İBRAHİM FAİK BAYAV
Bu yazıda İnsan Suresi’nin ilk üç ayetini irdeleyeceğiz. Kur’an’da bir konu kısa da olsa, bahsedilmişse, o zamana ait mesaj verirken, gelecek zamana da işaret ediyordur. Bakalım:
Birinci ayet: ”Hel eta ala el-insane hınün min ed-dehri lem yekün şeyen mezküren”.
Diyanet İşleri Başkanlığı bu ifadeyi Türkçeye şöyle çevirmiş: ”İnsan (henüz) anılır bir şey değilken (yaratılmamışken) üzerinden uzunca bir zaman geçti”
Anlaşılabildi mi?..
Anlaşılmamış olacak ki, şu açıklamayı yapmak zorunda kalmış: ”İnsan cinsi, evrenin yaratılışından çok sonra yaratılmıştır. Evrenin yaratılışından insanın var edilişine kadar uzun bir süre geçmiştir. Bu zaman diliminde insan cinsi henüz yoktur… Adı sanı geçmemekte ve anılmamaktadır. Ayet-i kerimede, kuvvetle muhtemel ki, bu gerçeğe işaret edilmektedir.
Görüldüğü gibi açıklama ‘ihtimal’ üzerine yapılmış. Yani kesin değil. O zaman biz fikir yürütelim; verilen mesajı bulmaya çalışalım:
‘Dehr’, اَلدَّهْرِ bildiğimiz zaman doğrusudur. Kainatın yaratılmasıyla aynı anda yaratılmıştır. Zaman, başlamıştır ve bitecektir.
‘Hınün min dehr’, حِينٌ مِنَ الدَّهْرِ yaratılan zamanın belirli bir safhasıdır. O safhada ‘insan’ adı verilen bir varlık vardır. Ve onun üzerine ya da varlığına önemli bir şey gelmiştir. Neyin geldiği biliniyor olmalı ki, ”Hel eta ala el-insane” sözüyle hatırlatılmış oluyor.
Şimdi soru şu: İnsan nedir?
‘Alak’ konusunun işlendiği önceki bir yazımızda ‘insan’ tanımını şöyle yapmıştık: Arapça Türkçe lügatte İNSAN sözcüğü, elif (ا) babında ‘enüse’ اَنُسَ fiiliyle ilişkili gösteriliyor. ‘Enüse’ fiili, canlı bir varlığa yadırganmaktan kurtulma, alışkanlık edinme hareketini yaptırıyor. Sonuçta zihnen terakki etmiş yaratık anlamında İNSAN görünür oluyor. Yani, yaratılmış olan canlı varlık, doğal alışkanlığından vaz geçirilirse ve o canlı, zihnen terakki ederse İNSAN vasfını kazanmış oluyor.
İkinci ayet: ”İnna halakna el-insane min nutfetin emşacin nebtelihi fe caalnahü semian ve basiran”.
Bu ayet ifadesi Türkçeye, ”İnsanı çok karışık nutfeden, denemek için yarattık; onu işitir ve görür yaptık” şeklinde çevriliyor.
‘Nutfe’, نُطْفَةٍ erkeğin penisinden çıkan meni olarak biliniyor. Meninin tohum olma özelliği vardır. Emşac, اَمْشاجٍ nutfenin dişi rahmine ‘nev’ şeklinde iletildiğini belirtir. Vajinadan içeri bir nutfe atımında sperm sayısı 40 Milyon adet olması gerekmektedir. Her sperm değişik koda sahiptir. O anda erkeğin halet-i ruhiyesine uygun bir adet sperm, dişi yumurtasını deler ve içinde yerleşir.
‘Nebtelihi’ نَبْتَليهِ fiili, meallerde ve tefsirlerde, ‘deneme’, ‘sınama’ ya da ‘imtihan’ anlamında olduğu belirtilmiş. Yani, ‘nebtelihi’ fiili kullanılmışsa, insan, denenmesi ve imtihan edilmesi için yaratılmış demek oluyormuş.
‘Nebteli’ fiilinin masdarı İBTİLA’dır. Bir şeye, bilgi edinmek, olması gerekeni öğrenmek için deneme hareketini yaptırır. Yaratan, yarattığı varlık üzerinde ‘ibtila’ fiilini işliyordur. Fakat, Yaratan’ın ‘Halık’ sıfatını, yarattığı insan üzerinde tecelli ettirdiği unutulmamalıdır. Nasıl mı?..
Üçüncü ayet: ”İnna hedeynahü es-sebile imma şakiran ve imma kefüran”. Bu ifade Türkçeye ”Ona doğru yolu gösterdik; ya şükredendir, ya da nankördür” şeklinde çevriliyor.
Yol gösterilen kim idi?.. Görücü ve işitici olarak yaratılan insan!.. İyi ama, biz, insanın görme ve işitme dışında başka hassalarının olduğunu da biliyoruz. Yoksa, ayette, yaratıldığı bahsedilen insanın görme ve işitme duyusundan başka özelliği yok muydu? Eğer öyle ise, ayet, Hazreti Muhammed’in zamanından öncesi bir zamandan değil, belki, yüzyıllar ötesindeki bir zamandan bahsediyor, demektir. Yaratan’ın ‘Halık’ sıfatı insan üzerinde tecelli edecektir. Ve konu edilen İNSAN, insan eliyle ‘görücü’ ve ‘bilici’ vasıflarıyla var edilecektir. Kimya mühendisleri, ‘nutfe’ anlamındaki maddeyi nasıl oluşturacaklarını bilirler.
Ayet ifadesinin zamanımıza bakan yönünü bulmak istersek…
”İnna halakna el-insane min nutfetin emşacün” …… اِنّا خَلَقْنا الْانْسَانَ مِنْ نُطْفَةٍ اَمْشَاجٍ kelimesi, (şedde ve tenvinler hariç) 2000 sayısını veriyor. İnna’nın şeddesi dahil olursa, 2050… Birinci tenvin de dahil edilirse, 2100. Bu sayı, Alak Suresi’ndeki ”Yaratan rabbinin ismiyle oku” anlamındaki ”ikra biismi rabbeke ellezi halaka” kelimesiyle uyum oluşturuyor. Zaman, yeni yaratılış safhasına doğru ilerliyor.
İbrahim Faik Bayav
(15.03.2026 08:55)