" />
SELMA ERDAL
Soran olursa bu ülkede herkes demokrasi sevdalısıdır.
Demokrasi bizim düşlerimizdeki yavuklu gibidir. Herkes adını anar, herkes yolunu gözler, herkes onunla yaşamak ister. Ama iş evin kapısını açıp içeri almaya gelince, nedense birden koşullar da gerçekler de değişir.
Eski Yunan’dan beri peşindeyiz bu kavramın. Platon bile rahat durmamış; demokrasinin başına gelebilecekleri söylemiş. Halk eğitilmezse, yurttaşlık bilinci gelişmezse, güzel sözlü demagogların peşine takılır demiş. Halk övülmeyi sever. Alkışlanmayı sever. Ağzına bal damlatanı sever.
Sonra bir bakmışsınız bu halk, kendi eliyle kendi boynuna geçirilen tasmayı seçmiş.
Yıllar önce Aysun Kayacı “Dağdaki çobanla benim oyum bir mi?” dediğinde kıyamet kopmuştu. Söz sertti, yaralayıcıydı; eyvallah ama arkasındaki soru bugün bile duruyor orta yerde…
Çünkü oy vermek başka şeydir, siyasal bilinç bambaşka bir şey…
Demokrasi oy zarfını sandığa atmakla kurumsallaştırılabilseydi, yaşama geçirilebilseydi; bu ülke çoktan cennete dönmüştü.
Antik çağdaki Platon’dan çıkıp İtalyan Siyasal Bilimci Sartori’ye geldiğimizde, demokrasi bize biraz daha ciddi görünür. Giovanni Sartori’nin Demokrasi Kuramı kitabı, bu alanda okuyanların başucu kitaplarından biridir. İlginçtir ki o kitabı Türkçemize kazandıran kişi de bir dönem akademisyenlik yapan Deniz Baykal’dır.
Evet, yanlış okumadınız.
Akademi dünyasına Sartori’nin Demokrasi Kuramı adlı çalışmasını çeviren Baykal, siyasette “akbaşkan” modelini bizlere armağan etmiştir. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu deyimine göndermede bulunaraktan diyebiliriz ki Baykal için Demokrasi Kuramı kitapta kaldı, parti pratiği başka sokaktan yürüdü. Ne diyelim; bu memleketin ironisi bol, demokrasisi kıt.
İşte bu gerçeğimiz bağlamında olsa gerek biz bu ülkede demokrasiyi biraz da Godot’yu bekler gibi bekliyoruz.
Samuel Beckett’in oyunundaki Vladimir ve Estragon gibi… Bekliyoruz. Gelen herkesi Godot sanıyoruz. Sonra anlıyoruz ki değilmiş. Bir daha bekliyoruz. Bir daha aldanıyoruz. Bir daha “belki bu kez gelir” diyoruz. Ama gelmiyor.
Oyunda Vladimir sorar:
“Hiç terk ettim mi ben seni?”
Estragon yanıt verir:
“Ama gitmeme izin verdin.”
İşte ben bu sözü her duyduğumda CHP ile halkı düşünürüm.
CHP de halka sorsa, yanıtı hazırdır:
“Hiç terk ettim mi seni? Adımı bile senden aldım. Halkın partisiyim ben.”
Halk da dönüp şöyle der:
“Ama gitmeme izin verdin.”
Beni anlamadın. Pazardaki yangını görmedin. Mutfaktaki boş tencereyi duymadın. İşsiz çocuğumun yüzüne bakmadın. Köyümü, mahallemi, korkumu, inancımı, kırgınlığımı ciddiye almadın. Sonra da başkalarına gitmeme şaşırdın.
İşte sorun da bu.
Bugün yalnızca iklim değil, toplum da değişti. Mevsimler nasıl şaştıysa, halkın siyasal partilere bakışı da şaştı. Bir gün güneş, bir gün fırtına. Bir gün umut, ertesi gün koyu bir karanlık.
Bu değişimin tek nedeni CHP değildir elbet. Yoksullaşma var, göç var, tarikat ağları var, medya düzeni var, eğitim sisteminin çöküşü var, kimlik siyaseti var, korku var, kutuplaşma var.
Ama CHP’nin de günahsız olduğunu kim söyleyebilir?
Halka dokunamayan, halkın dilini duyamayan, kendi tarihsel mirasını yalnızca törensel sözlere sıkıştıran bir parti, elbette bu kopuşun sorumluluğundan kaçamaz.
Atatürk ilke ve devrimleri yalnızca kürsüde söylenecek sözler değildir. Halkçılık, halkın sofrasına oturabilmektir. Laiklik, yukarıdan bakan bir parmak sallama değil; yurttaşın özgür ve onurlu yaşama güvencesidir. Cumhuriyetçilik; gencin önüne gelecek, kadının yaşamına güvenlik, yoksulun sofrasına ekmek koyabilmektir.
Bunlar olmayınca geriye ne kalır?
Tabela kalır. Rozet kalır. Anı kalır. Bekleyiş kalır.
Demokrasi beklenerek gelmez. Demokrasi halkla birlikte kurulur. Halktan koparak, halka yukarıdan bakarak, halkı yalnızca sandık günü anımsayarak demokrasi kurulmaz.
CHP eğer bugün halkın içinde bulunduğu her türlü olumsuzluğa karşın halkın partisi olduğunu söylüyorsa, önce Estragon’un o sitemini duymalıdır:
“Ama gitmeme izin verdin.”
Çünkü halk giderse, geriye yalnızca Godot’yu bekleyenler kalır.
Ve bu ülke artık Godot’yu bekler gibi demokrasi beklemekten yoruldu.
Selma Erdal; Didim, 8 Ekim 2026
" />
" />
GÜNDEM
09 Ekim 2026