ALİ ÇOKYİĞİT – BOKS ANTRENÖRÜ
Onlar gözlerinin içine bakıp göremediklerimiz,
Yanlarından geçerken
Seslerini duyamadıklarımız,
Onlar ötekileştirdiklerimiz,
Onlar sokağın dostları,
Onlar toplumun isimsizleri
“Sokak Çocukları…”
Sokak çocuklarına kimimiz acıyarak bakarız,
Kimimiz severek, kimimiz öfkeyle,
Kimimiz ise korkuyla;
Ama bu bakışların her birini aslında,
Kendimize çevirdiğimizi bilmezden geliriz.
Çünkü unuttuğumuz bir şey vardır..
Sokaklar çocuk doğurmaz,
Sokağın çocuğu olmaz..!
Onların hikayesi bir göçle başlar.
Bilmedikleri şehirlerde aynı dili konuşan
İnsanların arasında kendilerini
Yabancı hissettikleri anda başlar,
Onların sessiz haykırışları..!
Kimdir, nedir, neyi vardır diye
Kimse sormaz onlara;
Çünkü herkes kendi sorunlarına,
Kendi yalnızlığına gömülmüştür. Kalabalıklar içerisindeki bir çocuk
Yalnız kendine dönmüş insanların
Bakış alanına girmez.
Günden güne birbirine yabancılaşan,
Her geçen gün her insanın,
Kendi dünyasının merkezine salt
Kendini koyduğu bu düzende
Sokaktaki küçücük bir beden
Ne kadar çırpınsa da
Kendini gösterememektedir.
Bu çocukları görmezden gelenin sadece
Toplum olduğunu söylemekte
Büyük bir yanlışlık olacaktır.
Çünkü onlara bakıp ta onları göremeyenler
Öncelikle onları bu dünyaya getiren
Ebeveynleridir…
Önce aile içerisinde sessiz çığlıklar atarlar
Ama, nafile …
Çünkü o ailenin tek çocuğu değildir,
Onunla birlikte,
Aynı evde haykırışı duyulmayan
Daha kaç kardeşi vardır kim bilir..?
Göçle birlikte gelen yokluk
Beraberinde getirdiği yoksulluk kültürü
Vasıfsız olan anne babanın
İş olanaklarını kısıtlarken,
Evdeki emek kullanımını
En küçük çocuğa kadar inmektedir.
Emek ve üretimin küçücük bedenlere
Yüklediği sorumluluk bir tarafa
Toplumsal algının yarattığı öte-kileştirme
Sokak çocuğu adı verilen toplumsal bir
Sorunu ortaya çıkartmaktadır.
Peki nasıl oluyor da küçücük bir beden
Dünyayı yeni yeni tanımaya başlayan
Bir çocuk …!
Toplum için bir sorun haline dönüyor..?
Suçlu kim? Hangimiz?
Çocuk mu asıl sorun!
Yoksa, onu sokağa iten aile ve
Toplumun yarattığı etkiler mi?
Bu sorunun cevabını …
Çocukların kendi ağızlarından anlattıkları
Hayatlarında ve onları sokağa iten
Gerekçelerinde arayalım…
_ * Mehmet 16 Yaşın da, Çöp Toplayıcısı
Evimiz olsaydı ve …
Maddi imkanlarımız yetseydi çalışmazdım.
Daha önce berberde çalıştım.
Ama çok baskı vardı.
Hem evde, hem işyerinde şiddet vardı.
Şiddetten kaçtığım tek yer,
Sokaklar olduğu için sokakları seviyorum.
Sokakta çalışmaya başlamadan önce
Beklentim maddi durumumu düzeltmekti.
Fakat bu beklentim değişti.
Artık hiçbir beklentim yok…
_ * Hasan 13 Yaşın da, Mendil Satıcısı
Babam yaşıyor olsaydı çalışmazdım.
Evde sadece ben çalışıyorum,
Annem kardeşlerime bakıyor.
Sokakta çalışmaya başladıktan sonra
Okulumu, derslerimi ihmal etmeye başladım
Beni üzen en büyük değişiklik bu oldu.
Bir de büyüdüğümü anladım,
Her şey zormuş.
Mutlu bir eve sahip olmak isterdim.
Ama babam yaşadığında da mutlu değildik,
Şimdi de mutlu değiliz.
Ben çalışmayı istemediğim için,
Bir “Beklentim yoktu..”
Annem zorladı beni çalışmaya
Onun beklentisi eve para gelmesiydi.
Yaşım ve hastalığımdan dolayı
(Fiziksel Engelli) sabit bir iş bulamıyorum.
Onun için sokakta çalışıyorum..

SOKAĞIN SESSİZ ÇIĞLIKLARI
Tükenmişliğimiz midir..
Yerde boylu boyunca uzanan,
Yoksa kendimizden başka herşeyi unutturan
Umursamazlığımız mı?
Bir mendile bağlanmış umutlar,
Mendil gibi kullanıp atılmak için değildir.
Bir mendil bir kalem, bir mendil bir kalem…
Unutma ki, kalem bir dünya demektir..!
ALİ ÇOKYİĞİT
BOKS ANTRENÖRÜ
