Haritada Sınırlar, Zihinlerde Hesaplar: “100 İl, 1000 İlçe” Projesinin Perde Arkası ve Siyasi Mühendislik

Haritada Sınırlar, Zihinlerde Hesaplar: “100 İl, 1000 İlçe” Projesinin Perde Arkası ve Siyasi Mühendislik

ABONE OL
Kasım 3, 2026 07:00
Haritada Sınırlar, Zihinlerde Hesaplar: “100 İl, 1000 İlçe” Projesinin Perde Arkası ve Siyasi Mühendislik
0

BEĞENDİM

ABONE OL

TÜRKEŞ  MANGA
KozanBilgi.Net İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni

Haritada Sınırlar, Zihinlerde Hesaplar: “100 İl, 1000 İlçe” Projesinin Perde Arkası ve Siyasi Mühendislik

Türkiye’nin idari ve mülki idare haritası, cumhuriyetin ikinci yüzyılı eşiğinde yeniden masaya yatırıldı. Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) yeniden en üst düzeyde seslendirdiği ve kamuoyunda “100 İl, 1000 İlçe” olarak bilinen vizyon; Adana’nın Kozan, Mersin’in Tarsus, Ankara’nın Polatlı veya Konya’nın Ereğli gibi devasa potansiyelli ilçelerinde büyük bir heyecanla karşılandı.

Yıllardır elinden alınan vilayet unvanını geri almayı bekleyen Kozan’da esnafın kutlama yapması, yerelde rasyonel bir idari talep olarak okunabilir. Ancak mesele yalnızca coğrafi bir idari düzenlemeden ibaret olduğunda, siyasetin derin labirentlerindeki asıl hesaplar gözden kaçar. Bu hamle; sadece bir hizmet kolaylaştırma projesi değil, coğrafi daraltmadan fon krizine, toplumsal tansiyondan rejim tahkimatına kadar pek çok katmanı barındıran çok boyutlu bir siyasi mühendisliktir.

1. Bütünşehir Yasası’ndan “İl Yapma” Siyasetine: İktidarın İdari Çelişkisi

Meseleyi doğru analiz etmek için iktidarın mülki idare konusundaki yakın geçmişine bakmak gerekir. Hatırlanacağı üzere iktidar, 2012 yılında yürürlüğe koyduğu 6360 sayılı “Bütünşehir Yasası” ile Türkiye genelinde binlerce belde/kasaba belediyesini tek bir gecede kapatmış; köylerin tüzel kişiliklerini kaldırarak hepsini merkeze bağlı birer mahalleye dönüştürmüştü.

  • Taşranın Erimesi: Bütünşehir Yasası ile binlerce yıllık köy kültürü ve yerel yönetim hakkı ellerinden alınan beldeler ile köyler, zamanla hizmetten uzaklaşarak yalnızlaşmış, kimliklerini ve ekonomik dinamiklerini kaybederek adeta eriyip gitmiştir.

  • Tarihsel İroni: Dün merkezileşme ve “verimlilik” adı altında binlerce beldeyi kapatıp taşrayı merkeze bağlayarak felç eden anlayışın; bugün tam tersi bir söylemle “taşraya hizmet ve statü” vaat ederek ilçeleri il yapmaya soyunması büyük bir mantık çelişkisini barındırır. Bu durum, idari reform anlayışının ihtiyaç odaklı değil, dönemin seçim ve iktidar ihtiyaçlarına göre şekillendiğinin açık bir kanıtıdır.

2. Tarihsel Emsaller ve Büyükşehirleri Parçalama Stratejisi

Türkiye’de idari sınırların değiştirilmesi geçmişte de hep belirli siyasi ve demografik hesaplarla yapılmıştır. Bunun en somut örneklerinden biri, Adana’nın yakın tarihindeki Kadirli vakasıdır. Adana’nın en dinamik ilçelerinden biri olan Kadirli’nin koparılıp 1996 yılında Osmaniye’ye il statüsü verilmesiyle, Adana coğrafi ve demografik olarak küçülmüş, bölgedeki ağırlık merkezi yeniden şekillendirilmişti.

Bugün Tarsus ve Kozan gibi ilçelerin il yapılması gündeme geldiğinde, benzer bir coğrafi daraltmanın muhalefet partilerinin elindeki büyükşehirler (Adana ve Mersin Büyükşehir Belediyeleri) üzerinde yaratacağı etki netleşmektedir:

  • Bütçe ve Etki Alanının Daraltılması: Büyükşehir yasasına göre illerin bütçe payları ve yetki sınırları demografik yapılarıyla doğrudan bağlantılıdır. Kozan veya Tarsus gibi ekonomik ve tarımsal hacmi yüksek ilçeleri merkezden kopardığınızda, büyükşehir belediyelerinin hem genel bütçe payları törpülenmekte hem de kırsal-merkez dengesindeki kontrol alanı zayıflatılmaktadır.

  • Seçim Matematiği: Muhalefet oylarının merkezde yoğunlaştığı büyükşehirlerde, kırsal ve milliyetçi-muhafazakâr reflekslerin güçlü olduğu bu devasa ilçelerin müstakil birer il haline getirilmesi, merkezdeki muhalefet blokunun milletvekili ve belediye meclisi aritmetiğini doğrudan aşağı çeker. Yeni kurulan küçük illerde ise iktidar blokunun (Cumhur İttifakı) taşra dinamikleri üzerinden milletvekili ve idari kadro tahkimatı yapması kolaylaşır.

3. Fon Krizi ve Ekonomik Darboğazın Gölgesinde “Suni Can Suyu”

Normal şartlarda, kamuda tasarruf tedbirlerinin en üst düzeyde uygulandığı, merkezi bütçenin vergi gelirleriyle ayakta kalmaya çalıştığı bir ekonomik kriz döneminde; yeni valilikler, adliyeler, emniyet müdürlükleri, vergi daireleri ve onlarca kamu binası inşa etmenin maliyeti devasa bir bütçe yüküdür.

Peki, ekonomik darboğazın ve yerel yönetimlerdeki fon krizlerinin en dorukta yaşandığı bir dönemde bu proje neden ısıtılıp masaya getiriliyor?

  • Yerel Ekonomiye Suni Hareketlilik: Yeni kurulan her il, kısa vadede inşaat, arsa spekülasyonları, kamu yatırımları ve devlet istihdamı ile o bölgeye tabiri caizse bir “can suyu” pompalanması demektir.

  • Krizin Algısını Değiştirmek: Enflasyonun ve geçim sıkıntısının ezdiği halkın öfkesi, “il oluyoruz, kalkınıyoruz, merkeze bağımlılığımız bitiyor” rüyasıyla perdelenmektedir. İktidar, ekonomik krizin yarattığı siyasi erozyonu, yerel dinamikleri harekete geçiren bu tür büyük idari vizyonlarla kompanse etmeyi hedeflemektedir.

4. Toplumsal Tansiyon ve “Psikolojik Sedatif” Olarak Siyaset

Projenin zamanlaması, Türkiye’nin iç siyasetindeki en hassas dönemeçlerden biriyle kesişmektedir. PKK terör örgütü ve lideri Abdullah Öcalan ekseninde Ankara kulislerinde dönen, kamuoyuna yansıyan yeni diyalog ve çözüm arayışları, iktidarın milliyetçi-muhafazakâr tabanında ciddi bir huzursuzluk ve kırılganlık yaratmaktadır.

Tam da bu noktada, milliyetçi refleksleri okşayan “100 İl, 1000 İlçe” hamlesinin müttefik kanattan çok güçlü bir şekilde yeniden vurgulanması tesadüfi değildir. Bu durum, siyaset biliminde klasik bir dikkat dağıtma ve tabanı konsolide etme stratejisidir:

  • Ankara’daki tavizkâr veya tartışmalı süreçlerden rahatsız olan taşradaki seçmenin bakış açısı, kendi coğrafyasının il olma gururuna ve heyecanına çevrilmektedir.

  • Seçmene “Bakın, biz ülkeyi küçültmüyor, aksine idari olarak büyütüyor, iller kurarak devletin gücünü yerelleştiriyoruz” mesajı verilmektedir.

  • Bu hamle, olası bir toplumsal patlamayı veya taban kopuşunu önlemek için kullanılan güçlü bir psikolojik sakinleştirici (sedatif) işlevi görmektedir.

Sonuç

Kozan’ın, Tarsus’un ya da ülkenin dört bir yanındaki diğer il namzedi ilçelerin kalkınma, hizmete erişim ve tarihsel unvanlarını geri alma talepleri sosyolojik olarak anlaşılabilirdir. Ancak meseleye tepeden bakıldığında görülen hakikat şudur:

Dün Bütünşehir Yasası ile binlerce kasabayı silip taşrayı felç eden irade ile bugün büyükşehirleri bölerek yeni iller türetmeye çalışan irade aynıdır. Haritada yeni iller ve sınırlar çizilirken amaç halkın yerel refahını artırmak değil; değişen demografik ve siyasi dengeler karşısında iktidar blokunun oy ve iktidar tahkimat haritasını yeniden çizmektir. Büyükşehirlerin parçalanmasından ekonomik krizin örtülmesine, toplumsal tansiyonun dindirilmesinden milletvekili hesaplarına kadar uzanan bu süreç, idari bir reformdan ziyade ustaca kurgulanmış bir siyasi satranç hamlesidir.

Bilgi Paylaştıkça Çoğalır!

KozanBilgi.Net’te yer alan Yüz Binin üzerinde haber, yazı ve fotoğraflar emeğin ve yerel gazeteciliğin bir ürünüdür.
Ticari amaç olmamak üzere içeriklerimizi KozanBilgi.Net’i kaynak göstererek ve aktif bağlantı vererek sevdiklerinizle veya sitenizde gönül rahatlığıyla paylaşabilirsiniz.

" />
" />

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.