" />

Rahman Suresi 14 – 15:  Yüzyıllar Sonrasına İşaret: İnsana Benzeyen İnsan

Rahman Suresi 14 – 15:  Yüzyıllar Sonrasına İşaret: İnsana Benzeyen İnsan

ABONE OL
Temmuz 12, 2025 10:58
Rahman Suresi 14 – 15:  Yüzyıllar Sonrasına İşaret: İnsana Benzeyen İnsan
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İBRAHİM FAİK BAYAV

Rahman Suresi 14 – 15:  Yüzyıllar Sonrasına İşaret: İnsana Benzeyen İnsan

Rahman Suresi, RAHMAN olan zatın adıyla başlayan sure. İlk on üç ayeti tevil edip anlamaya çalıştık. Devamına bakalım:

Rahman Suresi Ayet 14: ”Halaka el-insane min salsalin ke’l-fahhari”.

Bu ifade Türkçeye çevrildiğinde ”İnsanı pişmiş çamur gibi kuru balçıktan yarattı” cümlesi ortaya çıkıyor. Bu ifadeyi okuyan ve dinleyen müslümanlar, kuru balçıktan yaratılan insanın, kendileri gibi okuyan, duyan ve öğrenen insan olduğunu sanıyorlar. Halbu ki okuyan, duyan ve öğrenen insan 3’ncü ayette belirtildi. 4’ncü ayette de yaratılan o insana beyanın öğretildiği belirtildi. Ayeti Türkçeye çavirenler, 14’ncü ayette yaratıldığı tekrar edilen insanın, 3’ncü ayette zikredilen insan olduğunu sanıyorlar. Ya da sanmıyorlar, araştırma zametine girmediklerinden eski çevirileri aynen kopyalıyorlar. Ayetin kelimelerini irdeleyelim:

Salsal nedir?.. Fahhar nedir?..

‘Salsal’, صَلْصَلٍ Arapça-Türkçe lügatte belirtildiğine göre ”kuru ve silikatli çamur” imiş.

‘Fahhar’ اَلْفَخِّارِ ise, çömlek benzeri eşyalara verilen ad imiş.

”salsalin ke’l-fahhari”, صَلْصَالٍ كَلْفَخَّارِ çömlek benzeri eşyaların yapımında kullanılan çamur maddesi oluyor. Peki, ‘salsalin ke’l-fahhari’ maddesinden neler yapılıyor? Bu çeşit madde nerelerde kullanılıyor?

Cavap: Sanayi ürünlerinin yapımında kullanılıyor.

‘Halaka’ خَلَقَ fiili, yapma ve oluşturma hareketini yaptırıyor. Oluşturulmuş bir ürün daha önce yoktur. Tasarlanmıştır ve meydana getirilmiştir. Bu, mesela, kullanılacak çömlek olmuştur.. Sonra sonra güveç ve testiler de yaratılan nesneler grubuna girmiştir. İleri safhada, onların oluştuğu maddeden insan suretinde nesneler yapıldığını bu ayet dikkate vermiş. Belki Mekke halkının bazı kişileri bunu biliyordu.

14’ncü ayette okunan ”Halaka el-insane min salsalin ke’l-fahhari”

خَلَقَ اَلْاِنْسَانَ مِنْ صَلْصَالٍ كَلْفَخَّارِ

 ifadesi, Hz. Muhammed’in zamanının insanlarından ziyade, yüzyıllar ötesinin insanlarına hitap ediyor gibidir. Kelime, biyolojik insana benzeyen teknolojik insan yapısına işaret eder. Geçtiğimiz yıl, dört ayağı ile yürüyen hayvan robotun gösterisi yapıldı. Yürüyen ve konuşan insan tpindeki robotların yapılması yakındır.

Rahman Suresi 15: ”Ve halaka el-canne min maricin min narin”.

Bu ifade Türkçeye çevrildiğinde ”Ve cinleri de halis ateşten yarattı” cümlesi ortaya çıkıyor. Fakat mealciler CİN’i tarif etmede ve CİN’in ateşten yaratılma olayını izah etmede zorlanıyorlar. En popüler müfessirimiz Hamdi Yazır bile ateşten yaratılma olayını, değişik kişilerin verdiği anlamı nakledip, kendi anladığında da kararsız kalmış. Buna rağmen, tefsirinde, yüz sene sonrasında bizim anlamamızı kolaylaştıracak ifade var. Mesela ‘CANN’ için, ”cin, ‘milh’ gibi cins isim; CANN’da ‘malih’ gibi sıfat isimdir” diyor. Ayet kelimelerini Arapça Türkçe lügatin içine girip irdeleyelim:

‘CANN’: جَانَّ Bu terim, ”yaratılmış” denen bir varlığı gösteriyor. Yok iken var edilen varlıktır bu. Biz görmediğimiz için ne tür varlık olduğunu bilemeyiz.

‘Cenne’ جَنَنَ  fiili, bir şahsa, bir şeyi örtme ve gizleme… veya bir şeyden saklanma, gizlenme hareketini yaptırıyor. Hamdi Yazır’ın açıkladığı gibi, CANN cins isim olsa, GİZLİ VARLIK demek olur… CANN sıfat isim olsa, GİZLENEN, GÖRÜNMEYEN VARLIK demek olur.

‘CANN’ın yapısı nasıl mıdır?..

CANN’nın yapısı için, ayet,

”min maricin min narin” مِنْ مَارِجٍ مِنْ نَارٍ  diyor. Yani, nar’dan ama nar’ın maricinden… Bu tanım Türkçede belirttiğimiz ”kumdan ama elenmişinden”, ya da ”domatesten ama olgunundan” gibi bir şeydir.

‘Nar’ nedir?..

Nar, نَارٍ parlayan ve etrafı aydınlaran şeydir. Nasıl parlar?.. Nasıl aydınlatır?

Nar, bir şeye verilmiş sıfat isimdir. O vasıf nasıl bir eydir?

‘Nevren’ نَوْرًا mastariyla oluşan ‘nevere fiili, o şeye parlama ve aydınlatma hareketi yaptırır. Hatta, aydınlatıcı vasfıyla birilerine yol gösterme hareketini de yaptırabilir.

‘Nivaren’ نِوارًا mastarıyla oluşan nevere fiili, aydınlatmayı kesme ve durdurma hareketini yaptırır.

‘Nevaren’ نَوارًا masdarıyla oluşan nevere fiili ise, o şeye bizzat parlak ve aydınlık olma vasfı kazandırır.

Peki ‘min maric’ kelimesindeki MARİC ماارِجٍ denen şeyin yapısı nasıldır?

Arapça Türkçe lügatte, MARİC; hava ve ateş karışımı olan şey şeklinde belirtilmiş. Müfessirlerimiz o sebeble MARİC’i ‘saf ateş’, ‘dumansız alev’ şeklinde tanımlıyorlar.

‘Merice’ مَرِجَ fiili, parlayan ve aydınlatan şeyi, salıverilmişliğe ve kararsızlığa getiriyor.

‘mürücen’ مُروجًا masdarından oluştuğunda, o şeye parlayış ve aydınlatış zorunluluğu veriyor.

Yirmi birinci yüzyıldayız. ”min maricin min nar” ifadesiyle yaratılan CANN denen şeyin, elektrik enerjisi ile hareket eden nesne olduğu anlaşılmıştır her halde.

Rahman Suresi ayet 16: ”Fe bi eyyi alai rabbiküma tü kezziban”. Yani, Rabbinizin nimetinin hangisini yalan sayabileceksiniz?

İbrahim Faik Bayav
(11.07.2025 09:40)

www.kozanbilgi.net internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotografların her türlü telif hakkı KozanBilgi.Net'e aittir. İçerikleri kaynak göstererek alabilirsiniz.



Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.