Yabancı bir ortama girildiğinde bazı çocukların çekingen davranıp başlarını öne eğdiklerini, hatta hemen annelerinin arkasına saklandıklarını sıkça görürüz. Böyle anlarda ebeveynlerden genellikle şu tanıdık sözleri duyarız:
“Çocuğum niye utanıyorsun? Bak teyze sana bir şey soruyor, cevap versene!”
Ancak bu zorlayıcı yaklaşım çocuğun daha çok utanmasına ve içine kapanmasına neden olur. Peki, çocuklar neden utanır? Çocuklarda utangaçlık nedenleri nelerdir ve ebeveynler bu süreçte nasıl bir yol izlemelidir?
Mavi Pedagojik ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi’nden Pedagog Duygu Çalışır, çekingen çocuklara yaklaşım rehberini ve bu duygunun kökenlerini sizler için anlattı.
Utanma duygusunun temelinde, aslında tehlike karşısında kendini koruma ve saklanma güdüsü yatar. Utangaçlık, bebeklerde henüz 6 ay ile 1 yaş arasındayken yabancı birini gördüklerinde yüzlerini annelerinin göğsüne gizlemeleriyle başlar.
Çoğu bebek güven hissettikten sonra yabancıyı incelemeye başlarken, bazı bebeklerde korku ve saklanma eğilimi devam eder.
Utangaçlığın en yoğun görüldüğü dönem 3-6 yaş arasıdır. Bu yaşlar, çocuğun bireyselleştiğini fark ettiği ve başkalarının kendisi hakkındaki düşüncelerini önemsemeye başladığı kritik bir dönemdir. Çocuk, çevresindekilerin gözünde komik veya beğenilmeyen bir duruma düşmekten korktuğu için çekingen davranabilir. Bu durum, yaşın getirdiği oldukça doğal bir tepkidir.
Utangaçlığın ortaya çıkmasında genetik yatkınlık, mizaç, aile içi tutumlar ve sosyal çevre yetersizliği gibi pek çok etken rol oynar.
Çocuk büyüdükçe yabancı korkusu genellikle azalır ve zamanla kaybolur. Ancak bazı çocuklarda bu kaygı durumu yaşam boyu sürebilir. Yapılan araştırmalar, utangaçlığı devam eden çocukların tehlike algılarının daha yüksek ve kaygılı bir yapıya sahip olduğunu göstermektedir.
Utangaçlığın pekişmesinde anne-baba tutumları çok büyük bir yer kaplar:
Aşırı Kaygılı Ebeveynler: Tehlike sinyali eşiği düşük olan anne-babalar, çocukları üzerinde aşırı korumacı bir baskı kurarak onları utangaçlığa yatkın hale getirirler.
Baskıcı Aile Ortamı: Çocuğun fikrini söyleyemediği, sürekli susturulduğu ve itiraz hakkının olmadığı sert aile ortamlarında güven duygusu gelişemez.
Aşırı Korumacılık: Çocuğun yerine her işi yapan, onun adına konuşan ailelerde bağımsız hareket etme becerisi gelişmediği için utangaçlık kaçınılmaz olur.
Sosyal Alan Yetersizliği: Yeni insanlarla tanışma ve farklı ortamlara girme fırsatı bulamayan çocuklar, sosyal ortamlarda ciddi çekingenlik yaşarlar.
Çocuklarda utangaçlık belirtilerini gözlemlemek yetişkinlere göre çok daha kolaydır. Utangaç bir çocuk genellikle şu davranışları sergiler:
Yabancı bir ortamda yüzünü kapatır, anne-babasının arkasına saklanır.
Kıyafetleriyle oynar veya sürekli elini ağzına götürür.
Yaşıtlarıyla iletişim kurmakta ve sosyal etkinliklere katılmakta zorlanır.
Rutinlerinin değişmesinden ve yeniliklerden hoşlanmaz.
Başkalarının önünde bir performans sergilemekten (şarkı söylemek, şiir okumak gibi) kaçınır.
Ebeveynlerin sergileyeceği doğru yaklaşımlar, çocukların bu geçici süreci özgüvenle atlatmasını sağlar. İşte dikkat etmeniz gereken altın kurallar:
Zaman Tanıyın: Yeni ortamlara uyum sağlaması için ona baskı yapmayın, zamana ihtiyacı olduğunu kabul edin.
Zorlamayın ve Teşvik Edin: İstemediği bir ortama girmesi veya birileriyle konuşması için onu asla zorlamayın. Bunun yerine cesaretlendirin.
Etiketlemeyin: En büyük hatalardan biri çocuğun utangaçlığını başkalarının yanında konuşmaktır. “Bizimki de çok utangaç” gibi cümleler bu davranışı kalıcı hale getirir.
Eleştirmeyin ve Alay Etmeyin: Çekingen davrandığında onu suçlamaktan, eleştirmekten veya başkalarıyla kıyaslamaktan kesinlikle kaçının.
Onun Adına Konuşmayın: Biri çocuğunuza soru sorduğunda onun yerine hemen siz cevap vermeyin. Kendini ifade etmesi için ona alan açın.
Sosyal Ortamları Çeşitlendirin: Farklı sosyal ve kültürel ortamlarda bulunmasını sağlayarak yeni insanlarla temas kurmasına önayak olun.
Kendi Deneyimlerinizi Paylaşın: Küçükken sizin de benzer durumlarda nasıl hissettiğinizi ve bu durumla nasıl başa çıktığınızı onunla paylaşın.
Utangaçlık, erken yaşlarda müdahale edilmediğinde bireyin tüm yaşamını gölgeleyebilir.
“Utangaç olmak; kişinin sosyal yaşama uyum sağlamasını, ikili ilişkilerini, eğitim hayatını, okul başarısını ve ilerideki iş yaşamını doğrudan olumsuz etkiler. Okul öncesi dönemde bu belirtileri gösteren çocukların, özgüven kazanmaları ve sosyal becerilerini geliştirmeleri adına profesyonel destek almaları çok önemlidir. Erken yaşta destek almayan çocuklar, yetişkinliklerinde de yeniliklere kapalı, karar vermekte zorlanan ve çekingen bireyler olarak kalabilirler.”
Unutmayalım ki çocuklarımızın bu geçici kaygı duvarını aşması, bizlerin onlara sunacağı güvenli, sabırlı ve şefkatli yaklaşımda saklıdır.
Pedagog Duygu Çalışır