNCİ CÜMLE: ”İlla belağan min allahi ve risalatihi”.
Bu ifade, Hazreti Muhammed’e gelen emrin devamıdır. Hazreti Muhammed şunu diyecektir: ”Benim görevim, Allah’tan geleni tebliğ ve O’nun risaletini duyurmaktan başka değildir”.
Evet… Güç, Hazreti Muhammed’e resullük görevi veren Rabb’dedir. O Rabb, otorite sahibidir. Hakim olduğu toplumda bozuk düzenin kaldırılmasını, toplumun sağlam ve sıhhatli olmasını ister. Öyle ise, işletilmesi gereken kuralları seçtiği kişi ile tebliğ ettirir. Hazreti Muhammed, ‘resul’ olan kendini, içinde bulunduğu topluma bu şekilde tanıtacaktır.
Hazreti Muhammed, kendini bu şekilde tanıttı. Rabb’den gelen kuralları da tebliğ etti… Ya sonra?..
Sonrasında tek seçenek vardır: Kuralların uygulanması. Uygulayacaklar mıdır?.. Belli değil. Lakin uygulanmadığında sonucunun nasıl olacağını bilmeleri gerekir. Hazreti Muhammed, topluma onu da bildiriyor:
İKİNCİ CÜMLE: ”Ve men yeasi allahe ve resulehü; fe inne lehü nara cehenneme halidine fiha ebeden”. Yani, kim Allah’a ve onun gönderdiği resule asi olursa, ona cehennem ateşi vardır; orada devamlı kalacaktır.
‘Yeası‘ يَعْصِ fiili, Türkçe’de bildiğimiz ‘asi olma’ hareketini yaptırıyor. Yani, ”kurala uyulacak” emrini dinlememe hareketidir bu. İki sebeple oluşur: Ya, kural toplum bireyinin işine gelmez, o kişi asi olur… Ya da, şeytandan korkar, kurala uymaz, asi olur. Kuralı kabul etmeyen fert İslam sistemi içinde kalamaz. Kuralı kabul eden kişi, şeytanın korkusundan kural dışında hareket ettiğinde cezai işlemle karşılaşır. Günümüz Türkiye’sinde kural dışı harekette ceza-i işlem, ya para cezası ya da hapis cezası olarak gerçekleşiyor.
İbrahim Faik Bayav
(10.06.2026 09:01)