İslam ahlakında cimrilik (şuhh/buhl) ve mala aşırı düşkünlük, insanın manevi hayatını zehirleyen en tehlikeli hastalıklardan biri kabul edilir. Sünnet-i Seniyye; insanoğlunun dünya malına bakışını, sahiplik illüzyonunu ve malın ahiret birikimine dönüştürülmesi gerektiğini net ölçülerle belirlemiştir.
Kütüb-i Sitte rivayetlerinden derlenen bu hadis-i şerifler, müminin mal ve dünya hayatı ile kurması gereken dengeli ilişkiyi ortaya koymaktadır.
Mala duyulan hırs, insanın ahlaki yapısını bozan ve toplumsal dayanışmayı zedeleyen ana unsurdur:
Mümine Yakışmayan İki Huysuzluk: Hz. Peygamber (a.s.), “İki haslet vardır ki bir mü’minde asla beraber bulunmazlar: Cimrilik ve kötü ahlâk” (Tirmizî) buyurarak, cimriliğin imanın olgunluğuyla bağdaşmayacağını vurgulamıştır.
Ümmetin İmtihanı Mal: Her ümmetin kendisiyle sınandığı hususi bir imtihanı vardır; bu ümmetin en büyük imtihanı ve fitnesi ise mal ve servettir (Tirmizî).
Servet Köleliği Yasaklanmıştır: Parayı, altını ve gümüşü hayatının yegâne gayesi haline getirenler “Altına ve gümüşe tapanlar mel’undur” (Tirmizî) nebevi ikazıyla uyarılmıştır.
Kur’an-ı Kerim’de belirtilen Tekâsür (çoğaltma yarışı) tutkusu, Peygamber Efendimiz (a.s.) tarafından somut örneklerle açıklanmıştır:
Gerçek Sahiplik: İnsanoğlunun “Malım, malım!” diyerek sahiplendiği servetten hakikatte kendi istifadesi yalnızca üç yolladır: Yiyip tükettiği, giyip eskittiği ve Allah rızası için sadaka olarak önden gönderdiği. Bunların dışındakiler geride kalır ve mirasçılara terk edilir (Müslim, Nesâî, Tirmizî).
Mirasçının Malı vs. Kendi Malı: Akıllı insan, sağlığında hayra dönüştürüp ahirete yatırdığı malı kendi öz malı kabul eder. Biriktirilip harcanmayan servet ise aslında kendisinin değil, mirasçılarının malıdır (Buhârî, Nesâî).
Sahabe-i Kiram, Hz. Peygamber’in (a.s.) dünya malına dair tavsiyelerini hayatlarının merkezine yerleştirmiş ve fazlasından her zaman endişe duymuşlardır:
| Konu | Hadis-i Şerif Hükmü ve Ölçüsü |
| Dünyaya Bağlanma Tehlikesi | Kendi imkanlarını aşan çiftlik ve aşırı gayrimenkul edinimi, kalbin dünyaya bağlanmasına yol açacağı için ikaz edilmiştir. |
| Yeterli İhtiyaç Miktarı | Bir mümin için dünyalık olarak bir binek ve hizmetçi edinmeye yetecek kadar rızık ve imkan kafidir. |
| Sahabenin Hassasiyeti | Ebu Hâşim b. Utbe (r.a.), vefat ederken geride bıraktığı servetin topu topu 30 dirhem olmasına rağmen Resûlullah’a (a.s.) verdiği azla yetinme sözünü tutamama korkusuyla gözyaşı dökmüştür. |
Mümin için servet bir gayret ve böbürlenme aracı değil; hayır yolunda harcanmak, ihtiyaç sahiplerine el uzatmak ve ahiret azığı hazırlamak üzere verilmiş bir emanettir.