Buhari ve Müslim’in ittifak ettiği sahih hadislerden derlenen bu rehberde, Hz. Peygamber’in (a.s.) namazın kılınışı, ezanın okunması, saf düzeni ve cemaat adabı ile ilgili buyurduğu namaz ile ilgili hadisler yer almaktadır.
Hz. Ali (r.a.) nakletmiştir: Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurdu:
“Benim ağzımdan yalan uydurmayınız! Her kim benim ağzımdan yalan söylerse ateşe girsin!” (Sahih-i Müslim: 2)
Abdullah b. Ömer (r.a.) anlatıyor: Müslümanlar Medine’ye geldikleri zaman toplanırlar ve namaz vakitlerini gözetlerlerdi. Namaz vakitlerini kimse ilan etmezdi. Bir gün bu hususu konuştular. Bazıları Hristiyanların çanı gibi bir çan, bazıları da Yahudilerin borusu gibi bir boru edinmeyi teklif etti. Ömer (r.a.), “Halkı namaza çağırmak için niye bir adam göndermiyorsunuz?” dedi. Allah Resulü (a.s.): “Ey Bilal! Kalk, namaz için çağrıda bulun” buyurdu. (Sahih-i Müslim: 568)
Enes (r.a.) anlatıyor: Bilal’e ezan lafızlarını ikişer ikişer, kamet lafızlarını ise birer birer söylemesi emredildi. (Sahih-i Müslim: 569)
İki Müezzin: Hz. Peygamber’in (a.s.) iki müezzini vardı. Biri Bilal, diğeri ama olan İbn Ümmü Mektum idi. (Sahih-i Müslim: 573)
Ezana İcabet: Ebu Said Hudri’nin (r.a.) naklettiğine göre Resûlullah (a.s.) şöyle buyurdu: “Müezzinin çağrısını işittiğiniz zaman siz de onun dediği gibi deyiniz.” (Sahih-i Müslim: 576)
Ezan Okunurken Şeytanın Kaçması: Ebu Hureyre (r.a.) naklediyor: “Namaza çağrıldığını işittiği vakit şeytan, müezzin sesini duymamak için hızla kaçar. Müezzin susunca döner vesvese verir…” (Sahih-i Müslim: 582)
Abdullah b. Ömer (r.a.) anlatıyor: Allah Resulü’nün (a.s.) namaza başladığı zaman, rükuya gitmeden evvel ve rükudan doğrulduğu zaman ellerini omuzları hizasına getirinceye kadar kaldırdığını gördüm. Secdelerde ise ellerini kaldırmazdı. (Sahih-i Müslim: 586 – Ayrıca bkz. 588)
Ebu Hureyre (r.a.) ve Imran b. Husayn (r.a.): Hz. Peygamber (a.s.) ve Hz. Ali (r.a.) her eğilip kalktıkça, secdeye vardıkça ve iki rekatın sonunda ayağa kalktıkça “Allah’u Ekber” derlerdi. (Sahih-i Müslim: 590, 594)
Fatihasız Namaz Olmaz: Ubade b. Samit’ten (r.a.): “(Namazda) Fatihatu’l-Kitab’ı okumayanın namazı olmaz.” (Sahih-i Müslim: 595)
Gizli Okunan Namazlar: Enes (r.a.), Hz. Peygamber, Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman’ın arkasında namaz kıldığını ve hiçbirinden Besmeleyi açıktan okuduklarını işitmediğini nakletmiştir. (Sahih-i Müslim: 605)
Ebu Hureyre (r.a.) anlatıyor: Mescide bir adam girip namaz kıldı. Peygamber (a.s.) onun namazını beğenmeyerek üç defa “Dön de yeniden kıl, çünkü sen namaz kılmış olmadın” buyurdu. Adam nasıl kılacağını sorunca Resûlullah (a.s.) şöyle öğretti:
“Namaza durduğun vakit başlangıç tekbirini al, sonra Kur’an’dan kolayına geleni oku. Sonra rükuya varıp beden azaların yerleşinceye kadar dur. Sonra başını kaldırıp ayakta doğruluncaya kadar dur. Sonra secdeye var ve azaların yerleşinceye kadar kal. Sonra başını kaldırıp azaların yerleşinceye kadar otur. Namazının bütününde de böyle yap.” (Sahih-i Müslim: 602)
Abdullah b. Mesud (r.a.) anlatıyor: Resûlullah (a.s.) bize oturduğumuzda şöyle dememizi öğretti:
“Her türlü övgüler, dualar ve güzellikler Allah’a aittir. Ey Peygamber! Allah’ın rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun. Bize ve Allah’ın salih kullarına selam olsun…” (Sahih-i Müslim: 609)
Kaab b. Ucra (r.a.) ve Ebu Humeyd Saidi (r.a.): Sahabiler Peygamberimize (a.s.) nasıl salat getireceklerini sorduklarında, bugün namazlarda okunan “Allahümme Salli” ve “Allahümme Barik” dualarını okumalarını buyurmuştur. (Sahih-i Müslim: 614, 615)
Hz. Peygamber (a.s.) cemaatle namaz kılarken imama uyulmasını emretmiş ve şöyle buyurmuştur:
“İmam ‘Semiallahu limen hamideh’ dediği zaman siz ‘Allahümme Rabbena leke’l hamd’ deyiniz.” (Sahih-i Müslim: 617)
“İmam ‘Amin’ dediği zaman siz de ‘Amin’ deyiniz.” (Sahih-i Müslim: 618)
“İmam ancak kendisine uyulsun diye imam yapılmıştır. O tekbir alınca tekbir alın, rüku edince rüku edin. Oturarak kılarsa hepiniz oturarak kılın.” (Sahih-i Müslim: 622, 623, 625)
Ebu Hureyre (r.a.) naklediyor:
“Namazda başını imamdan evvel kaldıran kimse, Allah’ın onun başını eşek başına dönüştürmeyeceğinden emin olamaz.” (Sahih-i Müslim: 647)
Sehl b. Sa’d (r.a.) ve Ebu Hureyre (r.a.) naklediyor:
“Namazda bir durum olduğunda Sübhanallah demek erkeklere, el çırpmak kadınlara mahsustur.” (Sahih-i Müslim: 639, 641)
Safların düzgün olması namazın tamamlanması için şart görülmüştür:
“Saflarınızı doğru tutunuz, çünkü safların doğru tutulması namazın kemalindendir.” (Sahih-i Müslim: 656, 658)
“Ya saflarınızı düzeltiniz ya da Allah Teala’nın yüzlerinizi ayrı ayrı taraflara çevireceğini muhakkak bilesiniz.” (Sahih-i Müslim: 659)
“Ezan okumakta ve birinci safta ne kadar hayır olduğunu bilselerdi, kura çekmekten başka çare bulamazlardı.” (Sahih-i Müslim: 661)
Abdullah b. Ömer (r.a.) naklediyor:
“Herhangi birinizden hanımı mescide gitmek için izin isterse sakın onu engellemesin.” (Sahih-i Müslim: 666)
(Hz. Aişe ise sonraki dönemlerde kadınların durumlarındaki değişime dikkat çekerek mescit adabına uyulması gerektiğini vurgulamıştır – Sahih-i Müslim: 676)
Ebu Masud el-Ensari (r.a.) ve Ebu Hureyre (r.a.): Hz. Peygamber (a.s.), Muaz b. Cebel’in yatsı namazında Bakara suresini okuyarak namazı çok uzatması üzerine uyarılarda bulunmuş ve şöyle buyurmuştur:
“İçinizde cemaati nefret ettirenler var! Herhangi biriniz insanlara imam olursa hafif tutsun. Çünkü arkasındaki cemaatte yaşlı, zayıf, hasta ve iş güç sahibi olanlar vardır.” (Sahih-i Müslim: 709, 713, 714)
Yatsı Namazında: Hz. Peygamber (a.s.) seferde yatsı namazında Tin suresini (“ve’t-tîni ve’z-zeytûni”) okumuştur. (Sahih-i Müslim: 706) Ayrıca Şems, Duha, Leyl ve A’la surelerinin okunmasını tavsiye etmiştir. (Sahih-i Müslim: 709)
Sabah Namazında: Sabah namazlarında altmış ile yüz ayet arasında okurdu. (Sahih-i Müslim: 702)
Yedi Aza Üzerine Secde: Hz. Peygamber’e (a.s.) yedi organ (alın/burun, iki el, iki diz ve iki ayak) üzerine secde etmesi emredilmiştir. (Sahih-i Müslim: 755)
Kolları Yaymamak: “Secdede itidal üzere bulununuz. Hiçbiriniz de kolunu köpeğin ayaklarını yaydığı gibi yaymasın.” (Sahih-i Müslim: 762)
Pazıları Açmak: Resûlullah (a.s.) namaz kılarken koltuklarının beyazlığı görünecek derecede pazılarının arasını açardı. (Sahih-i Müslim: 764)
Ebu Cuheym (r.a.) naklediyor:
“Namaz kılanın önünden geçen kimse, ne kadar günah işlediğini bilseydi, önünden geçmektense kırk (gün/ay/yıl) beklemesi daha hayırlı olurdu.” (Sahih-i Müslim: 785)
Hz. Peygamber (a.s.) açık alanda namaz kılarken önüne mızrak diker ya da devesini kıble tarafına alarak ona doğru namaz kılardı. (Sahih-i Müslim: 773, 775)
Sütre ile kıble arasında en az bir koyunun geçebileceği kadar genişlik bırakılırdı. (Sahih-i Müslim: 786, 787)
Ebu Hureyre (r.a.) ve Ömer b. Ebu Seleme (r.a.): Tek bir elbise ile namaz kılınıp kılınamayacağı sorulduğunda Resûlullah (a.s.), elbisenin omuzları da örtecek veya saracak şekilde geniş olması durumunda tek elbise ile namaz kılınabileceğini göstermiştir. (Sahih-i Müslim: 799, 801, 802, 805)