Feth Suresi 1 – 3: ‘Fetih’ Ne Demektir? Fetih, Hak Dava Var İse Gerçekleşiyor

Feth Suresi 1 – 3: ‘Fetih’ Ne Demektir? Fetih, Hak Dava Var İse Gerçekleşiyor

ABONE OL
Ekim 31, 2026 14:26
Feth Suresi 1 – 3: ‘Fetih’ Ne Demektir? Fetih, Hak Dava Var İse Gerçekleşiyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İBRAHİM FAİK BAYAV

Feth Suresi 1 – 3: ‘Fetih’ Ne Demektir? Fetih, Hak Dava Var İse Gerçekleşiyor

Fetih Suresi ”Kararlaştırılmış fetih yolunu sana açtık” haberi ile başlıyor. Sonra şaşırtan bir ifade ile haber devam ediyor.

Sure’ye ad olan Fetih nedir?

Fetih, فَتْحًا genişleme ve yayılma demektir. Ayet, ”İnna fetehna leke, fethan mübinen” dediğinde, Hazreti Muhammed’in Medine’de kurduğu sistemin Mekke’ye ve oradan daha da ileri bölgelere yayılacağı müjdesini vermiş oluyor. Siyaset bilimi devreye girecektir. Hudeybiye Anlaşması, İslam fethinin geçiş kapısı olmuştur.

Fetih Suresi ikinci ayet: ”Li yeafire leke allahü, ma tekaddeme min zenbike ve ma teehhara ve yütimme nimetehü aleyke ve yehdike sıratan müstakimen”.

Bu ayeti, tüm mealistler, ”Allah senin geçmişteki ve gelecekteki günahlarını bağışlasın” şeklinde Türkçeye çevirmişler. Türkçeye ‘günah’ şeklinde çevrilen ‘zenb’ kelimesi ile, Hazreti Muhammed’e nasıl bir günahtan bahsedildiğini hiç bir mealist açıklamıyor.

‘Zenb’ ذَنْبِ sözcüğünün karşılığı ‘günah’ şeklinde Türkçeye çevrilince, ‘günah’ nedir?.. diye sorulur.

Günah (cünah), Sakıncadır. Sakınılması gereken şeyin kişiye bulaşmasıdır. Kişi istemese de bulaşırsa ne olacak?.. O bulaşık, kişide olumsuz etki oluşturur. Mesela pislik sakınılması gereken şeydir. Kişi ondan sakınırken, bir başkası pisliği sıçratır, kişiye bulaştırır.

Mekke ağalarının zulmü devam ettiğinde, İslamlaşan Medine toplumuna olumsuz etkisi oluyordu. Olumsuz etkinin Hazreti Muhammed’e sıkıntı vermemesi imkansızdı. Bazı sıkıntı unsurları vardır, kişiyi olumsuz davranışa meylettirir. ‘ZENBİKE’ kelimesi onu ima ediyor. Fetih, olumsuzluklardan ve bazı kişilere çare algısı yapan olumsuz davranıştan kurtulma sebebi oldu.

Ayet, ”Li yeafire leke allahü” kelimesi ile Hazreti muhammed’e sıkıntılardan kurtulacağı günün müjdesini duyuruyor. O kadar mı?.. Hayır…  ”Ve yehdiyeke sıratan müstakımen”  sırrınca, kavuşulması gereken her tür nimet, kendisi ve toplumu üzerinde tamamlanacaktır.

‘Sıratan müstakımen’, صِرَاطًا مُسْتَقيمًا huzur ve mutluluğu da içeren toplum ve ülke yaşamına geçiş yoludur.

Üçüncü ayetteki: ”Ve yensureke allah, nasran azizen” ifadesi, düşmanı kahredici bir yardımın, istikamet üzere yol gidildiğinde geleceğini bildiriyor. Yani, tespit edilen kural ne ise, o kurala uyularak yol gidilecek.

İleriki zamanda düşmanından kurtulmak isteyen her millet, ‘sıratan müstakimen’ kuralını işletmek zorundadır.

Tespit edilen İSTİKAMET ÜZERE OLMA kuralı, Allah’ın resul olarak seçtiği Hazreti Muhammed için zorunlu ise, Hazreti Muhammed’in ümmetindenim diyenler için de zorunludur. Allah’ın yardımı o zaman beklenecektir.

Ayetin remzi manasına yaklaşmak istersek;

‘Fethen mübinen’ فَتْحًا مُبينًا kelimesi (iki tenvin hariç) 592 sayısını veriyor. ‘Fetih’ teriminin manası genişleme ve yayılma demek olduğuna göre, Hazreti Muhammed için davasını yayma ve yayılma hareketi, yirmi bir yaşında iken planlanmış demektir.

Hazreti Muhammed’in yirmi birinci yaşı, II. Mehmed’in Bizans’ı fethetme yaşına da denk geliyor. İki tenvin sayılırsa, 692. Hazreti Muhammed için kararlaştırılmış fethin son tarihidir. Bu tarihten sonra fetih olacaksa, fetih veya fetihler, kararlaştırılmış ve planlanmış fetih olmayacaktır.

”İnna fetehna leke fethan mübinen” ayeti, her asırda, bir milletin içine girdiği karanlıkta, Hazreti Muhammed’in davası gibi dava güden insanlar üzerinde tecelli edebilir. Hazreti Muhammed’e ait ‘le-ke’ hitabı, benzer davayı güden kişiyi de ima eder.

”İnna fetehna leke fethan mübinen” cümlesi, ebced hesabıyla (tenvinler dahil) 1324 sayısını veriyor. Miladi 1906 yılıdır. O tarihte Osmanlı HASTA ADAM şeklinde anılmaktadır; ülkeyi, ölüm ve yıkım getirecek savaş bulutları sarmıştır. Burada Namık Kemal’ın VATAN MERSİYESİ adlı şiirindeki yakınmasını  hatırlayacağız:

“Âh yaktık şu mübarek vatanın her yerini

Saçtık eflâke kadar dûdunu âteşlerini

Kapadı gözde olanlar çıkası gözlerini

Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini

Yok imiş kurtaracak bahtı kara mâderini”

Namık Kemal, oluşturduğu mısralar ile nasıl bir ümitsizlik kuyusuna düştüğünü duyurmuş. Müslüman millet de ümitsizlik girdabındadır. Halbu ki, Fetih Suresinin ilk ayetindeki ‘le ke’ zamiri, Türkiye’nin içine düştüğü perişanlık ve ümitsizlik hengamında, bir kişiyi direk muhatap alacağını ima ediyor. O kim?..

İkinci ayetteki ‘Li yeafire le ke’ لِيَغْفِرَ لَكَ  kelimesi, (li takısı hariç) 1340 sayısını veriyor. Miladi 1922 yılıdır. (30 Ağustos Zaferi) İşte Müslüman milleti o ateşten (ya da cehennemden) kurtarma davası güden kişiye -günahına karşı- mağfiret var, ama gizli. Ona olan mafireti hiç kimse bilemeyecek. (Li takısı dahil olduğunda, 1370 / Miladi 1951 yılıdır. Bu tarihten itibaren, Türkiye’de davası hak olan kişi kim ise… Kimin hak davası Türkiye dışında değer kazanıyor ve yayılıyor ise… o kişinin kim olduğunu, sadece, tefekkür ehli kişiler fark edebilecektir.

İbrahim Faik Bayav

Bilgi Paylaştıkça Çoğalır!

KozanBilgi.Net’te yer alan Yüz Binin üzerinde haber, yazı ve fotoğraflar emeğin ve yerel gazeteciliğin bir ürünüdür.
Ticari amaç olmamak üzere içeriklerimizi KozanBilgi.Net’i kaynak göstererek ve aktif bağlantı vererek sevdiklerinizle veya sitenizde gönül rahatlığıyla paylaşabilirsiniz.

" />
" />

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.