Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“Kim, faziletine inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.”
(Buhârî, Îmân 28, Savm 6; Müslim, Musâfirîn 173–176)
İslam’ın beş temel esasından biri olan Ramazan orucu, kulun Rabbine olan bağlılığını ve samimiyetini gösteren en müstesna ibadetlerden biridir. Bu hadis-i şerif, Ramazan ayında tutulan orucun manevi derecesini ve Müslümana sağladığı büyük müjdeyi ifade etmektedir.
“İman Ederek” (İmânen):
Orucun Allah’ın emri ve farz bir ibadet olduğuna kalben inanarak, onun farziyetini ve sevabını kabul ederek eda edilmesidir.
“Karşılığını Allah’tan Bekleyerek” (İhtisâben):
Orucu herhangi bir dünyevi çıkar, gösteriş veya alışkanlık icabı değil; sadece Allah’ın rızasını ve mükâfatını umarak tutmaktır.
Geçmiş Günahların Bağışlanması:
İslam âlimlerinin genel görüşüne göre, bu ve benzeri hadislerde müjdelenen bağışlanma küçük günahlar içindir. Büyük günahların affı için ise ayrıca samimi bir tövbe (tövbe-i nasuh) ve varsa kul haklarının ödenmesi gereklidir.
Samimiyet ve İhlas: Oruç, insan ile Allah arasında gizli bir ibadettir. Gösterişten uzak tutulduğunda kulu doğrudan ihlasa ulaştırır.
Manevi Arınma: Ramazan ayı, açlık ve susuzlukla nefsin terbiye edildiği; dilin, gözün ve zihnin kötü davranışlardan arındırıldığı bütünsel bir arınma mevsimidir.
Ecre Ulaşmak: Bedenen yapılan bu ibadet, kulun günah yükünden kurtulmasına ve manevi yönden yeniden doğmuş gibi temizlenmesine vesile olur.