Alıntıladığınız Hasan-ı Basrî (r.a.) hikmeti ve benzeri kelamlar, İslam ahlakında “Ulemâ-i Sû'” (kötü/dünyalık peşinde koşan alimler) olarak adlandırılan kesimin ahiretteki çetin mesuliyetini vurgulamaktadır. İlim, sahibini Allah’a yaklaştırması ve amel ile taçlandırılması gereken bir emanettir. Bilgiye sahip olduğu halde bunu dünya menfaatine, makama veya şöhrete alet edenlerin sorumluluğu bilmeyenlere kıyasla çok daha ağırdır.
Kuran ve Hadislerde İlim-Amel Sorumluluğu
İslam kaynaklarında bilginin sorumluluğu ve din üzerinden dünyalık elde etmenin tehlikesi net ilkelerle açıklanmıştır:
| Kaynak / Esas | Dini Hüküm ve İkaz |
| Zümer Suresi, 9. Ayet | “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” İlim bilene üstünlük verdiği gibi, ihlal edildiğinde cezasını da artırır. |
| Bakar Suresi, 174. Ayet | “Allah’ın indirdiği kitaptan bir şeyi gizleyip onu az bir pahaya satanlar var ya, işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmazlar.” |
| Sahih Hadis-i Şerif | Kıyamet günü hesaba ilk çekileceklerden birinin de “İlim öğrendim ve öğrettim” diyen fakat bunu “Desinler” diye yapan alim olduğu bildirilmiştir (Müslim, İmare, 152). |
Hasan-ı Basrî Hazretlerinin İkazındaki Temel Hikmetler
Mesuliyetin Büyüklüğü: Cahiil bir kimsenin yaptığı hata cehaletinden kaynaklanabilirken; dinin emirlerini, ayetleri ve helal-haramı bilen birinin bile bile günaha dalması veya dini dünyaya alet etmesi ilahi adaletin gereği olarak daha ağır karşılık bulur.
Dinle Dünyalığı Satın Alma Tehlikesi: Din ilmini sırf geçim kaynağı, makam veya insanlara üstünlük taslama vasıtası kılmak, ayet-i kerimelerde “Açık bir hüsran” (zarar) olarak tanımlanmıştır.
Şeytanın Tuzağı: Kötü alimler, sıradan insanlara göre şeytanın daha özel hedefindedir. Şeytan onları gurur, kibir ve “Ben zaten biliyorum” vehmiyle saptırarak kendi ilimleriyle gururlanmalarına yol açar.