Ona sınır koymakta zorlanıyor musunuz? Her zaman ve her koşulda çocuğunuzun istediği mi oluyor? Peki ya artık bu duruma bir “dur” deme zamanı gelmedi mi?
Çocuğunuzun bağımsız olma ve kendi taleplerine göre hareket etme isteği sizi korkutmasın. Bu durum, pek çok anne-babanın ortak dertlerinden biridir. Yapılması gereken ise oldukça nettir: Onu kırmadan, isteklerine sağlıklı sınırlar çizmeyi öğretebilmek.
Mavi Pedagojik ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi’nden Psikolog Emre Altınel, evde küçük bir patron edasıyla dolaşan miniklerin anne-babalarına rehberlik edecek çok önemli bilgiler verdi.
Bir evde sadece çocuğun isteklerine odaklı yaşanması, anne-babanın çocuk tarafından kontrol edildiği anlamına gelir. Evde ebeveynlerini yönetebildiğini fark eden çocuk, bu gücü dış dünyaya da taşımak ister. Ancak bu durum beraberinde ciddi sosyal problemleri getirir:
Arkadaş İlişkilerinde Uyumsuzluk: Evde yönetmeye alışmış çocuklar, okulda veya sokakta arkadaşlarıyla oynarken kuralları sadece kendileri koymak isterler. Oyunun ne zaman başlayıp biteceğine kendileri karar vermek isteyeceğinden, arkadaşları tarafından dışlanabilirler.
Düşük Hayal Kırıklığı Eşiği: Her istediği yapılan çocuk, dış dünyada ilk “hayır” cevabıyla karşılaştığında derin bir mutsuzluk ve uyum sorunu yaşar.
Ebeveyn İlişkisinde Çatışma: Çocuğun bitmek bilmeyen talepleri, anne ve babanın hem kendi aralarındaki ilişkiyi hem de ebeveynlik rollerini yıpratır.
Çocuklar ilk olarak 2 ile 4 yaş arasında çevrelerindeki nesneleri ve insanları kontrol edebileceklerinin farkına varırlar. Bu farkındalıkla birlikte inatlaşmalar ve kendi istediğini yaptırma çabaları baş gösterir.
Yaptığı davranışlarla anne-babasını mutlu ya da huzursuz edebildiğini gören çocuk, insan ilişkilerinde büyük bir güce sahip olduğunu düşünür. Ebeveynler bu durum karşısında kontrolü kaybettiklerini hissederek çocukla gereksiz bir güç savaşına girebilirler.
Eğer bu dönemde sağlıklı çocuklarda sınır koyma yöntemleri uygulanmazsa, benzer inatlaşmalar ergenlik döneminde çok daha sert ve yıkıcı bir şekilde geri döner.
Ergenlik, hem genç hem de aile için rehberliğe en çok ihtiyaç duyulan kritik bir geçiş evresidir. Büyüyen ve özgürleşen genç, artık hayatının tek patronu olmak ister.
Eğer ailedeki kurallar çok katı ve esneklikten uzaksa, ergenin asi ve tepkisel davranışları da o kadar artar. Kendisine dışarıdan müdahale edilmesini istemeyen genç, konulan her kuralı delmeye ve sınırları protesto etmeye hazırdır.
Ancak bir yandan da kendi bedenindeki ve ruhundaki bu hızlı değişime yabancı olduğu için güvenebileceği, kendisini yargılamadan dinleyecek sağlam bir rehbere ihtiyaç duyar.
Evdeki çaresizlik hissini ortadan kaldırmak ve sağlıklı bir aile dengesi kurmak için ebeveynlerin şu adımları izlemesi gerekir:
Sınır koymanın ilk kuralı anne ve babanın ortak bir dille hareket etmesidir. Annenin “hayır” dediğine baba “evet” derse, çocuk bu boşluğu kendi kontrolü için kullanmayı çok hızlı öğrenir.
Kurallarınız demir gibi sert olmamalıdır. Çocuğa yaşına uygun sorumluluklar vererek, bu sınırlar içinde özgürce deneyim kazanmasına fırsat tanıyın. Güvenli bir oyun alanı yaratmak, onun kendini keşfetmesini sağlar.
Sınır koymak bağırmak, cezalandırmak ya da baskı kurmak değildir. Çocuğunuza onu çok sevdiğinizi hissettirirken, kuralların herkesin huzuru için gerekli olduğunu sakin ama kararlı bir ses tonuyla açıklayın.
Özellikle ergenlik dönemindeki çocukların isteklerini, dertlerini ve asiliklerinin altındaki kaygıları duymaya çalışın. Evde patronun o olduğunu düşünerek çaresizliğe kapılmak yerine, onun dönemini anlamaya çalışan güvenli bir liman olun.
Unutmayın; çocukların evde aradığı şey sınırsız bir özgürlük değil, kendilerini güvende hissettirecek tutarlı sınırlardır. Doğru sınırlar, geleceğin mutlu ve uyumlu bireylerini yetiştirmenin en temel anahtarıdır.
Psikolog Emre Altınel