İBRAHİM FAİK BAYAV
Cin ve ins topluluğuna hitap devam ediyor… Ve onlara bir şekilde uyarı yapılıyor. Bakalım ne deniyor:
Rahman Suresi 35: ‘‘Yürselü aleyküma şuvazun min narin ve nühasün fe la tentesıran”. Bu ifadeyi şu zamanın mealcileri şu şekilde Türkçeye çeviriyorlar: ”Üzerinize ateş alevi ve erimiş bakır gönderilir; kurtulamazsınız”.
33’ncü ayette, semavatın ve arzın dışına girip çıkma için ‘menfez’ açılmasından bahsedilmişti. Sultan gücün olması gerektiği deklare edilmişti. Bu ayet, açılan menfezden Dünyanın dışına çıkılmak istendiğinde, SULTAN GÜÇ eksikliğinde oluşacak faciayı haber veriyor.
Faciaya sebeb gösterilecek iki terim var: 1- Şuvaz; 2- Nühas… Kelimeleri Arapça Türkçe lügate bakıp irdeleyelim:
‘Şuvaz’: شُوَاظُ Bu kelime, lügatte ”dumansız alev” olarak gösterilmiş. Fiile dönüştüğünde ateşli hastalığın artığı anlamını veriyor. Güneşin verdiği hararet de ‘şuvaz’ olarak adlandırılıyor.
‘Nühas’: نُحَاسُ Bu kelime de bakıra veya bakırdan imal edilmli nesnelere verilmiş isim imiş. Eritilen bakırın sıçrıntısına da ‘nühas’ deniyormuş. ‘Nühas’ fiile dönüştüğünde ‘nahsen’ masdarı, meslekte cefa görrme, eziyete ve zorluğu uğrama olayını anlatmış oluyor.
Arzda açılan menfezden derinlere oksijen takviyesi olmadan girilemiyor. Metro sistemi, havalandırma sistemiyle birlikte çalışıyor.
Semavatta açılan menfezden uzaya çıkma da oksijen tüplerini gerekli kılıyor. Eksi derecede hararete ve mikrobik etkilenmeye karşı koruyucu tedbir şart oluyor.
Belirlenen hızda atmosferi geçen roketler ve onunla taşınan uydular, geri döndürülmek istendiğinde, atmosfer sürtünmesiyle hararet kazanıyorlar. Dengesiz düşüş aracın yanmasına bile sebep oluyor. Düşüş alanı sadece okyanusta olacaktır. Yardım gemileri o anda hazır olup bekleyecektir.
Fe la tentesıran: فَلَا تَنْتَصِرَانِ Bu kelime, SULTAN GÜÇ olmadan… yani, gerekli şartlar oluşturulmadan, arz içine veya semavat dışına girilmesini ve çıkılmasını facia sebebi olarak işaret ediyor. Ve diyor ki, aksi durumda hiç bir şekilde yardım alamazsınız, kurtarılamazsınız.
Rahman Suresi 36: ”Fe bi eyyi alai rabbiküma tükezziban”. Yani, Rabbinizin yerden ve gökten edindiğiniz iki nimetinin hangisini yalan sayabileceksiniz?
Rahman Suresi 37: ”Fe iza inşakkati es-semaü fe kanet verdeten ke’d-dihani”.
Rahman Suresi’nin 37’nci ayetinin bu ifadesi, Türkçeye ”Gök yarılıp da, erimiş yağ gibi kırmızı bir gül olduğu zaman” şeklinde çevrilmiş. Böyle bir çeviri okunduğunda nlaşılabiliyor mu?..
Elmalılı Hamdi Yazır, tefsirinde, bu ayet ifadesi için şu açıklamayı yapmış: ”İfade şartıyedir; cevabı mahzuftur. Yani… Şimdi tafsilatını anlayamayacağınız, beyana sığmaz ne dehşetler, ne inkılaplar olacaktır”.
Hamdi Yazır’ın kullandığı ‘dehşet’ sözcüğü Büyük Türkçe Sözlük’te üç şık halinde gösterilmiş: 1-terör sebebiyle korkma ve ürkme; 2-Olağanüstü şaşırtıcı; 3-Şaşırtıcı ama fevkalade. Üçüncü şıkta gösterilen ‘dehşet’ sözcüğü ayet ifadesiyle uyumlu olur. Nasıl uyumlu olur, ayet ifadelerini irdeleyerek anlamaya çalışalım:
‘Sema’ اَلسَّمَاءُ sözcüğünü gök olarak anladık ve hafızamıza yerleştirdik.
‘verdeten’: وَرْدَةً Bu sözcük, ‘gül’ diye bildiğimiz çiçekler için ya da baharda ağaçların çiçeklenmişliği için kullanılıyor. Semada oluşacağı belirtilen şey buna benzer bir şey olacaktır.
‘Dihan’: اَلْدِهَانِ Bu sözcük genelde ‘yağ’ sıvısının karşılığı olarak kullanılıyormuş. Özelde kırmızı saytiyana da ‘dihan’ deniyormuş. Yani dihan ‘renk’ ya da hoş görüntü belirten bir sözcük oluyor. ‘ke’l-dihan’ dendiğinde, dihan gibi, dihan benzeri anlamında söz oluyor.
‘İnşakkat’ اِنْشَقَّتِ fiili, ‘şakk olma’, ikiye ayrılma olayı ise de, ‘inşakkat’, o şeyin içinden bir şeyin geçirilmesiyle mümkün olacaktır. O bir şey geçtikten sonra şakk olan o şey kapanır normale döner. Mesela, pullukla tarlada açılan toprağın tohum atıldıktan sonra kapanması gibi.
Sema, çeşitli gaz molküllerinden oluşan şeffaf nesnedir. Bu şeffaf nesne, yerden yukarı, yukarıdan yere çıkan ve inen şey ile açılır-kapanır. O şey nedir?.. O şey, ayette ‘verdeten ke el-dihan’ kelimesi ile belirtilen şey olmalıdır. O şey ile semada, mealcilerin güle ya da çiçeklere benzettikleri görüntü oluşur. Kapadokya’da yerden yukarı havalanan sepetli rengarenk hava balonları gibi. Dihan sözcüğünü ‘yağ’ karşılığı bilirsek, balonların havalanmasını gerçekleştiren helyum gazını anlayabiliriz.
Rahman Suresi 38: ”Fe bi eyyi alai rabbiküma tükezziban”. Yani, sema içinde, Rabbinizin görüntüsü hoş hangi nimetini yalan sayabileceksiniz?
İbrahim Faik Bayav
(16.09.2025 09:05)